1
Yorum
0
Beğeni
0,0
Puan
136
Okunma
Kur’an şiir değil
Kur’andaki ilme talib olmadık onu felsefe kitabı şiir kitabı yaptık.Emevi-Arab beyni ve sunnilik ilim öğrenmedi Kur’andan
Kur’an ALİMden geldi...Allah alimdir ya şair alim mi...
"Biz ona şiir öğretmedik. Bu onun için gerekmez de." (Yasin, 36/69)
"... O, bir şair sözü değildir. Ne de az inanıyorsunuz. Bir kâhinin sözü de değildir. Ne de az düşünüyorsunuz. Âlemlerin Rabb’inden indirilmiştir." (Hakka, 69/38-43)
Evet...Kur’an alemlerin aynasını oku dedi elçisine...HİRA mağarasında ilk ayetle...İlim varlık aynasındadır...şiir şairin vicdan aynasındadır...vicdan aynası doğallığını kaybedebilir ama varlık aynası doağallığını yitirmez...
Evet ritim var Kur’anda ama ilim kitabıdır Kur’an şiir batıl duyguları da yüklendi...Furkan değildir şiir...Hak duygu-Batıl duygu ayrımı yapmaz şiir ilim yapar...haram-helal diye ayırır duyguları düşünceleri halleri eylemleri...Sadece ritim var Kur’anda...şiirin duygularını yüklenmez Kur’an hak duygu ve kanaatleri yüklenir sadece...kulağa hoş gelen bir ses ritmine, nazım-nesir karışımı bir üsluba sahip olması başlı başına bir mucizedir Kur’anın...Ritim helal çünkü ve şiirde de var kafiye ritim...
Haram helal ayrımı hak-batıl ayrımı var Kur’anda şiirde yok...Kur’an FARUK
﴾Hakkka/38-39﴿ Görebildikleriniz ve göremedikleriniz üzerine yemin ederim ki,
﴾40﴿ Kur’an elbette değerli bir elçinin sözüdür.
﴾41﴿ O bir şair sözü değildir. Ne de az inanıyorsunuz!
﴾42﴿ O bir kâhin sözü de değildir. Ne de az düşünüyorsunuz!
﴾43﴿ O, âlemlerin rabbi tarafından indirilmiştir.
Tefsiri:
“Görebildikleriniz ve göremedikleriniz” ifadesi, varlık âleminde, görüleni ve görülemeyeni ile üzerine yemin edilmeye değer ne varsa tamamını, meselâ yüce Allah’ın zâtı, sıfatları ve evrende O’nun kudretini gösteren maddî ve mânevî varlıkları, yer ve gök cisimlerini, insanlar, melekler, cinler, âhiret âlemi vb. varlıkları kapsamaktadır.
Kur’an’ı tebliğ eden Hz. Peygamber’e müşriklerden bazıları şair, bazıları da kâhin diyorlardı. Bu sebeple yüce Allah burada yaptığı yeminle Kur’an-ı Kerîm’in bir şair veya kâhin sözü değil, değerli bir elçinin sözü olduğunu vurgulamıştır. Ayrıca söz sanatı bakımından da Kur’an’ın şiir olmadığını, kâhin sözüne benzemediğini bazan kendileri de itiraf ettikleri halde müşrikler ondan ne ibret almışlar ne de onun ilâhî kelâm olduğuna inanmışlardır (Resûlullah’ın içinde yaşadığı toplumda “şair” kelimesinin kullanıldığı özel anlam hakkında bk. Yâsîn 36/69). Müfessirlerin çoğunluğu Resûlullah hakkında söylenilen şair ve kâhin sözlerini dikkate alarak 40. âyetteki, “değerli elçi”den maksadın Hz. Peygamber olduğu kanaatine varmışlardır. Tekvîr sûresinin 19. âyeti de aynı lafızları taşır; fakat çoğunluğun yorumuna göre orada elçiden maksat Cebrâil’dir. Aslında bu iki yorum arasında bir çelişki yoktur. Zira Kur’an’ı Hz. Peygamber’e Cebrâil getirmiş, o da tebliğ etmiştir. Bu sebeple Tekvîr sûresindeki âyetin bağlamına Cebrâil, buradaki bağlama ise Hz. Peygamber uygun düşmektedir. Gerçekte Kur’an Allah’ın kelâmıdır; nitekim 43. âyette âlemlerin rabbi katından indirilmiş olduğu açıkça ifade buyurulmuştur. Buna göre Cebrâil ve Hz. Peygamber Allah’ın kelâmını kullarına ulaştırmada aracı oldukları için 40. âyette söz onlara nisbet edilmiştir (bk. Râzî, XXX, 117).Kaynak: Kur’an Yolu Tefsiri Cilt: 5 Sayfa: 449-450
Kur’an Faruk ama şiir değil Elçi Faruk ama şair değil...Şair felsefecidir...Mezhebler de tarikatler de faruk eğildir...Haramlar-helaller İlme ilim ağacına mantık deney ağacına aittir Kur’anda ama şiirde felsefe ağacına aittir...Mezhebler tarikatler ırkçılık ağacının yaprak ve meyveleri...İlim ağacının değil ki...şiir gibidir mezhebler...ikisinin de anası felsefedir...Kur’an ilimdir...alimden geldi...deney mantık bozulmamış vicdan dağallık var Kur’anda… yani ilim var...felsefe ağacının da şirk ağacının da meyveleri var yaprakları var...Felsefein ası insan Kur’anın Kaynağı Allah ilmi sınırsızdır Allahın...ve hüküm sınırsız ilmin işidir...Faruk sınırsız ilimlidir...mezheb sınırlı ilimlinin meyvesi tarikat de ve ırkçılık dinidir ata dinidir mezhebler tarikatler...beşeridir..beşerileştirdik Kur’anı mezheplerle ve tarikatlerle felsefeleştirdik şiirselleştirdik tahrif ettik yani...mezhebli ol mezhebçi olma ilimci ol mezhebçi değil deneyci mantçı l doğalcı ol..varlığın ynasındadır ilim insan vicdanı felsefe doludur ancak...İlim İlahi vicdandadır ilahi akıldadır...Kur’anın geldiği yer sınırsız vicdan sınırsız ilim...sınırsız akıl...mezhebler öyle mi hayır...sınırlı hatta ırkçı akı ırkçı vicdan anneli mezhebler tarikatler…
Okuyanı darda koymaz
İnanan şeytana uymaz
Asla yarı yolda koymaz
En vefalı dosttur Kuran(Hasan konç) evet şeytanın aklı vicdanı deneyi ile yetinme sınırsızlaş...Kur’anın geldiği yer orası...nefsinin deneyi ile yetinme sınırsızlaş...sınırsız deneyin sınırsız vicdanın sınırsız aklın meyvesi ve yaprağı Farukluğun ürünüdür...felsefe şiir şirklidir...ata dini deneyde sınırlı vicdanda sınırlı...Faruk olamazlar...Sınırsızı ölçü al deneyi sınırsız vicdanı sınırsız olandır ancak Faruk...Allahtır yani Faruk...
﴾İbrahim/30﴿ Allah’a ortaklar koştular ki halkı O’nun yolundan saptırsınlar. De ki: “Biraz daha oyalanın; sonunda döneceğiniz yer ateştir!”
Tefsiri:
Müşrikler, Allah’ın kendilerine lutfetmiş olduğu nimetlere karşı nankörlük etmekle kalmadılar; aynı zamanda Allah’a ortak koşmak suretiyle hem kendilerini hem de başkalarını Allah yolundan saptırdılar. Bu sebeple müşrikler âyetin son cümlesinde “Biraz daha oyalanınız; sonunda döneceğiniz yer ateştir!” buyurularak kınanmış ve tehdit edilmişlerdir.
“Halkı O’nun yolundan saptırsınlar” şeklinde çevirdiğimiz cümleye farklı okunuşlara göre şöyle de mâna verilebilir: “Sonuç olarak kendileri Allah’ın yolundan saptılar.” Buna göre müşriklerin Allah’a ortaklar koşmaları sonuçta kendilerinin Allah yolundan sapmalarına sebep olmaktadır (Râzî, XIX, 123-124; Şevkânî, III, 124).Kaynak: Kur’an Yolu Tefsiri Cilt: 3 Sayfa: 318
Hz Ademi çamur görme ey ŞEYTAN...Mezhebli ol tarikatli ol...ama yetinme...
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.