0
Yorum
0
Beğeni
5,0
Puan
21
Okunma
Doğarken ölmüş, lakin yaşıyor,
Hiç soran oldu mu halini senin?
Yüreğin kan dolmuş, sözde yaşıyor,
Hiç soran oldu mu halini senin?
Ayağında ceket, çarık sökülmüş,
Yaş otuz demeden belin bükülmüş,
Sanki gazel vurmuş, saçın dökülmüş,
Hiç gülen oldu mu yüzene senin?
Cebine yıllarca para girmemiş,
Altı aydır çocukları görmemiş,
Umudu bitmiş, kimsede sevmemiş,
Hiç tutan oldu mu elini senin?
Çareler tükenmiş, bellisiz yönü,
Yiyeceğin yok, nede bir unu,
Hiçbir kulun sana, yanmamış canı,
Hiç soran oldu mu halini senin?
Ne kışın tükenir ne gelir yazın,
Her gün biraz daha, artıyor sızın,
Sesinde çıkmıyor, ötmüyor sazın,
Hiç duyan oldu mu sözünü senin?
Böyle yazdım diye, belki kızarsın,
Hep saklanıp, tenhalarda gezersin,
Kalem, kâğıt yok ki derdin yazasın,
Hiç bakan oldu mu gözüne senin?
Garipsin diye, bir sevenin olmaz,
Kendi ailen bile, yanına gelmez,
Hiçbir bayramda, halin sorulmaz,
Hiç sıkan oldu mu elini senin?
Bir gün bile dinmez, gözünün yaşı,
Garip düştün diye, vururlar taşı,
El âlem baharda, yaşarsın kışı,
Hiç soran oldu mu halini senin?
Tek tesellin olmuş, boyun bükmek,
Kaderde yazılmış, çok çile çekmek,
Akşam sabah yersin, kuru ekmek,
Hiç saran oldu mu yaranı senin?
5.0
100% (1)