12
Yorum
34
Beğeni
0,0
Puan
466
Okunma
Kırlangıç mevsimindeydik...
Ahhh...
Şu kahrolası kentin
arka kapısında yakalandım çocukluğuma!
Hangi peronun yalnızlığına sığınsam,
yetim ayın öksüz ışıkları vururdu gözlerime.
Hiç olmadık bir zamanda annemin gülüşü gelirdi aklıma;
hüzünlenirdi yüreğim.
Ve...
En çok da,
bir kasım sabahında
babamın yokluğu yakardı içimi.
Sırtımda çabuk büyümüşlüğümle,
saçlarıma karışmış rüzgâra,
cebimden çıkardığım düşlerimi verip
takas ederdim çocukluğumla.
Düş bu ya...
Bir çiçeğin özünden süzerdim zamanı.
Sarkaçlar altına tünemiş kırlangıçların umuduna bulardım kendimi.
Ne mutluluktu ama...
Zaten,
olası hayaller kurduğum katıksız ömrümde
bir tek çocukluğuma sahip çıkamadım.
Hurafe alışkanlıklarımdan,
boynu bükük suskunluklarımdan,
ömrümün derin uçurumlarından gittim.
Ve gitmek...
İnsanın sadece kendini terk etmesi oluyormuş...
Boşverdim.
Kandırdığım gitmelerdeki ucube düşlerimi,
onca talana,
onca ihanete,
bu kahrolası kentin damıtılmış acısına,
tırnaklarıma geçirdiğim suslarımla dayandım.
Bir tek
çocukluğumu armağan ederek kaldım
bu kahrolası kentin sessizliğinde.
Velhasıl...
Kırlangıç mevsimindeydik.
Kırık dökük,
hüzünlü...
Peri Feride ÖZBİLGE
11. 07. 2026
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.