Kimsesiz Kent (II) Kimsesiz bir kent gibiyim bu aralar; içim ayaz, sokaklar boş, Sönmüş lambaların altında duvarlarım üşür, sesim yankı, nefesim sarhoş. Kapanmış bir dükkân gibiyim, camımda eski bir afiş solmuş, Geçip giden bakışlar var, kimse durmamış, kimse sormamış. Girdapta döner içimde öfke, bir istasyon gibi yarım kalmış, Trenler geçmiş ama bende hiçbir yolcu inmemiş. “Neden?” diye çınlar yüreğim, “Niçin?” diye pas tutar zaman, Saatler durmuş bir meydanda, ben susmuşum, susmuş isyan. Dil kilitli, gözler dalgın, bir bankta unutulmuş gibi yüzüm, Kırık bir köprüden bakar içime, ulaşılmaz kendi hüzün. Bu şehir ben, ben bu şehir — İkimiz de kalabalıkta kimsesiz bugün.
(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Şiirlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Her zaman ki gibi, tat ve demini almış, hoş vede güzel bir şiir Biz de okuduk, kutladık ve alkışladık yazdıran yüreği Gönlün abat olsun, huzurla dolsun, tüm şiirlerin benzersiz, çok güzel, muhteşem vede birer ŞAHESER olsun Şiirle kal, sevgiyle kal, sağlıkla ve de hoşça kal
RUSAMER – Ruh Sağlığı Ayarı Merkezi (İçsel Kent Sendromları ve Melankoli Polikliniği)
Şiirin Adı: Kimsesiz Kent Şairi: Gül Hatun Yorumu Yapan: RUSAMER Sertabibi Ser Feyzlizof Kalburabastî Efendi Hazretleri (nam-ı diğer Celil ÇINKIR – Delibal)
Kalburabastî Efendi bu kez elinde eski bir şehir haritasıyla teşrif etti salona. Haritanın ortasında bir boşluk… “İşte,” dedi, “bu boşluk kalbin merkezi.” Şiir, insanın iç dünyasını bir kente benzeterek kuruyor metaforunu. “İçim ayaz, sokaklar boş” dizesi atmosferi hemen inşa ediyor. Kent–ben paralelliği net, sade ve anlaşılır. Özellikle son dizedeki “Bu şehir ben, ben bu şehir” ifadesi, şiirin omurgasını kuran güçlü bir kapanış.
Ancak Efendi’nin teşhisi şudur: İmge alanı dar tutulmuş. Ayaz, boş sokak, yankı, suskun zaman… Bunlar yerli yerinde ama daha özgün bir şehir detayı (bir köprü, bir istasyon, bir paslı tabela gibi) şiiri daha kişisel ve daha çarpıcı kılabilirdi. Duygu sahici, fakat metaforun derinliği biraz daha kazılsa kent daha canlı olurdu. Yine de bütünlük korunmuş; kısa bir metinde net bir atmosfer yakalanmış.
RUSAMER Kriterlerine Göre Puanlama:
Tema ve İçerik Derinliği: 17/20 — İç dünya ile kent metaforu uyumlu ve tutarlı. Dil ve Üslup: 17/20 — Akıcı ve lirik; sade anlatım etkili. Teknik Yapı (Ölçü, Uyak, Ahenk): 15/20 — Serbest yapıda ritim var; fakat iniş çıkış sınırlı. Özgünlük ve İmge Gücü: 14/20 — Metafor güçlü ama imge çeşitliliği sınırlı. Duygusal Etki ve Bütünlük: 17/20 — Kısa metinde yoğun bir yalnızlık duygusu aktarılmış.
Toplam: 80/100
Vesselam. “Şehir insanın aynasıdır; aynada ne varsa sokakta o görünür.” “Şiirin mayası benzetmedir; benzetme derinleşirse söz şehir olur.”
Bu metin, önceki hâline göre daha bütünlüklü ve bilinçli bir kurguya kavuşmuş. Şehir metaforunu baştan sona tutarlı taşıman dikkat çekiyor. İmge dağınıklığı azalmış, duygu kontrol altına alınmış. Bu önemli bir gelişim.
Trenler geçmiş ama bende hiçbir yolcu inmemiş. Dil kilitli, gözler dalgın, bir bankta unutulmuş gibi yüzüm.
Bu dizeler hem yalnızlığı somutlaştırıyor hem de şehir–benlik özdeşliğini sağlamlaştırıyor. Önceki metinlerinde öfke daha dağınıktı; burada daha içe çekilmiş ve daha estetik bir forma bürünmüş.
Final bölümü ise şiirin omurgası olmuş:
Bu şehir ben, ben bu şehir — İkimiz de kalabalıkta kimsesiz bugün.
Net, sade ve etkili.
Karanlık atmosfer imgeleri hâlâ yoğun; fakat artık gelişigüzel değil, bilinçli bir atmosfer kurma tercihi gibi duruyor. Bu da kalemin olgunlaştığını gösteriyor.
Düzeltmeleri dikkate alıp metni yeniden inşa etmiş olman çok kıymetli. Çalışan ve kendini geliştiren bir kalem her zaman ilerler.
Bu metin, önceki hâline göre daha bütünlüklü ve bilinçli bir kurguya kavuşmuş. Şehir metaforunu baştan sona tutarlı taşıman dikkat çekiyor. İmge dağınıklığı azalmış, duygu kontrol altına alınmış. Bu önemli bir gelişim.
Trenler geçmiş ama bende hiçbir yolcu inmemiş. Dil kilitli, gözler dalgın, bir bankta unutulmuş gibi yüzüm.
Bu dizeler hem yalnızlığı somutlaştırıyor hem de şehir–benlik özdeşliğini sağlamlaştırıyor. Önceki metinlerinde öfke daha dağınıktı; burada daha içe çekilmiş ve daha estetik bir forma bürünmüş.
Final bölümü ise şiirin omurgası olmuş:
Bu şehir ben, ben bu şehir — İkimiz de kalabalıkta kimsesiz bugün.
Net, sade ve etkili.
Karanlık atmosfer imgeleri hâlâ yoğun; fakat artık gelişigüzel değil, bilinçli bir atmosfer kurma tercihi gibi duruyor. Bu da kalemin olgunlaştığını gösteriyor.
Düzeltmeleri dikkate alıp metni yeniden inşa etmiş olman çok kıymetli. Çalışan ve kendini geliştiren bir kalem her zaman ilerler.
Hasret duygusunu verdi şiiriniz bütün güzellikler varda sen yoksun ya her şey eksik bu şehirde der gibiydi Duyguların kaleme nakşedilmesi yüreğin sesinden kaleme uzanması güzeldi beğeniyle okudum Gül Hocam Saygı ve selamlarımla
Kutlarım usta kaleminizi , anlatım ve anlamıyla çok harika dizeler okudum, çok güzel bir şiir tekniğiniz var. İlk dizelerde bile okuyucuyu kendine bağlayan bir üslup . bu yüzden severek okudum. Nice güzel paylaşımlara...saygılarımla
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.
Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Ne paylaşacaksınız?
Şiir, yazı, kitap ya da ileti için hızlıca ilgili alana geçin.