9
Yorum
16
Beğeni
5,0
Puan
102
Okunma

Sabah,
usul usul
pencereden içeri süzüldü.
Oda ışıkla doldu;
havada yumuşak, ağır renkler
dans ediyordu.
Duvarlar,
çocukların eğri büğrü çizgileriyle parlıyordu;
mavi bacalı küçük ev,
gülen elmalı ağaç
ışığın içinde büyüyordu.
Çerçeveden taşan dere
sessiz bir kıpırtıyla
odaya doğru eğildi.
Resmin bahçesi
güneşte boy atıyordu.
Dere, yeni bir şarkının eşiğindeydi;
mırıldanıyordu.
Dağ, uzun omuzlarıyla
beyaz bulutları kucaklıyor,
gökyüzü genişliyordu.
Kalemler
kahkahalarla halının üstünde koşuyor,
kırmızı masadan salınıyor,
mavi duvardan kayıyordu.
Küçük kuzu,
sarı uçurtmasını
tavana kadar uçuruyor,
uçurtma ışığa değiyordu.
Kuş,
pencereden ışık dalları topluyor;
ışık avuçlarında çoğalıyordu.
Kafesi, güneşin sığdığı kadar genişti.
Civcivler gülüyordu;
ağacın ardında
utangaç bir tilki bekliyordu.
Gün,
odada boy atıyor,
bahçede koşuyor,
derede parlıyor,
dağın tepesine
sessizce konuyordu.
Oda,
oyunla ve hayalle doluydu;
küçük ellerle canlanmış,
sabahın kalbinde açan
aydınlık bir dünyaydı.
5.0
100% (14)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.