0
Yorum
6
Beğeni
0,0
Puan
43
Okunma
Beş ülkü
İslamın beş ruhu...beş ülküsü Rabçılığın nefiscilikten uzaklığın beş sebebidir İslamın beş şartı...
İslamın beş şartı İslamın beş mantığı beş duygusu beç düşüncesi beş eylemi beş halidir...İlmin de beş şartıdır.İlim secdeye sebeb
Hac İsmail yani nesil yetiştirme ülküsü içindir...
Zekat fakir zengin sağlıklı hasta zıtların ilişkileri içindir...Rahmanlık duygusu içindir...
Namaz Kıyam-secde kıraat içindir...eğitim içindir...eğitme duygusu kazandırır...
Oruç yeme-içme uçkur içindir...Annelik kutsal diyorsun ama sadece İsmail yetiştirmek kutsal...İsmail olmak için ye iç evlen kutsal yiyecek içecek kutsal uçkurun sonucu İsmaildir...Adam haram yedirmiş İsmail bir nesil beklemesin der Oruç mantığı...
Şehadet aklı olgunlaştırma işidir...aklın yolu birdir ama akıllı hükümetlerin bile hain muhalifleri var...hak-Batıl FARUK bir mantıkla ölçülür...ilme deneye mantığa akla saygılı olan HAKKI HAK bilme gücüne sahib...doğallıklara secde amaçlı olmayan saygısız ahlaksız Hakkı Hak göremez kördür...İsmail olmayan haramla büyüyen de kördür...
Kim bir kavme benzemeye çalışırsa o da onlardandır...(Ebu davut, libas,4/4031)
Yemeği kutsal olmayan sömürgeci olur İsmail olamaz...Batıcı olur ancak...Rabçı olamaz...
İbn Ömer"in naklettiğine göre, Resûlullah (sav) şöyle buyurmuştur:“Kim bir topluluğa benzemeye çalışırsa, o da onlardandır.” Ebû Hüreyre"nin naklettiğine göre, Resûlullah (sav) şöyle buyurmuştur: “Her doğan çocuk fıtrat üzere doğar. Sonra ana babası onu Yahudi, Hıristiyan veya müşrik yapar.”
Evet...."“Kim bir kavme benzemeye çalışırsa, o da onlardandır.” (Ebû Dâvud, Libâs, 4/4031)
Hristiyan âleminin mukaddes sayıp kutladığı yılbaşını kutlamak, İslâm şahsiyet ve karakterine aykırıdır. Zira yegâne hak dîn olan İslâm mükemmeldir. Mükemmelin ise artık hükmü bitmiş ve tahrife uğramış bir dinden alacağı hiçbir şey yoktur.
Ayrıca hiçbir mukaddes gün, nefsânî eğlencelerle, haramlarla, şeytânî çılgınlıklarla idrâk ve ihyâ edilmez. Sadece bu hakîkat bile yılbaşı kutlamanın, ne kadar bâtıl bir âdet olduğunu ifadeye kâfîdir.
Namazın her rekâtında okuduğumuz Fâtiha’nın son âyetinde;
“…Gazaba uğrayanların ve sapıkların (yoluna) değil.” (el-Fâtiha, 7) buyrularak, İslâm dışındakilerin yoluna uymaktan îkaz edilmekteyiz.
Gayr-i müslimlere veya fâsıklara benzeme ve onların nefsânî hayat tarzlarını taklit etme hastalığı, îmânı tehlikeye atan hususlardan biridir. Îman temelindeki çözülmelerin, fikrî ve ahlâkî yozlaşmaların birçoğu, bu tür taklitlerle başlar. Taklit, zamanla alışkanlık ve huy hâline gelir. Sonrasında ise şeklî beraberlik, zihnî beraberliğe, zihnî beraberlik ise zamanla kalbî beraberliğe kadar gider.
Velhâsıl her müslüman; hayatının her safhasında, İslâm şahsiyet, karakter ve vakarına yaraşır bir duruş sergileyip gayr-i müslimlerin âdetlerinden uzak durmakla mükelleftir.Kaynak:www.osmannuritopbas.com
"Kim bir kavme benzerse O Onlardandır" hadisi sahih midir?
Bu hadisi şerif sahih bir hadistir. Hadisin ana fikri, MÜSLÜMAN’IN, MÜSLÜMAN OLMAYANDAN HER KONUDA FARKLI OLMASI ilkesidir. Müslüman olmak sadece namaz kılmak veya belli şeylere inanmakla sınırlandırılmayacak kadar büyük bir dönüşümdür. bu hadisi şerif ilimdir bilimdir..deneye ve mantığa saygılıdır yeter bu...
Peygamber Efendimiz (s.a.s) bu hususta ümmetini şöyle uyarmaktadır:“Kim bir kavme benzerse o da onlardandır.”[2] Öyleyse, bizi biz yapan, bizi ayakta tutan ve en güçlü sığınağımız olan değerlerimize sımsıkı sarılalım.
“Sizin dostunuz ancak Allah’tır, Resûlüdür ve Allah’ın emirlerine boyun eğerek namazı kılan, zekâtı veren müminlerdir.” (Mâide, 5/55)
Evet..."Yüce dinimiz İslam’ın hedefi, Kur’an ve sünnet çerçevesinde bir Müslüman kimliği inşa etmektir. Bu kimliği inşa ederken de İslam’ın temel ölçüsü, Allah Resûlü (s.a.s) ile hayat bulan ahlaki ilkelerdir. Bu ilkelerle vücut bulan İslam kültür ve medeniyetidir. Varlığımızı anlamlı kılan âdâb-ı muaşeret kurallarıdır. Dinimiz, bizi biz yapan bu evrensel değerlere sahip çıkmayı, öz benliğimizden uzaklaştıracak her türlü söz ve davranıştan kaçınmayı emreder. "
Evet..."Müslüman kimliğini oluşturan en yüce değer, yaratılış gayemizi hatırlatan, sorumluluklarımızı öğreten ve bizlere şahsiyet kazandıran imandır. Rabbimizin rızasını kazandıran ibadetler, huzur ve mutluluğun kaynağı güzel ahlaktır. Müslümanlar, kulluktan sosyal hayata, giyim kuşamdan yeme içmeye kadar her alanda bu değerlere sahip çıktığında inançlarını ve kültürlerini muhafaza etmişlerdir. Çağ kapatıp çağ açan medeniyetler kurmuşlar, ilim ve bilimde, kültür, sanat ve edebiyatta bütün insanlara önder ve örnek olmuşlardır. Ancak Müslümanlar, ne zaman kendi inanç ve değerlerinden uzaklaşıp yabancı kültürlerin etkisi altına girmişler, işte o zaman kimlik ve aidiyetlerini kaybetmişlerdir."(Cuma Hutbesi: “Bizi Biz Yapan Değerlere Sahip Çıkalım”)
Evet... “Bizi Biz Yapan Değerlere Sahip Çıkalım”
Müslüman’ın iman esaslarını etkileyecek şekilde bir benzeşme getiren her söz, tutum ve davranış reddedilmiştir. Böyle bir netice iman açısından tehlikeli ...
«Kim bir kavmin karaltısını artırırsa onlardandır. Kim bir kavmin yaptığı işten râzı olursa, o işi yapanlarla ortak olur»." (İbn-i Hacer, )
Ferdi ve sosyal planda ortaya çıkan, dinde benzeşmenin farklı türleri ve hükümleri vardır:
1. Tabiî benzeşme: İlim ve teknikte kullanılan metotlardaki benzeşme, yürüme, yemek yeme, bazı vasıtaları kullanma gibi batıl perestlere benzemenin kaçınılmaz olduğu tabiî durumlardaki benzeşmedir.
2. Mekruh olan benzeşme: Benzeşmenin sorumculuğu gerektiren en hafif şeklidir. Örneğin, putperestlere benzeme olduğundan, canlı resimleri içeren duvar halıları, yastıklar ve tablolarla evi donatma veya bu şekilde bezeli elbise giyme, genellikle fukaha tarafından mekruh sayılmıştır.
3. Haram olan benzeşme: Yahûdi, Hristiyan, Budist, Materyalist ve benzeri batıl dinlerin ve ideolojilerin mensuplarına özgü olup, İslâm’ın emirleri ve yasakları ile çatışan hususiyetlerinde onlara benzemek. Alkollü içki içmek, ikram etmek, imâl etmek ve ticaretini yapmak gibi.
Hz. Peygamber Efendimiz (asm), mümin olmayan toplumların bayramlarının ve kutsal günlerinin onlar gibi kutlanmasını yasaklamıştır. Zira bu, sosyal bütünlüğün korunması, cemaatin dağılmaması ve dejenere olmaması için gereklidir.(Sorularla İslamiyet)
Salihleri taklit etmek ve onları örnek almak teşvik edilmiştir. Zahirde benzemek kalpte sevgiyi doğurur.