0
Yorum
1
Beğeni
0,0
Puan
54
Okunma
Aklı selim
Mezheb aklı selimdir...sunnili yetmez...aklı selim bir ağaç gibidir ve meyvesini verir...Nükler farz der Gazzelinin sıkıntısının yaşanmaması için...Aklı selim ağaç gibi sıkıntıdan kurtuluşun farzlarını haram-helallerini öğretir...Kur’an bu aklı selime destek içindir
Ölçülerle uyumlu akıldır aklı selim...yani esmayla uyumlu yani"lailahe illahhah esasına uyumlu akıl...İslam"Lailahe illalal"esasıyla uyumlu haramlar-helaller ilmidir islam tıbkı matematik ilmi gibi...2x2=4 esasına uyumlu bir mantığın ürettiği bir ilimdir matematik ise...
Salih amel ise esmalarla uyumlu amellerdir...adillikle uyumlu Rahmanlıkla uyumlu ilimle uyumlu...duygular düşünceler ve haller eylemler..
Ehli kitap Allah esaslı haram-helaller ilmidir.farkları ne mi yahudi derki Yahova sadece İsrail oğullarının ilahıdır...tanrısıdır...Kilise hz isada ruhul kudüste ilahtır...Kur’an her ırkın ayrı ilahı yok ve hz isa ilah değil"Lailahe illallah"der...Varlığın doğru izahı için"Lailahe illallah kabulüne"mahkumuz…Aklı selim bu kabule mecbur...
Kelime-i Tevhîd, “Lâ ilâhe illallâh Muhammedü’r-rasûlullah” sözüdür.
Tevhîd; en kısa ifadesiyle “lâilahe illallah: Allah’tan başka ilah yoktur” demek ve bu inancın gereklerini tüm benliğiyle hissederek yasamaktır. Ancak tevhide ulaşmanın yolu, insanın öncelikle sâhip olduğu yanlış inançlardan kurtulmasıdır.
Kelime-i tevhidde “lâ” yani Allah’tan başka tüm ilahların nefyedilmesi gerçek tevhide erişmenin ilk şartı olarak zikredilmiştir. Dolayısıyla Resûlullah -sallallâhu aleyhi ve sellem- de risâlet vazifesine bu noktadan başlamıştır. Bütün bâtıl inançlar nefyedildikten sonra ise onun yerine sahîh akide “illallâh” ile yerleştirilmiştir.
İnanç esaslarını tebliğ eden peygambere imanın da Tevhid akidesinin bir rüknü olduğu unutulmamalıdır. Nitekim kelime-i tevhîdin ikinci kısmını “Muhammedun rasûlullah: Muhammed Allah’ın elçisidir” ifadesi teşkil eder. Zîrâ Kur’an-ı Kerîm’in Allah’a imandan sonra sık sık hatırlattığı husus, Hz. Muhammed -sallallâhu aleyhi ve sellem-’in peygamberliğine imandır. Kur’an-ı Kerim muhtelif âyetleriyle diğer iman esaslarını da bizlere bildirmiştir. Bunlar peygamberlere, kitaplara, meleklere, kadere ve âhiret gününe iman etmektir. (en-Nisâ 4/136; el-Hadîd 57/21, 22)
Ehl-i kitaba Kur’anın daveti bu...:«De ki: Ey kitâb ehli! Sizinle bizim aramızda müşterek olan bir söze (Kelime-i Tevhîd’e) geliniz. Allâh’tan başkasına tapmayalım; O’na hiçbir şeyi ortak koşmayalım ve Allâh’ı bırakıp kimimiz kimimizi ilâhlaştırmasın! Eğer yüz çevirirlerse, işte o zaman; «Şâhid olun ki biz müslümanlardanız!» deyiniz!» (Âl-i İmrân, 64)”
Kelime-i tevhidi kabul eden akıl...o salim akıldır o akıl ağaç gibidir...Meyve verir yani haram-helal üretir...“Görmedin mi Allah nasıl bir misâl getirdi: Hoş bir kelime (olan kelime-i tevhîd), kökü yerde sâbit, dalları gökte olan güzel bir ağaca benzer. (O ağaç), Rabb’inin izniyle her zaman meyvesini verir durur. (Kulu Hakk’a yüceltir ve O’nun ebedî dostluğuna kavuşturur.) Öğüt alsınlar diye Allah, insanlara böyle misaller verir.(İbrahim/24-25.)
“Allah Teâlâ îmân edenleri hem dünya hayatında hem de âhirette sağlam sözle (kelime-i tevhid üzere yaşayışta) sapasağlam tutar (sebatkâr kılar.)...”(brâhîm/27)
Kelime-i tevhidi kabul eden akıl...o salim akıl...haram-helal belirleme yetkisine sahibtir...“Malını Allah yolunda harcayıp O’na saygı duyarak haramlardan sakınan (takvâ sahibi olan ve), o en güzel kelimeyi (kelime-i tevhîdi) tasdik eden kimseyi Biz de en kolay yola muvaffak kılarız.”
sıkıntısızlık için "Lailahe illallah" kabulü şarttır demekle kalma helallere-hramlara uyumlu duygu düşünce hal eylem seç...değilse kabul yetmez şehadet yetmez...haramlara uy...helalere uy...sunniliğin haramları yetmez Nüklersizlik de haramdır …de...aklı selim bunu da diyor çünkü aklı seimdir mezheb…sunnilik yetmez...sıkıntıyı yok edecek NÜKLERSE Nükler farzdır de...Farzlara ek gerek yani...sunnilik de yetmz şehadette de yetmez Aklı selim yetr tek....Aklı selimin sıkıntıyı giderecek Nükleri de farz say...( Ankebut/2.)"İnsanlar, imtihandan geçirilmeden, sadece «Îmân ettik» demeleriyle bırakılacaklarını mı sandılar?”
Ankebût suresinin 2. âyet-i kerîmesiyle, sırf lâfızda kalan ve hayata tatbik edilmeyen bir kelime-i tevhîdin tek başına ebedî kurtuluşu temin edemeyeceğini beyan buyurmuştur.
İşte Gazzeli balığın karnında olsalar büyük sıkıntılardalar...şehadet yetmez...Bu kabule uyumlu duygu düşünce hal eylem seç ...cüz’iradeni aklı selimle kullan.nefisci değil Rızacı ol...Balığın karnına girersin sıkıntı verilir Lailahe illalal kabulüne asi duygu düşünce hal eylem seçersen...Çünkü bu kabul sıkıntı tatmamak içindi(Enbiya/87-88.)“Zünnûn’u da (Yûnus’u da zikret). O, (kırk gün tebliğ etmesi emredilmişken kavminin küfürdeki ısrarı karşısında ümitsizliğe kapılıp otuz yedinci günde) öfkeli bir hâlde geçip gitmişti. Biz’im kendisini asla sıkıştırmayacağımızı zannetmişti. Nihayet karanlıklar içinde (balığın karnında); «Sen’den başka hiçbir ilâh yoktur. Sen’i tenzîh ederim. Gerçekten ben zâlimlerden oldum!» diye niyâz etti. Bunun üzerine onun duâsını kabûl ettik ve onu kederden kurtardık. İşte Biz, mü’minleri böyle kurtarırız.”