0
Yorum
0
Beğeni
0,0
Puan
25
Okunma
Bu şiir, insanlık tarihi boyunca süregelen cehalet, adaletsizlik ve toplumsal yozlaşma konularını sarsıcı bir dille ele almaktadır. Şair, "Âdem" üzerinden tüm insanlığa seslenerek geçmişteki trajedilerden ders çıkarılmamasını ve erdemin yerini maddi kaygıların almasını eleştirmektedir. Metinde ekonomik zorluklar, ahlaki çöküş ve dinsel samimiyetsizlik gibi güncel sorunlar, Hypatia ve Madımak gibi tarihsel acılarla harmanlanarak sunulur. Eğitimin ve gerçek bilgeliğin eksikliği, toplumun içine düştüğü karanlığın temel sebebi olarak vurgulanmaktadır. Yazar, yoksulluk ve haksızlık karşısında sessiz kalan bireyi uyarırken, insan onurunun her türlü siyasi ve maddi menfaatin üzerinde olduğunu hatırlatır. Sonuç olarak eser, insanın özüne dönmesi ve vicdani bir uyanış yaşaması gerektiğini savunan toplumsal bir ağıt niteliğindedir.
Yürü bre Âdem, menzil çok uzak.
Akıl yok sende, geçmişten ders alacak.
Yürü bre Âdem, kalma gerilerde.
Nasılsa bulursun seni uyutacak.
Menzil dediğin aydınlığa varmak.
Niceleri çıktı bu yola, hülyalar kurarak.
Hiçbiri dönmedi arafta kaldı hepsi.
Yürü bre Âdem, menzil çok ırak
Biz topraktan geldik, diyor rivayet.
Biliyoruz gideceğimiz yer kara toprak.
Aç oku bre Âdem, nedir hayatın sırrı.
Yoksula ne, varsıla ne sorulacak.
Sen verdin baldıran zehrini ona.
Suçu anlatmaktı insanlığı sana.
Sende oradaydın bre Âdem.
Yaşamak için başvurmadı yalana.
Toprağı ekmeden sürmek gerekir.
Erdemin tohumunu eğitim yeşertir.
Hypatia yakılırken Cinaron meydanında,
İnsanın değil, hayvanın gözünden yaş gelir.
Ne çığlıklara kulaklar tıkandı.
Yürü bre Âdem, gözlerin kapalı.
Hangi derenin kurumadı çağlayanı.
Bereketsiz toprağın olur mu? hasadı.
Bütün hesaplar mahşere bırakılmış.
Ne kalmış şunun şurasında menzile.
Az biraz sabret bre Âdem.
Alacakmış kısa çöp hakkını kıyamette.
Bugüne dair söyleve gerek var mı?
Dünden belli değil mi? Bugünün geleceği.
Dinde değilmiş ahlakın DNA sı.
Gözümüz önünde verilir ekmek kavgası.
Veryansın ediyorum sanmayasın bre Âdem.
Lafımız yoktur içinde şeytan taşımayana.
Ne badireler yaşandı, hep budandı dallarımız.
Haykırdıkça sesimiz ondan vurur duvara.
Biz dedikçe ekmek kaç para usta.
Faiz neden enflasyon sonuca bağladılar
Bizim cebimizde yok ki beş para.
Koy çuvala vur duvara anladılar.
Haberler geçiyor her bir kanaldan.
Bazen gaz çıkarıyor Marmara’dan.
Uçacağız pike yapmasak yerlere.
Altın arıyoruz kaz dağında durmadan.
Hasat ediliyor zamanı gelen mekândan.
Belediyeden elli pide ikram, yanında ayran.
Arar oldu gözler, mevlit okunan bir mekân.
Kıymalı pide gibi görünüyor, her yere bakan.
Ellerinde fener Müslüman arıyorlar.
Açlık sınırı altında boğuşan insandan.
Hacılık zengin işi oldu derken.
Kurbanda sizlere ömür ardından.
Ve bu gün, Otuz bir kez açtı çiçekler.
Hatırlasan, ah unutmasan; kanar yürekler.
Madımak ta çığlığa keserken tenler.
Hani nerede? bre Âdem, aldığın dersler.
Fizyoloji nin kopernik’i diyorlardı ona.
Kan canlıdır dolaşır dedi damarlarda.
Yaş odunla yaktılar orta çağ engizisyonunda.
Yürü bre Âdem daha ne acılar var torbamızda
Erozyon nedir bilir misin? bre Âdem.
Toprak gider, çakıl kalır.
Sanmayasın, bu toprakla imtihandır.
Adamın hası gider, hamı kalır.
Beygirin fıtratıdır çifte atmak,
Eşeğe de düşmüş anırmak.
Her şey yerinde tamam, da
Mümkün değil insanı insandan ayırmak.
Giydirdin kaderimi, gel bağla yazımı.
Kime kul olacaksam, yaz alnıma bir/bir.
Yokuşa sür, düz ovada yolumu.
Saymakla bitmesin, dertlerim bir/bir.
İki torba kömüre yapma bizi hokkabaz.
Kaymak koy, bal koy, türkü de koy.
Varsıl da kaçar oldu kurbandan.
Yağsız yerinden et de koy biraz.
Bu yazıcılar kara mı yazar yazıyı.
Boyası mı biter sıra bize gelince.
Hiç mi kalmaz elinde karadan gayrı.
Alaca da olurdu lütfeylese.
Varsıl sofrasında çalınır sazımız.
İki duble rakıya meze olur acımız.
Can tene ağırlık verirken bize,
Kelaynak türkülerinde neden oynarız?
Acının hamurunu yoğuran ellerimiz.
Baştan aşağı bu balçık dünyada.
Ayda yıkanıp güneşte kurunsa,
Gitmiyor cehaletin kiri, kalıyor başımızda.
Görmediğin dersten var mıdır imtihan?.
Öğrenmeden nasıl ayrılır? Melekten şeytan.
Aldatması olsa da her bir şeyin.
Her seferinde duvara toslamaz ki insan.
Görmedin mi tabiatta sen.
Yeşermez ağaç Bahar gelmeden.
Bıçak gelmiş dayanmış kemiğe.
Diner mi sanırsın? Ekmek girmeden eve.
Utanma kötülüğün basamağında bulunur.
Merhamet yoksulundan beklemekse bunu.
Kaf dağında arayıp bulmaktır,
Yedi gencin kaybettiği yolu.
Difüzyona uğrasa da ahlakımız.
Yer bulamıyor haktan yana
Eskiden kızarırdı hırsızın yüzü.
Şimdi gururla bakıyor yarınlara.
YÜKLEM kırkına kadar sorar ÖZNE ye.
Bu kadardır süreç, beyni yüklemeye.
Sonrasında düşünce tarumar, sizlere ömür.
Değer mi zamanı ziyan etmeye.
Hayrullah Cırık 9 Mart 2024
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.