3
Yorum
11
Beğeni
5,0
Puan
68
Okunma

Cehenneme bir kamp kurdular
adı yoktu kampın,
numarası vardı.
Kıpkızıl günahlar örmüşüm
İnsanları isimlerinden soyup
sıralara dizdiler.
Bir tarafında susmak,
öbür tarafında unutmak vardı.
Gece olunca
projektörler yandı gökyüzünde,
yıldızları sorguya çektiler.
“Niçin hâlâ parlıyorsunuz?” diye.
Bir çocuk
avuçlarına sakladı ay ışığını.
Nöbetçi görmedi.
Bu eller benim ellerim cenneten kovuldular.
Sabaha karşı
bir adam düştü yere;
kimse kaldırmadı.
Çünkü herkes
kendi gölgesini taşımaktan
yorulmuştu.
İrin yüklü bakışlarından bu kaçıncı kaçışım..
Sonra uzaklardan
bir kadın sesi geldi:
“İnsan insana
bu kadar yabancı olmamalı.”
Kampın tel örgülerinde
ince bir çatlak oluştu.
Önce bir ses geçti içinden,
sonra bir el,
sonra binlerce suskunluk…
Cehennem sandıkları yerden
insanlık çıkıyordu.
Ve o gece
nöbetçiler ilk kez korktu.
Çünkü ateşin karşısında
ateşten daha eski bir şey vardı:
İnsanın özgür kalma inadına
benzeyen bir sabah.
Tükürükle boğulan ezilen lanetlenenler…
5.0
100% (6)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.