1
Yorum
1
Beğeni
5,0
Puan
35
Okunma
Saçlarım dağınık.
Toplamıyorum.
Toplasam beynim ortada kalacakmış gibi.
Rüzgâr geçiyor.
İçimdeki eşyalar devriliyor.
Bir sandalye mesela.
Bir çocukluk.
“Hayır” diyorum.
Yıkıyorum kelimeleri.
Taşın üstüne seriyorum.
Güneş kurutuyor.
Ben kurumuyorum.
Ben hep biraz ıslak kalıyorum.
Koşuyorum.
Düş bozulmadan yetişmek için.
Birinin kollarına değil belki
ama bir ihtimale.
Arzularım iki gözden akıyor,
iki nehir oluyor,
sonra utanıp geri çekiliyor.
Bir hikâye var.
Finali belli gibi.
Ama ben hep sondan korkan çocuk gibiyim.
Dönmek mümkün diyorlar.
Görmek değil.
Asıl acı olan da bu.
Belki de saçlarım değil dağınık olan.
Belki ben
annemin çekmecesinde unutulmuş
kırık bir tarak gibiyim.
Hiçlik şehrim
tozlu bir yolun ötesinde.
Gitmişliğim
dönmüşlüğüme bozuk çalıyor.
Sesi var.
Değeri yok.
Ve insan
en çok
kendi gittiği yerle birdir
27-02-2026
ist
zaralıcan
5.0
100% (2)