1
Yorum
1
Beğeni
5,0
Puan
128
Okunma
Kırık tüpün kan fışkıran yankısı, sessizlikte patladı,
Paslı makineler terledi, gece içimi kemirdi.
Ayna yanlış numarayı ararken ruhum parçalandı,
Zaman buz kılıçlarla düşlerimi biçti önümde.
Saplantı saydam, ele gelmez, dokunsan erir,
Sokaklar kendi kendine fısıldayan cesetler gibi.
Azgın deniz dalgaları içimi yuttu,
Rüzgâr adımı fısıldadı, ama sesim gömüldü karanlığa.
Kırmızı tohum betona tükürülmüş, kan lekesi gibi,
Beyin jelibon ekşi, ezilmiş tatlı çığlık gibi.
Şiir sinek olup camda vızıldayan ölüm oldu,
Kadife bir zehir gibi sessizlik damarlarımı sardı.
Santorini mavisi delirmiş ölü dalgalar gibi,
Rüya, bir çığlık gibi boğuluyor her boşlukta.
Gecenin hışırtısı içimde patlayan kül fırtınası,
Her adım bir çarpma, her nefes bir yara göğsümde açıldı.
Karanlık kırık cam sunuyor sadece;
Saplantı, renk saydam, ele gelmez;
Beyin, şekilsiz, çiğnenmiş tat,
Ve ben—düşlerimle birlikte batıyorum, patlıyorum, yok oluyorum.
5.0
100% (1)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.