1
Yorum
7
Beğeni
5,0
Puan
204
Okunma
Yıkıldın,
Yıkıldın,
Yıkıldın…
Ama her defasında,
Tozun içinden sıyrılıp,
Bir yaprak gibi doğruldun rüzgâra.
Bıçak gibi saplandı acılar,
Her biri ayrı bir yerinden.
Kanadın, aktın, kurudun,
Ve yeniden kanamaya başladın,
Çünkü kanamak da yaşamaktı.
Ellerin titredi bazen,
Dudakların ıslandı tuzlu sularla.
Yatağına gömülüp,
"Artık yeter" dedin binlerce kez,
Ve ertesi sabah,
Yine kalktın.
İnadına yaşamak bu işte,
Düşe kalka, sürüne sürüne.
Yüreğinde kocaman bir yara,
Ama gözlerinde küçük bir ışık.
Gecenin en koyusunda,
Belki ağladın sessizce,
Belki haykırdın kimse duymadan.
Ama sabah olduğunda,
Yine vardın.
Yine nefes alıyordun,
Yine bakıyordun pencereden.
Bazen bir çiçeğin açışı,
Bazen bir çocuğun gülüşü,
Bazen sadece sıcak bir çay,
Çekti götürdü intikam alırcasına,
O karanlık düşünceleri.
Yaşamak inadına,
Ölmek değil meydan okumak,
Acıya rağmen değil,
Acıyla birlikte.
Yaralı bir kuş gibi,
Kanadı kırık uçmaya çalışmak.
Ve biliyorum,
Bazen bir yük kadar ağır gelir bu inadın.
Ama her taşıdığın gün,
Aslında bir zaferdir.
Sessiz, gösterişsiz,
Ama en gerçek zafer.
İnadına yaşayan sen,
Bilesin ki her sabah uyanışın,
Bir isyandır umutsuzluğa.
Her gülüşün,
Bir direniştir kederle.
Ve her attığın adım,
Toprağa vurulmuş bir mühürdür:
"Ben hâlə buradayım,
Ve gitmeye hiç niyetim yok."
İnadına, sadece inadına,
Soluk alıp vermeye devam.
Çünkü bazen yaşamak,
En büyük başkaldırıdır hayata.
5.0
100% (4)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.