İnsan yaratılıştan iyidir. kötülüğe yönelişi, dış etkilerdendir. lu wang
Hamdioruc
Hamdioruc

İngiliz

Yorum

İngiliz

0

Yorum

1

Beğeni

0,0

Puan

77

Okunma

İngiliz

İngilizin İsraile desteği

Türkiye ile dost olmadan İngiliz israili koruyamaz ve doğu Akdeniz gazından pay alamaz.İngiliz İsrail dostluğu cepçilik.gönül dostluğu değil.

Fransa Yunan dostluğu cepçilik Fransız doğu Akdeniz gazına Yunan vasıtasıyla erişir ancak Almanyada...CEB dostluğu bunlar

Ve şiir:

Medine sevgisi

1.

Eyyüp sultan var sultan var İstanbulda
Gül var İstanbulda yıldız var.
İstanbula baksam Medine görülür
Medine can Medine gül toprağı veysel gönle...
Medine gül şu dünya gurbetinde veysel gönle...
Gönlüm veysel benim
Gönlüm gül aşığı
Gönlüm güneş ışığı
Güller güneş ışığı toprakta...
Yeşillik yeşil yaprakta...

Baharımla kışımla Medineliyim ben
Elimle dilimle gönlümle...
Veyseldir gönlüm
Haticedir elim

Rüzğarında o gülün kokusu...
Çatısı uçmuş ev gaflet uykusu
Bileklerimde kelepçe cehennem korkusu
Besmeleyle
Ve dualarla
Ve selamlarla
Ayak bastım Medine toprağına gül oldu ayaklarım
Ellerim dilim gönlüm...

Cennet-ül Baki gönlüme güller taşıyor
Medine gül
Cennet-ül Baki gül
Gönlüm bülbül...
Oldu şükür

Her an gül şen şen oldu gülşen
Işıklar altında şimdi gönlüm
Baharda bayramda gibi şen gönlüm
Gönlüm gülüm...
Bayram çocukları gibi

İsmailler Zemzeme muhtaç
Veysel gönüller sana aç Medine
Gül Medine
Gül Medine
Veysel gönüllere
Göklerden uzanmış el Medine...
Gönlüme göklerden sarkıtılan el Medine

Halime ana Medine ana
En beyaz süt Medinede Aşk beyaz Medinede...
Haksızlığa kahrın adı Medine...
Sınırsız bir aşkın feryadı Medine...

Gönlümün medinesi gül
Gönlüme baharlar taşıdı beyaz aşk
Medineye aşk gül
Medine yaratıldığında gül

Gönül Medinem çöl değil...
Medineye aşık gönlüm çöl değil...
Eğil güneş eğil gül Medine...

Sevdim çöl değil Medine
Gül medine
Veysel gönle gül Medine
Güldür cennet-ül Baki
Medinenin baharı gönlüme olsun baki...

Medineye çöl deme
Çöl cimridir.
Medine diridir
Solmayan çiçeğin yeridir...
Medine nurlu şehir.
Veysel gönüllere...

Medine Hira okulu
Medine Hira kokulu
Medine nurlu şehir
Gönüller Veysel

İstanbul Medineye kardeş...
Hiradan dünyaya bakan güneş
Medine yar Medine dost Medine eş

Yeşil kubbeli mezarda
Kefen satılan pazarda
İstanbul Medineye kardeş...

Altmış üç yıl gezmiş
Medine nurlu şehir
Medine onurlu şehir
Medine gururlu şehir...
Medine güneş
Nur şehir
Yıldızlı bir dünyadadır cennetül Baki
Eyüp mezarlığı ona kardeş

Nasib oldu vardım Medineye
Uzun uzun baktım Medineye
Medine nurlu
Medine çiçek
Gönlümün Medinesi nurlu şimdi...
Yolum sırat-ı müstekim şimdi..

Medine gül
Cennet-ül Baki gül
Gönlüm bülbül...
Oldu şükür
İstanbul Medineye kardeş...
Şükür

Aynı sokakta oturduklarım
Ben sizden değilim bayım
Aynı gövdede farklı dal olduk
Aşığım Medineye
Ben sizden değilim bayım

İstanbul Medineye kardeş...
Şükür
Medine nurlu
Gönlümün Medinesi nurlu şimdi...
Su olsam aksam ona
Bulut olsam uçsam ona
Ağaç olsam bakardım yeşil yeşil ona
Bir gece vakti basmıştım toprağına Medinenin
Toprağında nur
Onun toprağı hür...

Gece mi gündüz mü bu Allah’ım
Bu nurlu gecenin şerbet tadı
Ebedi kalacak gönlümün dudaklarında
Öptü alnım toprağını..

İlaçtır gönle Medine
Yüz sürdüm toprağına
Medine nurlu şehir...
Rüzğarı nurdan nehir...
Rüzğarında nurlu fikir
Dilinde zikir o rüzğarın

Gül şehir Medine
Şehirler bilirim utanç taşıyor...
Şehirler bilirim meyveli dal
Medine nurlu şehir

Şehirler de gülleriyle büyür gönlümde
Ve bir de Konyayı çok sevdim
Medine nurlu şehir
Konya dili yiğit şehir
Kim susturabilir Konya
Göklere asılı bir avize konya
Böyle bir ay aşkı kim gizleye bilir...

2.

İstanbul Medineyle aynı topraktan
Kokusu bir tadı bir iki cennet meyvesi dünyaya
Ben güneşe benzettin benzetme aya
O dilberin kaşları benzer yaya
Medine şehirlerin en gülü
Medine gönüllerin bal dili
Medine nurlu şehir

Sana çöl bana gül
Bu çölde iz iz çiçekleri koklar gönlüm
Hem gülü hem göğü hem yeri yoklar gönlüm
Hacer–ül-esvedde kalır ellerin çiçekleri
Mekke güzel Mekke
Çiçekler sundum sana
Cennet uzak değil sende insana

Kabul olsun bütün dilekleri gözlerimin
Medine’sine susuzdur sevginin
Mekke’sine susuzdur sevginin
Gülün ve sevginin susuzu bu gönlüm…
Balını tattı buldu özü bu gönlümün Medinede
Medine cennet sofrası
Medine nurlu şehir

3.

Tarihin nurlu sayfasındayım
Veyselle aşk sayfasındayım
Veyseldir şimdi gönlüm
Öyle buruktu boyun büküşü...
Veyselce göz yaşı döküşü
Çoban yıldızı bu gönlüm Medinede
Medine nurlu şehir
Öldürmez beni zehir
Zehir olsan ne yazar asrım

Geç kaldın yaranı açmaya hey Veysel ’im
Gönlüm kahır dağı
Aşk bağı...
Bitmemiş bir cümle gibisin hep
Hikayesi önümde bir Veysel’sin
Medinede nurlu şehirde

Gülün kokusuyla yanan gönlüm
Yan gül kokusuyla Medinede
Ateş o aşk yanmak neymiş dener sende
Kışlar bahara döner sende
Medinede
Medine nurlu şehir
Medine gül şehir
Medine nur şehir arşa asılı bir merdiven o

Medine gül
Cennet-ül Baki gül
Gönlüm bülbül...
Oldu şükür


Açtım yaramı
Medine gül kokulu
Medine aşk okulu
Aşk hastanesi Medine
Medine nurlu şehir
Medine onurlu şehir...

4.

Hasretim var Medine’ye
Ay çiçeğinin güneşe
Gül Medine
O gül şehir
Medineye aşık olunur
Ay öper toprağını her gece
Medinede çözülür en karanlık bilmece...
Gel medineye
Medine nurlu şehir

Bir bahtiyar şehir Medine
Gönle en yar şehir Medine
Medine nurlu şehir

Medine gül Medinede gül
İlaç Medine’de yanan gönle
Medine nurlu şehir
Kahır dağı gönle
Kahırlar elemler de karanlık gibidir...

Kara bahtıma ağla gözüm
Kara bahtıma ağla özüm
Otuz iki dişini sökerek
Geç kaldım
Gül sevgiye
Geç kaldım gül Mekkeye
Geç kaldım gül Medineye
Medine nurlu şehir de
Veysel Karani gibi
İki elin kanda olsa da gel Medineye
Gül Medineye
Anneler babalar engel Medineye
Gel Medineye gül Medineye Güller getir Medineye
Aşık kalbi gül bağı

Açmaya yaramı geç kaldım...
Yüz sürdüm toprağına
Ey Medine gül Medine
Bu hasret dinsin
Geldim sana Medine
Medine nurlu şehir...de Medineye
De ve ağla Veysel gibi

5.
Anladım sendeki sırrı Medine
Hep mü’min kalacaksın Medine
En kör gözler ışığı görecek sende
Işığın kaynağı seçilmişsin Medine
İmam sende cami sende
Eşrefi mahlukat sende
Hayrul beşer sen de
Hatemül enbiya sende
Saman yoludur
Yıldız doludur camiler sende...

Bir ışık ki, ışıkların en berrağı…
Sende aşkın hiç sönmeyen çerağı
Medine nurlu şehir...dedim
Medinede aşk sofrası
Medinede ay-yıdızlı bir bayraktı gönlüüm…

İlaç sende Medine
Bu hasret dinsin sende
Geldim sana Medine
Yüz sürmeye toprağına
Medine nurlu şehir...dedim ağladım
Kıyamet cemaatiyle el bağladım

Cennet -ül Bakide
Nur saçan yıldızlar …
Medine nurlu şehirsin

Cennetül Baki bir gök yüzü
Gök yüzü bir kitap Medine
Ey şehirlerin en hası Medine
Gönlüm hep sende...aklım sende gözüm özüm sende
Kovanım yağmalandı ne kaldı tende
Yine çağrılsam yine koşarım yine yer alırım en önde

Medine gül
Cennet-ül Baki gül
Gönlüm bülbül...
Oldu şükür

İlaç sende gönlüme
Bu hasret dinsin...dedim
Dilencisi oldum kapının
O ulu yapının

6

Medine nur gördüm seni
Günaha engel sur bildim seni
Anne ol sar gönlümü sar beni

En maviliğinde göklerin şimdi buluttan o şemsiye…
Bu da ben veysele ondan kalan bir hediye
Nereye serdi seccadesini söylesin şimdi toprak
Medine güzelsin Medine pak
Medine nurlu şehirsin
Medine cennete pencere...
Rüzğarla barıştım bulutla barıştım
Medine nur şehir.
Medine çöl değil gür akan nehir

Medine Nil gibisin gönül çölüme
Dünyama güneş şehir Medine …
Hasretin kül etti gönlümü Medine
Medine nurlu şehir
Asrım çok zalim...

Şimdi vuslat saati unutulmuş çoluk çocuk...
Bir musadır şimdi gönül Tur dağında
Ateş üstüne ateş bir sevinç içini yakan
Uçarak basılır toprağına Medine’nin...
Medine nurlu şehir
Medine yarlı şehir
Büyük ticarete geldi gönlüm
Dünyada tek sende güldü gönlüm
Önceleri çöldü gönlüm gülmeyen konuşmayan bir çöl...

Koşuda gönül yeşil türbeye
Gözlerim bir biriyle yarışta
Bir nur yeşil türbe
Cennetteyim kevser sanki
Karşımda cenetül baki mezarlığı
Onda Kevserin misafirleri
Onda gönül erleri
Onda güneşin askerleri
Medine nurlu şehir
Zincirler vardı ayaklarında gönlümün
Bir veyseldi gönlüm sadece ağlayan
Gözleri kan çağlayan

Medine gül
Cennet-ül Baki gül
Gönlüm bülbül...
Oldu şükür

İlaçtır aşkta yanan gönle Medine
Medine nurlu şehir dedim ve seccademde el bağladım
Buna şükür buna şükür
Bin kere gelebilsem
bin kere şükür...
Şükrü bitmez bir bulutum
Ay-yıldızlı bayrağa bin umutum
Işığa umut gönlüm
Kırılsın putum İbrahimim ateşlerdeyim...

7.

Rasul’ün gül kokusu gelir uzaktan
Ta gül asırdan
Yanar bir veysel olur gönül
Bu günler ne gül günlerdir Allah’ım
Gül olur bu ateşte yanan …
İnandım tek cennette söner bu hasret ateşi
Dünya gözüyle görmek varmış o güneşi
Rüyaların süsü o...
Medine nurlu şehir

Veysele bir hırka ondan geri kalan
Bahtına küssün geri kalan
Kendini her meleğin kucağına bırak gönlüm
Kızgın kumlara seccadesi mi acep diye bak gönlüm
Her kum taneciğinden onun selamını duy gönlüm
Bu kumların dostluğunun sıcaklığına başını koy gönlüm
Şimdi onu gören yaşlı bir ağaç ara
Geç kalmış benin gibi saçını başını yoluyor bak şu rüzğara
Medine nurlu şehirdi
Cömert şehirdi
Mert şehirdi...Medeniydi Medine...

Dünya gözüyle görmeyen kırsın otuz iki dişini
“Dünya gözüyle görmedi güneşini
Kırdı otuz iki dişini...
Veysel olan nasıl çeksin bu hasretin fişini
Dünyada bir yer yok ki söndüren bu hasretin ateşini
Damla ilaçtır aşık gönle Medine
Rüyalarım kadar çömertsin Medine
Medine nurlu şehirdi...ağladım saygıdan
Tozu toprağı gül koktu ağladım saygıdan

Mezarıma da bulunsun toprağında bir yer
Toprağı ışık saçan Medine
Gül kokunda uyusun mezarım…
Medine nurlu şehir
Sırtlanlar gibi şehirler var
Tek dişi kalmış canavarlar var...
Gönlüme tek sen oldun yar

Medine gül
Cennet-ül Baki gül
Gönlüm bülbül...
Oldu şükür

Yüz sürdüm toprağına Medine
Bir kutlu zamanda
Dinmedi derin hasret
Medine Halime’nin şehri…
Anne şehir nurlu güneş
Güzel şehir
Sütten nehir Medine…
Medine Medinem…
Annem...

Veyselin gül hırkayı kokladığı gibi kokladım seni Medine
Dinsin diye bir nebze hasret acısı
Bende belirdi sonra kahreden ayrılık sancısı
Medine nurlu şehir

8.
Rüzgar gülü gösterir Medinede
Koşarak gelen bahar gönle
Belki çok özlenmişsin ey gönül
Bu taşlardan duyulan sanma boş sözdür
O gül yüzü görmüş bahtiyar bu kayalar
Geceyi yırtan şu yıldızlar bahtiyar benden
Bildim neden sevinçli
O mutlu günlerden sırlar biliyor inandım bahtiyar bu toprak
Damla yükselsin buluta artık
Medine yiğide nurlu şehir
Heybeni doldur yiğit
Bahtı yar şehir Medine
Gönlüm yer kalmasın sende kine...

İçimde biriken çoşku
Doğurdukça doğurur
Hançer gibi gezer arkamda o ayrılık zamanı
Gül açar her an
Kovalar uykular artık
saat aşka ayarlı tık tık
Geçtim candan
Canan karşımda
Göremezsin karanlığı hiç güneştir canan
Ayrılmak mı Medine senden nice zor olacak
Sıladan gurbete dönmek gibi
Bu dünya aniden güneş batmış gibi olacak
Şu kelebek gönül bahardan kışa geçmiş gibi olacak....
Medine nurlu şehirsin
Senden ayrılık ateş olacak

Gönlüm gül izler peşinde Medin’e …
Leyla diye çöle düşmeyen mecnun değil ki
Gülü arar bülbül her seher
Şarkısını güle söyler
Ah develerin hala önünde mi senin veyselim
Medine nurlu şehir
Toprağı gül kokan şehir...

Medine gül
Cennet-ül Baki gül
Gönlüm bülbül...
Oldu şükür

Sevdim Medinenin rüzğarını
Gül kokan rüzğarını
Yanmış kaç gönlün çırası
Aşkın kanatları altında bu gönül Medinede
Gül dert kattı her bülbülün derdine
Kocaman bir çiçek karşımda Medine
Gül alır gül satar pazarımda çarşımda zaman...
Günler,saatler ibadet şimdi
Medine aşığa nurlu şehir

Hırkası en kıymetli gül
Koklar öper Veysel olan
Güneş onda
Ay onda
Aşk gül onda …
Ateş onda
Kül onda
Bir evren kadar şimdi her veyselin gönlü.
Ve bir veyselin gönlü...
Medine Veysel olana nurlu şehir
Yıllar yılı akacak medine gönlüme nehir nehir

Ateşlerde yanan gönül
Hasretlerde yanan gönül
Bir arı şimdi çiçeğini bulan...
Bir çocuk annesini saran gönlüm
Medine dertlilere nurlu şehir

Aşık gönül oldu Medine’de kanatlı
Kelebek yürek tek bu baharda mutlu...
Gelme ayrılık vakti ağza sürülür en acı biber
Medine evlatlarına en nurlu anne
Yıllar yılı özlenir o bahar kekik nane...
Hamdi Oruç


Güneş ve sarmaşık çiçeği


Yiğidi de ağlatır oğuldan ayrılık
Güneş ve sarmaşık çiçeği
Baba ve oğul

Bir güneş ayırdı bizi
Bir güneş kavuştursun
Oğuldan ayrıldım
Güneşi gitti sarmaşık çiçeğinin...

Dalı daldan yolu yoldan ayırıyor ayrılık zalim
Kaderde var ayrılık
Dostan ayrılık
Kardeşten evlattan ayrılık...

Güneşten ayrılık kardeşten ayrılık
Yıldızdan ayrılık evlattan ayrılık

Kadermiş ayrılık bu dünyada
Sabır hey dost...İmtihandayız

Gecenin bile gündüze hasreti varken
Bayramlar geldi geçti kavuşmadım

Kavuşmak bir yeşil ormana
Bir gül bahçesine kavuşmak
Kavuşalım oğul

Kavuşmalım
Sabır taşı oldum
Kardeş denizdin bana ayrıldık
Güneştin bana ayrıldık
Kavuşmak güneş gibi kavuşalım
Gece git gündüz gel kardeş

Deniz mavisinden ayrıldı
Ayrılık zalim kardeş
Zalim kardeş

Oğlum
Gittin güneş gibi
Güneştir evlatlığın
Gittin deniz gibi ve bütün mavilikleri alıp gittin

Çok heykelli şehir

İnsanlığımı kirletti deniz
Bu heykelci şehirde
Gözlerimi kirletti rüzğar
Bahar gelmez bu şehre
Yar gelmez bu şehre

Çağa güneş düşsün
Kargalar gibi günahlar var
Bu şehirde
Leylekler gelmez bu şehre

Gönül bahçeme acımasız bu şehir
Sevgiler istedim deniz maviliğinde
Mavi göklerden
Gönlüme ne kara girsin ne karanlık
Ne kargalar
Bülbüller çağırdım
Bu şehrin gecesi bile yıldızlar vermedi gönlüme
Güzel köyüm gecesi yıldızlı köyüm...

Heykelci şehir
Kel şehir...

Burası Anadolu

Burası Anadolu
Boş değil
Sarhoş değil
Barış ister savaş değil
Bitmez derdi
Derdi haktır

Burası Anadolu
Unutma bu adı
Olsan da kadı
Adında tadılır bal tadı.

Dostumun cenneti var...

Dostunun cenneti olmalı insanın
Ekmek her yerde var
Su her yerde var

Dostunun cehennemi olmalı insanın
Düşmanımı cehenneme atmalı dostum
Hapishane dünyada da var

Nokta

Yaş yetmiş beş
İlahiler okurdum yunustan
Nokta koydum
Bini buldu koyduğum noktalar

Yaş yetmiş beş
Noktalar var cebinde
Nokta koydum
Ve suskunluğum başladı
Söz bitti
İlahilerim bitti
Bilek bitti diz bitti
Kulak gitti göz gitti
Akıl gitti baş gitti...
Göz yaşım bitmedi...
Noktası yok gözlerimin

Yaş yetmiş beş
Ömür bitti
Yakıt bitti kömür bitti
Üzüntü bitmedi...
Yüzüm çizgi çizgi acılar kitabı hala
Noktası yok acılarımın

Minare oldum kıyamda

Minare oldum kıyamda
Ey Ölüm Gül ol bana

Ben büyük bir çınarın yeşilliğiyim
Hayat diken gibi yaktı canımı
Ey ölüm gül ol bana
Bal ol bana

Ey ölüm
Ben yıldızlı kuyuyum
Hayat gül olmadı bana
Hayat acı meyve
Cennet vermedi bana
Cennet ver bana

Ölüm gülüm
Mezarım bahar bahçesi
Cennet çeşmesi olmadı bana
Dünya çeşmeleri...
Göz yaşlarım dualarımdı...

Minare oldum kıyamda
Secdede bulduğum tevbeleri
Zelihalara değişmem
Mısırın putunu yıktı zeliha...

Şehr-i ramazan

Gel şehr-i ramazan
Gül şehri ramazan
Sensin yetim gönlümün dostu
Dostların gönle en dost olanı
Gel artık şehr-i ramazan
Gamlıyım dertliyim
Yükü ağır gül gönlümün

Ey nurdan nehir gel
Zincirlensin azgın şeytanım
Yorgun düştü şaşkın gönlüm
Bir günahkarım yık karanlığımı…

Aşıma girdi haram
Faize bulaştı param
Bakışına sahipsiz gönlün can gelsin
Damarlarına kahraman kan gelsin
Gel Şehr-i ramazan
Sensin gönlümün gül dostu...

Hamdi oruç

Büyüyorum Beytullahta

Seccadede bir fidan gibi büyüyorum
Büyüyorum Beytullahta
Bahar buldum Beytullahda

Gökler tarla bulutlar kara koyun
Göklerin maviliğinde
Bozuldu oyun
Bakarken bu mavi göklere
Bükülür boyun...
Göklerde bir adres
Arıyorum Beytullahda ...

Bahar gelmiş bahçeme
Meyve dalında meyve
Eylülde soyunur ağaç
Dalları duadadır...
Kollarım ağaç dalları gibi
Açık göklere
Secde secde
Gönlümde bir saray
Kuruyorum Beytullahda

Yolum bir nehir
Secdede su
Damla damla
Gül izlere yüz
Sürüyorum ...

Anıldıkça ’Allah’ adı
Kanatlandı uçtu rüzğar
Rüzğar kanatlı
Gönlüm atlı
Adım adım
Ateşe giriyorum ...

Kirini ateşle yıkar bu gönül beytullahda...

Yıldız yıldız
Yırtıldı gece
Ayet ayet
Çözülür yıldız sayısınca bilmece
Ayet ayet
Zincirlerimi
Kırıyorum ...

Şükür Allah’ıma şükür
Oyuncaklarını attı çocuktu gönlüm
Şimdi büyüyorum büyüyorum ...
Büyüyorum Beytullahta
Hamdi Oruç

Ay Yüzü

Geldi dünyaya adı Ahmet olan bebek
Aşktır namazım aydır güneştir
Secdem sanadır kıyamdayım Hayberlerdeyim seccadedeyim şimdi

Geldi dünyaya adı Ahmet olan bebek
Alemlere rahmet olan bebek
Ufacık bir bebekti
Nurdandı kundağı
Melekler söyledi ninni...
Kararan dünyada abdülmuttalibin tek ışığı
Halimenin kucağında bereket pınarı oldu
Halime bir güzel bir güzel gül

Geldi dünyaya adı Ahmet olan bebek
Şimdi ben dağım karım senden beyazlığım senden...
Uhudlardayım uhudlara koşum var seccademdeyim şimdi

Hz.Ademin ,duası bir güzel nur
İbrahim’in duası bir güzel bir güzel nur
Bu ay yüzlü bebek
Bu Amine’nin çiçeği...
Bu bebek varlığın gülü
Yere-göğe müjdeler olsun
Haber verin Yusufa -Züleyhaya
Her bülbülün aşkı bu güle
Bu gül bir güzel bir güzel

Kırk yaşında o
Kırk yaş bir güzel bir güzel nur...

Altmış üç yaşında o
Vuslat bir güzel bir güzel...
Fatıma hazır yerine ölmeye
Fatıma bir güzel bir güzel...

*
Savaşı şirke
Ona ümmet olanın
Gönlünde yok gece
Ona ümmet olanın
Dilinde hece hece
Adı olsun daim

Ona sevdası var gönüllerin
Ona sevdası var yolların
Adı anılır yerde-gökte...
Adı bir güzel bir güzel

Ay yüzlü efendim
Ay bir güzel bir güzel gül
Ona sevdalansın hep güller
Adını şakısın bülbüller

Bütün gözlerde özlem var
Bütün özler özledi onu
Tıpkı dünkü gibi
Tıpkı dünkü gibi
Zaman bir güzel bir güzel gül


Veysel olmuş gönüller
Ay yüzün özlendi efendim
Özlemek bir güzel bir güzel gül
Berrak bir nehir özlemek
Gülsün her gece
Mü’minlere gül o rüyalar şimdi
Hamdi Oruç

Barış

Ben sizden değilim bayım
Barış diyorum..

Bütün aynalarda akrep gibidir savaş
Denizlerde kara leke gibi...
Göklerde hain kızıllık
Ormanda sarıdır onun rengi...

Zamanıdır zamanıdır artık
Bütün tecrübelerini kullansın yaralı insanlık şu ahir zamanda
Ateşin yakan rengine inat
Pembe bir dünya kurmak istiyorum
Çiçekleri insan olan...
İnsanları çiçek
Sevgiden şefkatten duvarları olan bir sarayın ustası olacağım işte
Neredesin barış...
Neredesin ressamın fırçasını süreceği boya kutusu
Senin için hiç bir şey yapamadık
Kıymetini bilemediğimiz çiçek...

Barış için hiç bir şey yapamadık
Şu dünyanın gülü
Şu dünyanın süsü,
Barış barış barış...
Görmek istemiyorum savaşı hatırlattığın için ateş seni

Gökte güvercin,
Maviliğini bozmasın göklerin karga sürüsü...

Şu dünyanın gülü
Şu dünyanın meyvesi
Şu dünyanın süsü
Yıldızı güneşi...
Barış barış barış...

Ezanlar okunurken ülkemde
Hangi gül senin gibi güzel kokulu barış

Gökte uçurtma şimdi
Gökte güvercin
Güvercin kadar güzel
Barış barış barış
Gazzeye de gelsin barış...

Bir şey yapmış sayılmam ben de
Diz çöküp yalvarsam o sevgiliye
Göz yaşı da dökmedim değil
Gelsin ülkeme barış diye duada oldu ellerim
Dörtnala gelsin barış
Ülkem cennettir

Dağ taş...
Her şey kardeş olsun
Ateş ile su kardeş
Ateş ile su...
Haykırıyor barış barış diye
Toprak kapanmış ayağına...
Bir şen gül barış ülkem için
Ülkem için güneşe bakan tek gönüllü pencere...

Dörtnala gelsin barış
Ülkem cennettir
Dünyanın yetim çiçeğidir
Ülkemin dağı taşı onsuz
Hakkı onun
Barış barış barış...

Barış barış barış
Gel ülkemle barış
Sürsün güzel günlere yarış
Açsın çiçek
Uçsun kuş...
Elleri öpülesi barış

Ülkemin dağı taşı
Şimdi sevginin dağı taşı...
Sevgilinin beni, kaşı
Ezanlı ülkemin dağı taşı
Ah...Ezanlar topaldı ülkemde

Barış barış barış
Gel gönlümle barış
O denizin martısı neredesin

Gönül ülkeme de lütfet barış
Gönül ülkemde gülsün

Ah topal etmişler barışı her asırda...

Ey şefkati deniz gibi olanlar
Söner her ormanda yangın
Bekleyişiniz sürse de uzun bekleyin hep
Ressamların elinde fırça bekleyişleri ne güzel...
En güzel resimdir şimdi yapılmayı bekleyen
Hem barış yaşanmaya da beklenmeye de değer
Barışın rahminde görgülü beyazlık

Boya kutusunu arıyor çulsuz fırçam
İnecek mavi göklerin beni sorgusu sırtımdan yakında


Bu şiirim "günün şiiri" seçildi. tarih:23/8/2014
Hamdi Oruç

Çocuk yüzleri

Çocukların gözleri ağaç yaprakları gibi
Anne-babaların avuçlarına verilmiş
Elleri çocukların çiçek dallarında
Yüzleri çocukların göklere asılı yıldızlarla yanyana
Bizim yörelerde

Turma kanadına benzer ellerde parmaklar
Kainat kitabıdır köylü çocuklar...buğday tarlalarında
Nar şerbetidir çocuklar beşiklerde
yorgundur uykuları bile köylü annelerin döşeklerde...
Sonbahardır yüzleri annelerin bizim yörelerde

Bizim yöreler yıldız
Bizim yörelerde yıldız çocuk yüzleri...

Ezanlar Nuh gemisi

Yetmiş beş yaşındayım
Yetmiş beş yaşında başka oluyor ezanlar

Ezanlar okunuyor
Işığı paylaşalım
Omuzlayalım ışığı
Yarınlara güneş taşıyalım
Şimdi zamanı
Bu ışık nuh gemisi...

Bayrağı taşıyalım
Bayrak da güneştir
Yarınki çocuklarımıza
Şimdi zamanı
Bu bayrak da anne...

Yüreklerimizde iman taşıyalım
Yarınki çocuklarımıza
Ezanlar güneştir
Ezanlar Nuh gemisi...
La ilahe illallah

Bu omuzlar ne için
Bu yürekler ne için
Kırılası omuzlarımız
Şu tepeler ne için
Taşımıyorsa ay-yıldızlı bayrak

Türk olmaktır bu
İnsan olmaktır
Mehmet olmaktır
Nuh olmaktır...
La ilahe illallah

Ölümsüz olmaktır
Ölümsüzlüğü tatmaktır bu
Ballar balını bulmaktır
Yetmişbeş yaşında başkadır ezanlar...

Ağla

Annen Öldüğü Gün Ağla

Annen öldüğü gün ağla
Bir ülke yitirmiş gibi ağla
Annem öldüğü gün ağladım
Cennet kaymıştı ayaklarımın altından

Annen öldüğü gün ağla
Ağla
Gözü olan gibi ağla

Ağlama günün olsun
Annenin öldüğü gün
Ve ağla
Mesela ağaç gibi ağla

Bilirim yaprakların göz yaşı olduğunu
Ve ağla
Gafil gibi ağlama
Özü olan gibi ağla

Ney gibi ağlayacaksan ağla
Ve ağla yıllar geçse de
Hasret kanatmıştır yüreğini...
Ve ağla

Yarana dokunmuş gibi
Ay güneş
Ateş
Uçan kuş
Akan dere
Ağla

Bakıp bastığı yere
Bakıp ağaç gölgelerine
Bakıp boş pencereye
Yıllar yılı boş o pencere
Ağla
Hamdi Oruç



İbrahim Asker

İbrahim bir köy adamı
Bir köylü kadın İbrahimin annesi
Bilmese de okuma - yazma
Elinde gürgen saplı kazma
Hayat verir tarlalara
Okur karanlığın canını


Anne dertliydi yalnızlıktan İbrahim asker
Allah’ım ateşlere at bu yalnızlığı...
Bu ananın eli kolu İbrahim

’İbrahim’im dönse askerden ’ dedi
Evlendirebilsem dedi
Dedi de dedi

Sağ salim dönse kurbanlar kesecek
İbrahimsiz karanlıktı her yer
İbrahim dönse askerden
Bir de evlendirse
Başka dert dert değil...
Ah hayat hiç de mert değil


Bilirim bütün anneler melek
İbrahim’in annesi bir başka melek
Öğütleri yıldızlar gibi
Dualar öğretti İbrahime güller gibi dualar
Seccadeler serdi önüne İbrahim’in


İbrahim and olsun dedi
Güneşler taşıyacağım anneme
Annemin hakkı beyaz gül fotoğraflar
Yıldızlar dolu gül fotoğraflar
Çöllerden çekeceğim annemin ellerini
Karanlıklarına ümit ışıkları tutacağım....

Uyumuştu bebek İbrahim sadece annesinin ninnileriyle
Anne sesiyle söylenen ninniler güzel
Ninnilere şefkat katar anne sesi
Çocuk İbrahim sadece annesinin çorbasını içmiş tas tas
Yoktu başka kimsesi...
Olmasın da başka kimsesi
Anne eliyle yapılan çorbalar güzel
Çorbaya şefkat katar annelerin elleri

Bir yaşlı kadın olmuş İbrahimin annesi
Onu üzgün görse
üzülür İbrahim
Onu mutlu görse mutlu olur
Evin tek kandili o
Bebek İbrahimi babası sadece bir kaç gün görmüş
Hastalıkla savaşta mağlup asker o...

Kartal bakışlı bir kelebekti elleri İbrahim’in
Zaman bahar olurdu İbrahim’e
Yanındaysa annesi
Yıldızdı gözleri
Yıldızları görmeye ne hacet
Yetiyordu İbrahime annesi

Yaşlı anne
Yıldızlar seyredilir gibi seyredildi
Kayıp gidecek gibi bir yıldız daha
Bir korku yedi yüreğini İbrahimin hep

Sarsıldı birgün İbrahim acı bir gerçekle
Ah Ölüm olmasa annelere...
Ah ölüm var annelere
Neden Allah’ım ölüm var annelere

Kayıp gitmişti o yıldız
Güneşle yaşadığına
Yıldızlarla yaşadığına
Şahit oldu annesinin İbrahim o gün-bu gün


Annesi ölmedi ki İbrahimin...
Evet evet ölmedi
Anneler hiç ölmez
Bilirdi bunu İbrahim
İnanılmazdı annelerin öldüğüne İbrahim’in köyünde


Sarsıldı birgün İbrahim acı bir gerçekle
Ah Ölüm olmasa annelere...dedi

Nurdan bir çehresi vardı İbrahimin annesinin
Şefkat pınarıydı İbrahimin annesi
Hangi çöl yutabilirdi o pınarı...
Elleri nasırlı annesi ölmemişti İbrahimin

Bir gün İbrahim şöyle demişti annesine:
’Ayağına toz olunur
Senin gibi bir annenin
Anneliğin bir destan...’

Bakışı şefkatli
Duruşu şefkatli
Bir şefkat meleğiydi annesi
Sevgi doğururdu yüreği sürekli

Bir gün şöyle dedi İbrahim:
Gül kokardın annem
Bir melektin annem...
Hiç istemedi annesinin öldüğüne inanmak
Mavi bakışlarımı
Ben o denizden aldım dedi birgün
Başka bir gün:
Çiçeklerim var benim
Annem bir bahardı...dedi.
Güneşi bildi annesinin ak sütünü yolunda...
Fotoğraflara baktı bir gün:
Şefkat yatağıydı kolların dedi...
Annesiyle yaşıyor,Uzakta değil gönülde annesi en güzel dünyada annesi...
Hamdi Oruç


Anneme Mektuplar

Bir yar sevdim şimdi yüzüm gülüyor anne....
O yare ölürüm anne

Bağışla beni anne
Şimdi ergenlik çağı gönlümün
Bir Leyla’ya aşığım ben
Çöllere düştüm
Üzülme halime anne

Şu ahir zamanda bile beni seven biri çıktı anne
Kirli ellerimi tuttu anne
O ellere ölürüm anne
Ellerimi yıkadı çiçek etti anne
Gönlüm de şimdi çiçektir anne
Bir Leyla yıldız döşüyor yoluma
O leylayı sev anne
Gönlümün yitirdiği anne ışıkları gör anne
Leylam güneşe benziyor anne

Aklımda bir o
Aklım gül oldu anne
Rüyalarımda bir o anne...
Leyla unutturur her şeyi
Benim ki kara sevda
Güllerin duasında o
Nehirlerin akışında o
Uzaklara uçan şu kuşlara yükleyeceğim selam olsun anne
Çiçeklere bakmaya yüzüm olsun anne
Bad-ı saba’ya yüklenecek selamım var anne
Gönlümde yıldız yağmuru var anne

Güneşimi bırakalım ufukla savaşsın
Gönlüme gül dertler dolsun
Derdime derman dertler...

Gurbette olduğumu söylüyor her sabah güneşler
İçime boşalıyor ateş anne
Mutlu olsun ağlayan gözlerim
Dilimde sözler mutlu
Beklenilen bahar olsun anne

Ağlasın gözüm leylam için
Gözüm güneş oldu anne
Leylam dünya bahçesinin tek gülü
Akar gönlümün seli
Solduramaz onu dünya denilen o zalimin çölü
Solduramaz onu cehennem yeli...
Leyla’m için ağlamak
İbadettir anne...

Bir Leyla’ya aşık oldum anne
Ahir zaman diz çöktü karşımda anne
Oğlunun da eline güneşler verildi anne
O güneşlere ölürüm anne

Hamdi Oruç

Eyüpte Bir İnci Mezar

Ben sizden değilim bayım
Bana fetih ordusu görülüyor şu eyyub mezarlığı

Yatarlar Tuba gölgesinde...
Eyupte mezarlar
Eyupte bir inci mezarlar
İnci teşbih imamı da var

Görüyorum
Eyyüp mezarlığı yeni fethin ordusu gibi...
Eyüp sultan yatıyor şu mezarda
Gece ay ve yıldızlar ziyaretçisi
Gündüz güneş ve kuşlar...

Ve işte
Bir Allah dostu yatıyor şu mezarda
Ölü deme
Mezarının göğünde yıldızlar gönlüme...
Cemreler düşürür gönlüme
Eyüpte bir inci şu mezar...

Ölü deme
Mezarının toprağında içinin çiçekleri...
Deyip de geçme sakın"Eyüpte bir mezar işte"
Eyüpte inci o mezar

Deyip de geçme sakın "Eyüpte bir mezar işte"
Cennette o mezar
Küçük mezarlar gürültü yapmayın incinmesin o
O bir dolu başak toprakta
Dolunay o mezar
Bir Allah dostu yatıyor o güneşte

Deyip de geçme Eyüpte bir mezar işte
Çocukluğuma ilk gül getiren yatıyor
Deniz yüzlü
Ay sözlü
Bir Allah dostu yatıyor
Gözleri iki çeşme... yatıyor

İncitme sen de
Desturla geç rüzğar
Eğil ve ağla bulut
Kuşlar işci
Yıldızlar bekçi olmuş o çiçeğe...

Bir güvercin gibi uçtu ölüme
O Allah dostu
Bir nehir gibi koştu denize o nehir...

Deyip de geçmem Eyüpte bir mezar işte
Saçları dağınık gelmişim
Yüzüm çilli...
Boynu kırılsın saçlarımı dağıtan rüzğarın
Gözü kör olsun sarhoş mevsimin

Eczane diye geldim sana
Eczanesi ol ey mezar en zalim hastalığımın...

Hamdi oruç



Paylaş:
1 Beğeni
(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Şiirlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Şiiri Değerlendirin
 
İngiliz Şiirine Yorum Yap
Okuduğunuz İngiliz şiir ile ilgili düşüncelerinizi diğer okuyucular ile paylaşmak ister misiniz?
İngiliz şiirine yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üyelik Girişi Yap Üye Ol
Yorumlar
Bu şiire henüz yorum yazılmamış.
© 2026 Copyright Edebiyat Defteri
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Üyelik
Giriş paneli

Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.

ÜYELİK GİRİŞİ

KAYIT OL