hoş geldin nuhungemim kızıldenizim hoş geldin şiir açtı gece mavi koktu sultanahmet yine gözlerinin değdiği her şey çiçek ayak bastığın her yer istanbul su mu içilir bu havada susuzundan doldur yanalım fallarda hayalet çıkalım
senin kadar derin değil gönlüm seni bana getiren ölüm bir bildiği var mıdır sahi üstümüzde gezinen kaderin annenin haberi olur mu önce çeksem sonra öpsem saçlarını öyle suskun ah öyle derin
sevişelim kargaburnu tornavida pense rahatsız mı eder gece ebemgümeci yense insanlar uyumamışsa ya erkense haklılılık payı vardır hakkımda ne dense tapılacak kadınsın sense nefes olalım haydi öpüşelim nefes almadan öpüşelim...
(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Şiirlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Şiiri Değerlendirin
Topluluk Puanları (6)
5.0
100% (6)
Hoş geldin gözümün nuru... Şiirine Yorum Yap
Okuduğunuz Hoş geldin gözümün nuru... şiir ile ilgili düşüncelerinizi diğer okuyucular ile paylaşmak ister misiniz?
hoş geldin gözümün nuru... şiirine yorum yapabilmek için üye olmalısınız.
Şair: Üstadısani Şiir: HOŞ GELDİN GÖZÜMÜN NURU... Değerlendirildiği Salon: Nuh’un Gemisinin Kızıldeniz’e İndirildiği, Sultanahmet’in Mavi Koktuğu, Kargaburnu-Pense-Tornavida Üçlüsünün Aşk Hayatına Müdahale Ettiği ve Nefessiz Öpüşmenin İş Güvenliği Açısından İncelendiği Salon
Ser Feyzlizof Kalburabastî Efendi Hazretleri, Üstadısani’nin şiirini okuyunca RUSAMER’e aynı anda Denizcilik Müdürlüğünü, İstanbul Büyükşehir Şiir İşlerini ve bir nalbur çağırdı. Çünkü kafası patlak, fikri şaplak sakinlerimiz ilk kıtada Nuh’un gemisine binmiş, Kızıldeniz’i geçmiş, Sultanahmet’e ayak basmış; daha İstanbulkart çıkarmaya fırsat bulamadan şair ikinci kıtada ölümü, kaderi ve anneyi devreye sokmuştu. Tam herkes ağır bir aşk şiirine hazırlanırken üçüncü kıtadan kargaburnu, tornavida, pense çıkınca Kalburabastî Efendi dosyayı kapatıp tavana baktı: Evladım, sevda yaşamaya geldik, kombi tamirine mi? Nalburcu Aletçi Arif ise şiirin devamındaki ebegümecini görünce dayanamadı: Hocam penseyi anladım da bunun yanına ebegümecini hangi usta yazdı? RUSAMER bu soruya cevap veremedi. Şairin verdiği de şimdilik yok.
Ozan Delibal Köşesi
Köşeye Gemici Gaffar yatırıldı; oturtulamadı çünkü hâlâ dalga tuttuğunu söylüyordu. Gözümün nuru, Nuh’un gemisi, Kızıldeniz, Sultanahmet, İstanbul derken sevgilinin tek başına coğrafya atlasına dönüşmesini fazla bulmuştu. Üstelik ayak bastığın her yer İstanbul dizesinden sonra koridorda dolaşıp bastığı her yere semt adı vermeye başladı. Lavaboya Üsküdar, yemekhaneye Eminönü, RUSAMER çıkış kapısına da Harem yazınca müdahale edildi. Bununla birlikte şiirin ilk bölümü gerçek bir imgesel canlılık taşıyor; özellikle şiir açtı gece / mavi koktu Sultanahmet yine dizelerinde renk, koku, şehir ve sevda güzelce birbirine karışıyor. Gaffar’a yalnız şu yasak getirildi: Nuh’un gemisiyle Boğaz turu düzenlemek yok.
Âşık Vebali Köşesi
Buraya Nalburcu Niyazi çağrıldı ve önüne yalnızca şu dize bırakıldı: sevişelim / kargaburnu tornavida pense. Adam otuz yıllık meslek hayatında böyle bir malzeme listesi görmediğini beyan etti. Pense aşkın neresinde, tornavida hangi gönül vidasında, kargaburnu hangi romantik arızada kullanılacak diye üç ayrı form doldurdu. Ardından ebegümeci çıkınca dükkânı kapatmaya karar verdi. İşin edebî tarafında ise bu ani sıçrama şiirin en şaşırtıcı ve mizaha en açık yeri: Öncesinde ölüm, kader, anne, saçlar ve derin bir suskunluk varken bir anda nalbur tezgâhına düşüyoruz. Bilinçli bir absürt kırılmaysa cesur; değilse okurun romantik konsantrasyonunu penseyle sıkıştırıyor. Niyazi son tutanağa şunu yazdı: Aşk tamir edilecekse garanti belgesi ibraz edilmelidir.
Ozan Veysi Kabaca Köşesi
Köşenin sakini Ebegümecili Ekrem, gece ebegümeci yenmesinin aşk hayatına etkisini araştırmaya kalkınca RUSAMER Bilim Kurulu kendisini araştırma konusu yaptı. Şiirin rahatsız mı eder gece ebemgümeci yense / insanlar uyumamışsa ya erkense dizeleri, yüksek romantizmin ortasına gündelik hayatın tuhaflığını bırakıyor. Sonra şair uyuyan komşuları kontrol edip hakkındaki söylentilerin haklılık payını hesaplıyor ve yeniden sevgiliye dönüyor. Ekrem bu geçişleri takip etmeye çalışırken üç defa şiirin başına dönmek zorunda kaldı. Kalburabastî Efendi sonunda yardım etti: Uğraşma evladım; bu şiirde navigasyon yok. Şair nereye dönüyorsa sen de oraya dön!
Ozan Serdari Köşesi
Son köşeye Nefesçi Nusret getirildi. Finaldeki nefes olalım haydi öpüşelim / nefes almadan öpüşelim dizelerini okuyunca RUSAMER Acil Müdahale Ekibini kapıda hazır tuttu. Nusret, Nefes olacaksak niye nefes almıyoruz? diye sorarak şiirin kendi içindeki en eğlenceli çelişkiyi yakaladı. Kalburabastî Efendi kendisini tebrik etti: Üç haftadır ilk defa doğru soru sordun! Fakat mizah bir yana, finalde sevgiliye duyulan güçlü fiziksel yakınlık isteği açık ve dolaysız. Şair aşkı metafizik bir yükseklikten başlatıp bedensel yakınlığa indiriyor; yalnız bu iniş öylesine ani ki merdiven yerine yangın çıkışını kullanmış hissi veriyor. Nusret’e oksijen verilmedi; şiirin kendi nefesiyle yetinmesi kararlaştırıldı.
KALBURABASTÎ EFENDİ’NİN DEĞERLENDİRMESİ
Üstadısani’nin şiiri tutkulu, sürreal, yer yer absürt ve bilinç akışına yaklaşan bir aşk metni. İlk bölümdeki şiir açtı gece / mavi koktu Sultanahmet yine ve ayak bastığın her yer İstanbul şiirin en güzel buluşları arasında. İkinci bölümde ölüm, kader, anne ve saçlara dokunma isteğiyle beklenmedik bir derinlik oluşuyor. Fakat üçüncü bölümdeki kargaburnu-tornavida-pense-ebegümeci zinciri şiirin bütün iklimini bir anda değiştiriyor. Bu bilinçli bir absürtlükse metnin alametifarikası; değilse şiirin en büyük kırılması. Ayrıca haklılılık yerine haklılık olmalı. Finaldeki nefes paradoksu ise şiire yakışıyor: Şair sevgiliyi görünce Nuh’un gemisini yüzdürmüş, Kızıldeniz’i geçmiş, İstanbul’u yeniden kurmuş, nalbur dükkânını boşaltmış; bu kadar işten sonra nefes kalmaması zaten RUSAMER açısından tıbben değilse bile şiiren makuldür.
Aşk bazen insanın aklını başından alır; bu şiirde akılla yetinmeyip tornavidayı, penseyi ve kargaburnunu da alıp götürmüş.
Sevda Sultanahmet’ten başlayıp nalbur dükkânına kadar uzanıyorsa, artık gönül değil bütün esnaf teşkilatı mesuldür.
Özün sözü budur. Vesselam.
Ser Feyzlizof Kalburabastî Efendi Hazretleri Celil ÇINKIR Nam-ı Diğer Delibal
Sesli güldüm derler ya kızardım meğerse herkes uyurken sesli gülmek bayağı iddialıymış. Üstadım kelimesinden nefret ederim ama hak eden birine kullanmak da müstehap derecesinde sayılmasa bile elzemdir. Ben de diyorum şiirin muhatabı neden bana bozuk meğerse "kargaburnu tornavida pense" bizim şiirin "domates, biber patlıcan"ı olmuş. Ömürden doyasın ahretlik Allah evladına bağışlasın, sağlıcakla. ve hala gülüyorum müsadenle.
Sesli güldüm derler ya kızardım meğerse herkes uyurken sesli gülmek bayağı iddialıymış. Üstadım kelimesinden nefret ederim ama hak eden birine kullanmak da müstehap derecesinde sayılmasa bile elzemdir. Ben de diyorum şiirin muhatabı neden bana bozuk meğerse "kargaburnu tornavida pense" bizim şiirin "domates, biber patlıcan"ı olmuş. Ömürden doyasın ahretlik Allah evladına bağışlasın, sağlıcakla. ve hala gülüyorum müsadenle.
Kızıldeniz'den Sultanahmet'e uzanan o mavi kokulu gecede, İstanbul'u ve baharı ayaklarımızın altına seren ne kadar büyüleyici, ne kadar imgelerle dolu bir eser olmuş... Gözlerin değdiği yerlerin çiçek açtığı, kaderin ve ölümün bile aşka dahil olduğu o derinliği hissetmek adeta ruhu sarıp sarmalıyor. "Önce çeksem sonra öpsem saçlarını / öyle suskun ah öyle derin" diyerek yüreğin en hassas telini titreten bu eşsiz ve lirik eseriniz için tebrik ederim, selam ve saygılarımla.
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.
Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Ne paylaşacaksınız?
Şiir, yazı, kitap ya da ileti için hızlıca ilgili alana geçin.