2
Yorum
1
Beğeni
5,0
Puan
59
Okunma

Yaşadığım dünyada, insanların görmediği bir hakikatin gölgesine rastladım.
O gün anladım ki mesele ne dünyanın yaşıydı ne de evrenin büyüklüğü.
Çünkü insan, içinde taşıdığı sonsuzluğu tanımadan evreni anlamaya kalkıyordu.
Herkes birbirini suçluyor, hakikati kendi diline mahkûm ediyordu.
Kimi kendini tanrılaştırıyor, kimi de tanrı adına konuştuğunu sanıyordu.
Oysa hakikat, ne insanın kibrine sığacak kadar küçüktü ne de bir dilin içine hapsedilecek kadar dardı.
Ne Tanrı insana büründü ne de insan, Tanrı olmaya yaklaşabildi. İnsanın en büyük yanılgısı, kendini hakikatin sahibi sanmasıydı; oysa insan, hakikatin yalnızca arayıcısı olabilirdi.
Sonra fark ettim ki, "İlle de insan" derken kastettiğim şey beden değil, vicdandı. İnsan olmak; hükmetmek değil, anlamaya çalışmaktı. Bilmek değil, öğrenmeye razı olmaktı. Kusursuz görünmek değil, kusuruyla yüzleşebilmekti.
Bu yüzden ilk kusur benden olsun.
Sizden daha kusurlu olduğum için değil; hiçbir insanın kusursuz olmadığını kendime de hatırlatmak için.
Çünkü insan, başkasının kusurunu gördüğü kadar kendi kusurunu görebildiği gün, hakikate ilk adımını atmış olur.
— Bawer Bager
5.0
100% (3)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.