İyi bir kitap, başka hiçbir şekilde giremeyeceğimiz bir dünyaya girmemizi sağlayan bir sihirli halıdır. caroline gordon
demircininoğlu
demircininoğlu

KUMBARAM

Yorum

KUMBARAM

0

Yorum

1

Beğeni

0,0

Puan

86

Okunma

KUMBARAM


Kumbaramda biriken sözler kararıyor gecelerle;
fısıldayamadığım “seni seviyorum”lar
gölge gibi büyüyor içimde.
Bozdursam,
mahalle bakkalının ışıkları bile titrerdi,
çünkü sessizlik bazen
insanın yüzüne düşen bir kefen gibidir.

Şimdi yokluğunu topluyorum;
her gün biraz daha karanlık,
biraz daha ağır,
kumbara çatlıyor,
ben çatlıyorum.

Beni bırak…
Sen nasılsın?
Penceren hâlâ sokağın soğuk nefesini içeri alıyor mu?
Fesleğenin, sensiz gecelerden sağ çıkabiliyor mu?

Köy rüzgârlarının sana dokunduğu günler
bir masal gibi uzak…
Artık kim sürüyor
o rüzgârın bıraktığı boşluğu saçlarına?

Son mektubumu dün
serçelerin kanatlarına bıraktım.
“Şehrini bilmiyoruz,” dediler,
“martılara ver.”

“Bizim köyde deniz yok,” dedim.
Martıların gölgesi bile düşmez
bu ıssız toprağa.
Belki sen,
deniz kokulu bir yalnızlığa
kaçtın benden önce.

Ceplerimde akide şekerleri eriyor,
senin adını söylemeden bile
acılaşıyor tadı.
Bir adres ver bana, ne olur…
Güvercin olurum sana,
istersen karanlık bir martının
kırık kanadı…
yeter ki yolunu bulayım.
/
Biriktirdim sözleri,
içimde dağlar kadar büyüttüm.
Kumbaram, kalbimin çarpan göğsü gibi
dolup dolup taşarken
en çok “seni seviyorum”lar birikti
zamanın dökülmüş yaprakları gibi.
Bozdursam,
mahalle bakkalının gölgeleri bile susardı;
çünkü suskunluğun da bir ağırlığı vardır
kalkan gibi, kılıç gibi.

Sonra yokluğun geldi
bir ordu gibi üzerime.
Topladım hepsini,
avucumun içi kararmış bir geceye döndü.
Kumbara dar geldi;
ben genişledim acıyla,
bir ova kadar sessiz.

Ama sen…
Sen nasılsın?
Penceren hâlâ sokağa bakıyor mu
bir nöbetçi gibi?
Fesleğenin, sensizliğe karşı
küçük bir direniş midir hâlâ?

Köy rüzgârlarını bilirsin;
bir zamanlar saçlarına dokunan
o serin askerleri…
Şimdi geri çekilmişler belli ki,
yerlerine kim geçti?
Hangi sıcak el, hangi yabancı nefes?

Dün yazdığım mektubu
serçelere emanet ettim.
“Şehrini bilmiyoruz,” dediler,
“Martıya ver.”
Dedim ki:
“Bu topraklarda deniz yok,
deniz olmayınca martı da olmaz,
umut da uçmaz buralarda.”

Belki sen,
denizlerin çağrısına uyup
mavi bir diyarın kapısından içeri girdin.
Belki rüzgârın tuzunu soluyor
ve beni hatırladıkça için hafifliyor.

Ben ise hâlâ ceplerimde
senin sevdiğin akide şekerlerini taşıyorum.
Birer küçük hazine,
birer küçük hatıra,
birer küçük yemin gibi.

Bana bir adres ver…
Neresi olursa olsun fark etmez.
Gelirim.
Yolları aşarım, rüzgârı delerim,
dağları çıplak ayak geçerim.
Güvercin olurum kapına,
istersen denizlerin çağırdığı
bir martı olurum sana...

Paylaş:
1 Beğeni
(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Şiirlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Şiiri Değerlendirin
 
Kumbaram Şiirine Yorum Yap
Okuduğunuz Kumbaram şiir ile ilgili düşüncelerinizi diğer okuyucular ile paylaşmak ister misiniz?
KUMBARAM şiirine yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üyelik Girişi Yap Üye Ol
Yorumlar
Bu şiire henüz yorum yazılmamış.
© 2026 Copyright Edebiyat Defteri
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
ÜYELİK GİRİŞİ

ÜYELİK GİRİŞİ

KAYIT OL