Hacı Bektaş-ı Veli’nin kadın haklarına ve kadın-erkek eşitliğine dair yüzyıllar öncesinden verdiği mesaj.
Muhabbet meclisinde dişi erkek mi sorulur Kadındır irfânın güneşi kalplerde oturur Niyâz eyler erenlerin her bir cana hürmetle Câhil olan insanı ayıranlar yerde durur Okuttun ki kadınları aydınlansın bu cihan Kadınlarla millet yükselir ilimle bulunur Hak katında erkişiyle kadın birdir ey yürek Ne üstünlük vardır ne de bir eksiklik bulunur Zülâli der adâletle bakarsan bu âleme Kadında saklıdır hikmet-i Hak gözle görülür
(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Şiirlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
"Klasik gazel formunun zarafetiyle insanı, adaleti ve kadının irfani değerini muazzam biçimde birleştiren çok kıymetli bir eser. Erenlerin er ve dişi ayırmayan hoşgörüsünü ve ilimle yükselen toplum bilincini dize dize işlemek edebi açıdan son derece gurur verici. Tülay Aslan (Zülâli), Hak katındaki eşitliği ve kadındaki hikmeti usta işi bir dille aktarmış. Kalemine ve yüreğine sağlık."
Bu dizeler muhabbet meclisinde dişi erkek ayrımı sormadan kadını irfanın güneşi olarak yüceltiyor
Erenlerin her cana hürmetle niyaz ettiğini cahil ayırıcıların yerde kaldığını kadınların aydınlanmasıyla cihanın ve milletin yükseleceğini hak katında erkekle kadının bir olduğunu üstünlük ya da eksiklik bulunmadığını Zülâli nin adaletle bakınca kadında saklı hikmeti göreceğini anlatarak eşitlik ve saygı dolu bir bakış sunuyor
Kısacası kısa ama net bir dille kadının bilgelik ve adalet kaynağı olduğunu vurgulayan samimi bir hece şiiri niteliği taşıyor.
Değerli Tülay Aslan. Bu dizeler, birer ayna gibi... Yalnızca birer kelime dizisi değil; insanın, erkeğin ve kadının, ilmin ve irfanın, adaletin ve hakikatin iç içe geçtiği derin bir nefesi yansıtıyor. Zülâli’nin dili, yüzeydeki cinsiyet tartışmalarının çok ötesine uzanıyor; varlığın özüne, kalbin ve aklın birleştiği yere iniyor. Muhabbet meclisinde “dişi mi, erkek mi” diye sorulmaz. Çünkü o meclis, bedenin sınırlarını aşmıştır. Orada sorulan tek şey, kalbin ne kadar açık olduğudur. İrfanın güneşi kadındır; çünkü o güneş, kalplerde oturur. Erkek zihinle, mantıkla, kılıçla, dil ile dünyayı biçimlendirmeye çalışırken; kadın, o dünyanın içine ışık düşürür. Işık görmeden şekil anlamsızdır. Kadın, irfanı taşıyandır; çünkü o, varlığın en mahrem yerinde, kalbin derinliğinde yaşar. Güneş gökte değildir yalnızca; kalpte de doğar. Ve o doğuş, çoğu zaman kadın eliyle, kadın nefesiyle, kadın sabrıyla gerçekleşir. Erenler niyaz eder; her cana hürmetle. Cahil olanı ayıranlar ise yerde kalır. Burada keskin bir çizgi çekiliyor: Gerçek erenlik, ayrım yapmamaktır. Cahillik, insanı “erkek” ya da “kadın” diye ayırmaktır. Oysa hakikat, her canı aynı değerde tutar. Ayıranlar, kendi cehaletlerinin ağırlığı altında toprağa yapışır. Yükselenler ise, o ayrımı unutanlardır. “Okuttun ki kadınları, aydınlansın bu cihan.” Bu mısra, bir emir gibi değil; bir keşif gibi. Kadını aydınlatmak, dünyayı aydınlatmaktır. Çünkü millet, yalnızca erkeklerin omuzlarında yükselmez. Kadınların ilmi, milletlerin gerçek yükselişidir. İlmi bulmak, kadını bulmakla mümkündür. Bilgi, sadece kitaplarda değil; kadının bakışında, sabrında, sezgisinde, fedakârlığında da saklıdır. O bilgi, toplumun damarlarına işlediğinde, millet gerçekten yükselir. Ve en derin nokta: “Hak katında erkişiyle kadın birdir.” Ne üstünlük, ne eksiklik. Bu, basit bir eşitlik söylemi değildir. Bu, ontolojik bir gerçektir. Yaratılışta, Rabb’in katında, ruhların aslı birdir. Bedenler farklıdır; roller farklıdır; ama öz, aynıdır. Üstünlük iddiası, insanın kendi gölgesine âşık olmasıdır. Eksiklik vehmi ise, kendi ışığını inkâr etmesidir. Hakikatte ikisi de yoktur. Sadece birlik vardır. Zülâli’nin son sözü, her şeyi taçlandırır: Adaletle bakarsan bu âleme, kadında saklıdır hikmet-i Hak. Gözle görülür. Hikmet, kadın bedeninde, kadın ruhunda gizlenmiştir. Çünkü yaratılışın en derin sırrı, “rahim”dedir; yani merhametin, oluşun, doğuşun merkezinde. Kadın, o sırrın taşıyıcısıdır. Adaletle bakıldığında, bu sır görünür hâle gelir. Adaletsiz bakıldığında ise, yalnızca beden görülür; hikmet kaybolur. Bu şiir, bir savunu değil; bir hatırlatmadır. İnsanı, kendi cehaletinden uyandırmaya çağırır. Kadını yüceltmek için erkeği küçültmez; erkeği yüceltmek için kadını unutmaz. Her ikisini de, aynı ışığın iki yüzü olarak gösterir. Ve der ki: Gerçek irfan, o iki yüzü bir arada görmektir. Kalpte oturan güneşi fark etmektir. Ayrımı bırakıp, birliği yaşamaktır. Zülâli’nin sesi, yüzyılların ötesinden geliyor ama bugünün en derin yarasına dokunuyor. Çünkü hâlâ, birçok yerde “dişi mi erkek mi” diye soruluyor. Oysa sorulması gereken tek şey şudur: Kalbin, irfana ne kadar açık? Sizi dostça ve ermişlerin (Aşk ile) kutsallaştırdığı manayla selamlıyorum.
“Yüzyıllar öncesinden bugüne ulaşan bir anlayışın mısralara işlenmiş hâli… Kadını yalnızca yücelten değil, onu insanın ve toplumun irfanında, ilminde ve yükselişinde asli bir yere koyan çok anlamlı bir şiir. ‘Hak katında erkişiyle kadın birdir’ dizesi, şiirin de düşüncenin de özünü taşıyor. Hacı Bektaş-ı Velî’nin insan merkezli gönül anlayışını hatırlatan bu güzel çalışmayı gönülden kutluyorum. Kaleminiz ve yüreğiniz daim olsun.” 🌿🙏🏻
Hünkara sorarlar Yanınızdaki kadın eşiniz mi? O vakur duruşla itiraz eder HAYIR EŞİTİM
İşte insanın bakışındaki erdemlilik. Anadolu kültüründen esinlerle güzel bir şiir düşürmüş sayfaya. Keyifle okudum Tülay hanım . Okurken kendime sordum Acaba dedim o günlerden geride miyiz ; İlerde miyiz ? Yanıtım olumsuz (((
Kadının irfanını, ilmini ve toplumdaki yerini gazel havasında güçlü biçimde anlatmış Tülay hanımefendi. “Muhabbet meclisinde dişi erkek mi sorulur” dizesi eşitlik düşüncesini çok güzel dile getiriyor. Kutluyorum hanımefendi, kalbi selamlarımla.
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.
Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Ne paylaşacaksınız?
Şiir, yazı, kitap ya da ileti için hızlıca ilgili alana geçin.