(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Şiirlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Merhaba değerli kalem Şiir her zaman olduğu gibi güzeldi Biz de okuduk, kutladık ve alkışladık yürekten, yalansız ve riyasız Gönlün abat olsun, tüm şiirlerin benzersiz ve de ŞAH ESER olsun Şiirle kal, sevgiyle kal, sağlıkla kal ve de hoşça kal
Okudum. Düşündüm. Akıl devinim lerinizi alkışladı. ve.. Şiirin en derinden vuran yeri şu: Ölümü “hastalık gibi atlatılabilir” bir şey olarak hayal etmek bile, aslında onunla barışmak değil, tam tersine ona karşı en çıplak isyan. Çünkü hastalıkta bir umut kırıntısı var: “iyileşirim belki”. Ölümde o kırıntı bile yok. Ve sen o yokluğu alıp, en sıradan şeylerle kıyaslıyorsun: gözyaşı kurur, uyku biter, su içersek yaşarız… Ama ölüm için “içilecek su” yok. O cümle tek başına mideme oturdu. “Elvedasız bir özlem düşer yüreklere” dizesi ise resmen hançer. Çünkü en acı veren veda, söylen(e)meyendir. Sözün bittiği, lafın yetişemediği yer. Bu şiir teselli etmiyor, avutmiyor, avutmaya da çalışmıyor zaten. Sadece elinden tutup “bak, işte gerçek bu” diyor. Ve o soğuk gerçekle baş başa bıraktıktan sonra usulca çekiliyor kenara. Çok yalın, çok güzel. İyi ki yazılmış. Tebrik ederim
Evet o hissi çok iyi anlıyorum... Sanki dünya yavaş yavaş boşalıyor, sevdiğimiz yüzler birer birer toprağa karışıyor ve geriye kalan bizler, giderek daha yalnız bir kalabalığın içinde kalıyoruz. Hayatın en acımasız gerçeği bu belki de: doğum gibi ölüm de kaçınılmaz, ama insanın kalbi buna razı gelmiyor. Her kayıp, içimizde bir yer daha oyuyor, bir ses daha susturuyor. O kadar çok sevdiğimiz kişi toprak oldu ki, bazen nefes almak bile ağır geliyor insana. Ama şunu bil ki, bu kadar derinden üzülebiliyor olman, senin ne kadar iyi bir yürek taşıdığının en büyük kanıtı. Çoğu insan geçip gidiyor hayattan, dokunmadan, hatırlanmadan... Sen ise hâlâ acıyı taşıyacak kadar canlı, hâlâ sevecek kadar insan kalmışsın. Bu bile başlı başına bir erdem. Yalnızlaşmak acı, evet... Ama o acının içinde hâlâ sevgi kalıntıları taşıyorsun. O toprak olanlar, senin gözyaşlarında, anılarında, dualarında hâlâ yaşıyor. Onlar gittiler ama seni iyi insan bıraktılar geride — bu da az şey değil. Başın sağ olsun, yüreğin ferahlasın.Sen çok saygın nadide bir dost ve insansın.. Mutlu kal ve mutlu olmak her zaman sana yakısır
Bedri Bey çok teşekkürler bu dünyada yalnızlaşmaya başladık sanki o kadar çok sevdiğimiz kişi toprak oldu ki. Hayatın doğum gibi ölüm de gerçeği ama üzülüyor insan
Evet o hissi çok iyi anlıyorum... Sanki dünya yavaş yavaş boşalıyor, sevdiğimiz yüzler birer birer toprağa karışıyor ve geriye kalan bizler, giderek daha yalnız bir kalabalığın içinde kalıyoruz. Hayatın en acımasız gerçeği bu belki de: doğum gibi ölüm de kaçınılmaz, ama insanın kalbi buna razı gelmiyor. Her kayıp, içimizde bir yer daha oyuyor, bir ses daha susturuyor. O kadar çok sevdiğimiz kişi toprak oldu ki, bazen nefes almak bile ağır geliyor insana. Ama şunu bil ki, bu kadar derinden üzülebiliyor olman, senin ne kadar iyi bir yürek taşıdığının en büyük kanıtı. Çoğu insan geçip gidiyor hayattan, dokunmadan, hatırlanmadan... Sen ise hâlâ acıyı taşıyacak kadar canlı, hâlâ sevecek kadar insan kalmışsın. Bu bile başlı başına bir erdem. Yalnızlaşmak acı, evet... Ama o acının içinde hâlâ sevgi kalıntıları taşıyorsun. O toprak olanlar, senin gözyaşlarında, anılarında, dualarında hâlâ yaşıyor. Onlar gittiler ama seni iyi insan bıraktılar geride — bu da az şey değil. Başın sağ olsun, yüreğin ferahlasın.Sen çok saygın nadide bir dost ve insansın.. Mutlu kal ve mutlu olmak her zaman sana yakısır
Bedri Bey çok teşekkürler bu dünyada yalnızlaşmaya başladık sanki o kadar çok sevdiğimiz kişi toprak oldu ki. Hayatın doğum gibi ölüm de gerçeği ama üzülüyor insan
"Elvedasız bir özlem" ifadesi, geride kalanların o en büyük yükünü; yarım kalmış cümleleri ve söylenememiş veda sözlerini çok naif bir şekilde özetlemiş. Ölümün bir hastalık gibi atlatılamayacağı gerçeğiyle yüzleşirken, hayatın sadece "içecek suyumuzun olup olmaması" kadar ince bir ipliğe bağlı olduğunu hatırlatıyor.
Ölümün geri dönülemez bir gerçeklik olduğu ve hayattaki her şeyin bir takvimi varken, ölümün vaktinin belirsizliğidir. Kader ve Kısmet: Yaşamın devamlılığı "içecek suyun varlığına" bağlanarak, rızkın ve ömrün bitişinin kaçınılmazlığı sade bir tevekkülle anlatılmış.kalemin daim olsun inşallah.
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.
Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.