(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Şiirlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Baktım da yüzüne güllerin solmuş cümlesiyle başlaması, sanki yıllar sonra birinin yüzüne bakıp ne kadar çok şeyin geçtiğini fark etmek gibi. Ömür gelip geçmiş meğer. İnsan fark etmiyor, her gün aynıymış gibi yaşıyor, ama bir bakmışsın bahar geçmiş, çiçekler solmuş. Gözünün yaşları sel olup akmış, baharda çiçeğin zamansız açmış. Her şey yanlış zamanda olmuş. Ayrılık ne zormuş meğer… Bu kadar basit bir cümle ama içinde bütün bir ömrün ağırlığı var.
Ölüm güzelliği sarmış tenini. Ölüm güzelliği… Ne kadar çarpıcı bir tamlama. Acının içinde bir güzellik, ama o güzellik bile acıtıyor. Kimseler sormuyor dertli halini. En kötüsü de bu değil mi? En çok acıdığın anda kimse yok. Kaçırdın treni, kestin yolunu. Gidilen yollardan dönülmez gayrı. Kesin bir şey var artık. Geri dönüş yok. O tren bir daha gelmeyecek.
Yenildin zamana, büküldü belin. Zaman hep kazanır. Oyuncak olmuşsun elinde yelin. Rüzgarın oyuncağı olmak… Ne kadar savrulmuş, ne kadar kontrolsüz bir hayat. Terk edip gitmiş bak en yakın dostun. En yakın dostun bile gitmiş. Yüreğin sessizce kül olmuş meğer. Sessizce yanmak, sessizce kül olmak. Kimse duymadan, kimse görmeden. “Düşenin elinden tutmaz olmuşlar, gidenin ardından ağlarmış insan. Son iki dize öyle bir vuruyor ki… Düşenin elini tutan yok, ama gidenin ardından ağlayan var. Yani aslında düşerken değil, gittikten sonra değer anlaşılıyor. Ne kadar acı bir ironi.
Şiirinizi okurken bir cenaze töreninde gibi hissettim, ama kimsenin ağlamadığı, herkesin sessizce kül olduğu bir tören. Sanki bir insanın hayatı gözlerimin önünden geçti: doğmamış çiçekler, kaçırılmış trenler, dostların terk edişi, zamanın acımasızlığı. Gözlerim doldu. Çünkü hepimiz bir gün bu şiirin içinde olacağız. Sevenler, terk edenler, ağlayanlar, ağlatılanlar. Ama en çok da sessizce kül olanlar.
Şiir, bir insanın yüzündeki o hüzünlü değişimle, ömür mevsiminin sonbaharıyla açılıyor. Yüzdeki güller solmuş, zaman su gibi akıp gitmiştir. Şair, insan hayatının o en büyük çelişkisini muazzam bir dizeyle özetler: "Baharda çiçeğin zamansız açmış." Erken yaşta olgunlaşan, hayatın yükünü omuzlayan ya da vaktinden önce dertlerle tanışan ruhların hikayesidir bu. Ve ardından gelen o içli nida, her şeyin geç de olsa fark edildiği o eşiktir: "Ah ayrılık ne zormuş meğer."
Yüreğinize sağlık, ayrılığın ve kaybın hüznünü derinden hissettiren anlamlı bir eser okudum. Kaleminiz duyguların en kırılgan yanına dokunmaya devam etsin. Nice güzel eserlerde görüşmek dileğiyle. Selam ve saygılarımla.
Meğer Ayrılık Ne Zormuş Yokluğunda Zincirleri Kırdı Gözyalarım Aynı Şehirde Seni Sevmek Ne Zormuş Sen Gidince Anladım Şimdi Siliyor Gözyaşlarımı İzmarit Kolan Ellerim Emeğinize sağlık kutluyorum Üstadem Saygilarımla 🍀🍀🍀🍀
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.
Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Ne paylaşacaksınız?
Şiir, yazı, kitap ya da ileti için hızlıca ilgili alana geçin.