1
Yorum
8
Beğeni
5,0
Puan
177
Okunma
Bu şiirin hikayesi: Bu şiir, hayatın ve ölümün derin sorgulamasını yapıyor.
Kapı metaforu üzerinden varoluşu sorgulayan, bilinç hallerini ve erdem-bencillik ikiliğini irdeleyen felsefi bir metin.
Hena’ya yöneltilen sorular aracılığıyla yaşamın ne olduğunu, ölümün nasıl anlaşılması gerektiğini düşündürüyor.
Şiir, görünüşün ötesindeki gerçekliği arayan ve yaşamın çelişkilerini açığa çıkaran derin bir düşünce yolculuğu sunuyor.
Şiiri güdüleyen düşünce kaynağı.
Ölüm olan mı yaşam
Yaşam olan mı ölüm?
Burada hayat denen koreografiye katılma fikri işleniyor. Sen konfigürasyon olarak ölürsün. Bir durumdan diğer durumlara) geçiyorsun. Ama yaşam dediğimiz sürece yeni hayatlar katılmakla aslında yaşam devam eder.
Sen yaşam sen değilsin. Yaşam da sen değil. Sen yaşama katılırsın. Aslında yaşamdan kast olunan koreografin danstır. Dansçılar ölür. Dansçılar sahneden çekilir. Ama yeni dansçıların katılmasıyla dans devam eder. Var oluş bir türlü değildir. Yani sadece hayat varoluş değildir.
Hayat evrenin ne amacıdır. Ne de evrensel var oluşta hayat sonucudur. Bir zaman sonra hayat olmayacak. Bambaşka senfoni ve enstrümanlarla evren ve var oluş yoluna devam edecek.
Daha basiti futbolcular ölür ama futbol, folklor; yani desen, motif devam eder. Ölen desen değil desenciler. Sen âşık ve maşuksun Aşk değilsin. Aşk kesikli sürekli devam eder.
Desen ise siz, ben, o vs. değildir. Zamanla bizler toplumsal hayat seviyesinde katılımcı ve yapılanış olmaktan çıkanlarız. Toplumsal hal ve toplumsal bilinç, sosyal hal ve sosyal bilinç seviyesinde bedenen evrensel süredurumla uzay zaman boyutlarına çıkarak, var olmaya devam eden unsurlarız.
Milyonca sığırcık sürüsü koreografisinde bir kuş diğerlerinin hareketini dikkate alır. Lider yoktur. Hareket kolektiftir. Koreografi mili saniyeler içinde geciken tepkilerle aynı anda cevap verilen senkronizasyondur.
Alagorik benzer durumla elektromanyetizmada birbirini destekleyen ve birbiriyle var olan elektrik ve manyetik alanlar vardır. Birbirini sürdürür, birbirini devam ettirir. Birbiriyle vardırlar. Hayat ölümü, ölüm de hayatı sürdürür.
Manyetik alan elektrik alana dönüşür. Elektrik alan da manyetik alana dönüşerek depolanır vs. manyetik alan olmadan elektrik alan olmaz. Elektrik alan olmadan manyetik alan olmaz. Sadece bu da değil her iki alan ilişkilenip, etkileşmeli. Girişmeli, girişim deseni (dalga hareketi) oluşmalıdır.
İşte ölüm de yaşamı, yaşam da ölümü destekleyen bir girişim deseni oluşurlar buna koreografi (yaşamın dalga hareketi motifi, deseni, dansı) denir.
Ölümü sorarsın Hena
Yaşam nedir ki?
Kapıyı bilirsin Hena
Seni sana sorarım
Açık olanı mı kapı,
Kapalıda olanı mı kapı?
Hangi bağıntısıyla kapı?
Hangi deneyimlememizle yaşamız?
Ot neye çelişkidir bilir misin?
Adem neye çelişkidir anlatabilir misin?
Ölüm olan mı yaşam
Yaşam olan mı ölüm?
Hangi sevgiyle dirildin de,
Hangi ayrılığa ölüm dedin?
Ölüm bilincine erdin mi ki
Yaşam bilinci olsun derdin!
Sitem ederken
Hangi bilinç haliyle sin Hena?
Varoluş bilinci mi,
Ölüm bilinci mi?
Yoksa deneyimleyemiyor iken ki
Yaşam bilinci mi?
Her biri farklı boyut, farklı bir alan devimi
Bencilliklerimiz olmasa
Erdem bilincimiz olur muydu?
Bencilliğimiz ölmese
Erdemlerimiz sürer miydi?
Bencil bilinç mi, özgecil bilinç mi?
Hangisinin ölümü diğerini gerektirmez?
Hangi görünüşün var oluşu,
bir diğerini erektir mez?
Yaşamı anlamadık Hena
Bir görünüşe yaşam dedik...
Ölürken yaşıyordun
Bencilken de şaşıyorsun
Her bir yaşamı, her bir yaşamla
Otken, bulutken de bağrında taşıyordun
Eh işte, doğru söyleyişle yaşam da bu olsa gerek
Ölürken ota, denize, buluta dirilmek
Denizle, otla bir başka boyut bilincine girilmektir.
Denizin bilinci fırtınayken
Ot, fotosentezi deneyimlerken
Damlanın bilinci kesikli sürekli oluşumladır.
Toplumun bilinci üretemeyen sürünün ölümüyle dir
10.04.2026
5.0
100% (3)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.