0
Yorum
0
Beğeni
0,0
Puan
61
Okunma
Toprağın teninde yüzyıllardır bitmeyen bir dövme bu:
Devasa, morarmış, derin bir sızı
Kıyısız şehirlere doğru kürek çekiyor en janti eşkıyalar
ceplerinde sahte şafaklar, ruhlarında paslı çivilerle...
Siz o aynalı gökdelenleri dikin
kibrinizin o soğuk, dikizci camlarını parlatın
yıkık Roma sütunlarından süzülen o küf kokulu alkışlar
zübbe yalnızlığınıza çarpıp duracak.
Tarihin o leş kokulu sayfalarında kusurumuzu arıyorum:
Sahi, neden vebadan hepten gebermedik biz?
Bu modern cehennemde
yeni yüzyılın çocukları bombalarla saklambaç oynasın diye mi?
İçim şimdi devasa bir Çin Seddi
üzerinde jilet telleri, önünde hendekler
kimse girmesin içeri
kimse kirletmesin o beyaz güvercinlerin masumiyetini
Hep mi ordular toplanacak, hep mi kışla kokacak bu sabahlar?
Oysa çiçek toplamak vardı
bir cesedin göğsünden değil, toprağın rahminden...
Sığınakların o nemli karanlığında öğrendik
bombaların üzerine "sevgilerle" yazıp isimler kazımayı
Zaman, bize ölümü değil cinayeti kutsamayı öğretti
Bırakın o parlak, kanlı ödülleri masalarda!
Önce ölülerinizi değil, o pis silahlarınızı gömün derinlere
İşte o an, o büyük kıyamet koptuğunda
aynı göğün altında
tek bir insan lekesi kalacağız
temiz, çıplak ve nihayet özgür...