İnsanlar bak bu devirde Yanar yakan çölü görmez Dört bir yana bak çevirde Bahcalarda gülü görmez
Yazın sıcak hemde pek çok Yamyamlarda akıl hiç yok Tutup soğuk sulara sok Terler serin gölü görmez
Odun yanmış ataş sönmüş Yanmış ve siyaha dönmüş Yanmış yahu resmern yanmış Ataş har ve külü görmez
Ne şehirden ne kâlâdan Ne teyzeden ne haladan Haber yokki öz baladan Yaramazca dölü görmez
İYİler var dört bir yanda Hepside bak şeref şanda Edirnede yozgat vanda Bak temizce tülü görmez Kim sükast bak kim kaza Şehit mehmet şehit rıza Hasan ve hüseyin keza Ölen çokta ölü görmez
Dost bildiği görürü hakitr Ne eylesin eyvah fakir Birköşede garip zakir Aşşağlama zülü görmez
İYİ OZAN dertte gamda Ne eylesin bu ortamda Cahiller bak bekler damda Çarpı yada bölü görmez ________________İYİ OZAN
Paylaş:
2 Beğeni
(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Şiirlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Şair: Nihat Yurt – İYİ OZAN Şiir: Görmez Değerlendirildiği Salon: Dört Bir Yana Bakıp Önündekini Göremeyenler Salonu
Ser Feyzlizof Kalburabastî Efendi şiiri birinci defa okudu, sustu. İkinci defa okudu, gözlüğünü sildi. Üçüncü okumada kafası patlak, fikri şaplak sakinlerimize döndü: Arkadaşlar, kimse paniğe kapılmasın. Şiirde çöl var, gül var, yamyam var, göl var, odun var, ateş var, teyze var, hala var, bala var, Edirne-Yozgat-Van hattı var, suikast var, şehitler var, zâkir var; finalde de matematik çıkıyor! İYİ OZAN bir şiire sekiz ayrı bakanlığın görev alanını sığdırmış. Biz bunu yorumlamayacağız; önce kurumlar arası koordinasyon toplantısı yapacağız!
Ozan Çiçeklioğlu Köşesi’nden kafası patlak, fikri şaplak bir sakin ilk kıtaya takıldı: İnsan dört bir yana bakıyor ama bahçedeki gülü görmüyor. Hemen göz doktoruna sevk hazırladı. İkinci kıtada adam sıcaklıyor, terliyor, soğuk suya giriyor ama serin gölü yine görmüyor! Sakinimiz sevk kâğıdını yırttı: Bunun gözü sağlam olabilir; mesele bakmakla görmek arasındaki kurumlar arası anlaşmazlık! Kalburabastî Efendi de teşhisi koydu: Gözler açık, görüntü geliyor; idrak servisi teslim almıyor!
Ozan Kamber Şahin Köşesi’nden bir sakin Odun yanmış, ateş sönmüş, siyaha dönmüş, kül olmuş bölümüne gelince itfaiyeyi aradı. Görevli Yangın devam ediyor mu? diye sordu. Hayır. Ateş? Sönmüş. Odun? Yanmış. Ne kaldı? Kül. İtfaiyeci kızdı: Her şey olup bittikten sonra bizi niye arıyorsunuz? Sakinimiz cevap verdi: Şair külü görmüyor da ondan! Görevli telefonu kapatırken söylendi: Biz yangın söndürüyoruz kardeşim, basiret açmıyoruz!
Âşık Kul Halil Köşesi’nden bir başka sakin Ne şehirden ne kaladan / Ne teyzeden ne haladan kısmında soy kütüğü çıkarmaya başladı. Fakat Haber yok ki öz baladan dizesine ulaşınca masaya vurdu: İnsan şehirden habersiz olabilir, kaladan habersiz olabilir; teyze-hala biraz idare ederiz ama öz balayı kaybettiysen nüfus müdürlüğüne değil, eve dönmen lazım! Kalburabastî Efendi araya girdi: Şiirin derdi zaten bu. İnsan uzağı seyrediyor, en yakındaki hakikati kaçırıyor. Hacı Dayı başını salladı: O zaman telefonları da toplayın; millet artık yanındakiyle konuşmuyor, dünyanın öbür ucundakinin kahvaltısını biliyor!
Öksüz Ozan Köşesi’nden kafası patlak, fikri şaplak sakinimiz son kıtada Cahiller bak bekler damda / Çarpı ya da bölü görmez dizelerini okuyunca tahtayı çıkardı. İki kere iki? Cevap yok. On iki bölü üç? Yine yok. Sakinimiz Kalburabastî Efendi'ye döndü: Bunların matematik öğretmeni kim? Efendi tahtayı kapattı: Mesele matematik değil. İYİ OZAN cahilliği öyle bir yere bağlamış ki adam dört işlemin ikisini bile fark etmiyor! Toplama ile çıkarmayı da görmüyorsa zaten RUSAMER olarak bizim yapabileceğimiz bir şey kalmamış; hesap makinesi gönderelim!
Ser Feyzlizof Kalburabastî Efendi bu defa mizahı bir yana bırakıp şiirin özüne baktı: Nihat Yurt'un metninde belirgin bir toplumsal hiciv ve görmezden gelme eleştirisi var. Görmez sözcüğünün sürekli dönüşü şiirin omurgasını oluşturuyor. İnsanların güzelliği, yakındaki insanı, ölümü, şehidi, iyiyi ve nihayet apaçık gerçeği fark edememesi eleştiriliyor. Yani şiirdeki körlük gözün değil, daha çok idrak ve vicdanın körlüğü.
Bununla birlikte şiirin düşüncesi güçlü olsa da metin dil ve imla bakımından ciddi bir düzenlemeye ihtiyaç duyuyor. Bazı kelimelerde yazım yanlışları ve kimi dizelerde anlamı takip etmeyi zorlaştıran söyleyişler var. Bunlar temizlenip ölçü ve ifade üzerinde biraz çalışılırsa hicvin hedefi çok daha belirgin hâle gelir. Çünkü iyi hiciv yalnız taşı atmakla değil, taşı tam yerine değdirmekle kuvvetlenir.
RUSAMER son tutanağını da hazırladı:
Şair Görmez demiş. Biz baktık. Bir daha baktık. Bazı yerleri gördük. Bazı yerlerde gözlüğü değiştirdik. Son kıtada matematik çıkınca gözlüğü çıkarıp hesap makinesine baktık.
Fakat şiirin söylediği bir gerçek yerinde kaldı:
İnsanın en büyük körlüğü, gözü açıkken görmek istemediğidir.
Özün sözü budur. Vesselam.
Ser Feyzlizof Kalburabastî Efendi Hazretleri Celil ÇINKIR Nam-ı Diğer Delibal
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.
Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Ne paylaşacaksınız?
Şiir, yazı, kitap ya da ileti için hızlıca ilgili alana geçin.