9
Yorum
34
Beğeni
0,0
Puan
409
Okunma

gözlerimin kıyısına
tutunmuş bir cümleydin,
her harfi paslı bir kilidin ardında
çırpınan,
açılmaya direnen.
kentin kalabalığında
tabelasız bir sokak gibi
hep kayboluyordum sende;
yoklukla yalnızlığın olduğu
bir kavşakta duruyordu aşk.
sana varmak için
üç noktalı mektuplar bırakıyordum
çocukların ceplerine;
ellerini sana açarken
gülüşlerinde benim sustuğum heceler vardı.
sen ise,
saçlarının taraklarında geceyi büyütüp
benim sesimi unuttun.
duvarların gölgesine çöktüm,
çünkü anlamadığın her suskunluk
bir çivi gibi saplandı kalbime.
kelimelerden bir yangın kurdum,
kağıt hüzünleri yaktım,
ama küllerden doğan tek şey
sana benzeyen yarım bir sevgiliydi.
dilime tüneyen harfler
hep yanlış telaffuz edildi,
her virgül ayrılığa,
her nokta bir cenazeye dönüştü.
ben sana hiçbir karmaşayla gelmedim;
ezilen karıncaların toprağından,
vurulan kuşların kanadından
öğrendim sevmeyi.
çünkü aşk,
dümdüz bir yolun ortasında bile
savrulmuş bir yaprak kadar narindir.
maviye boyanmış hayallerinin kenarında
bir mezar yeri sakladım kendime,
ama sen ara sıra uğra kalbime,
unutma:
mezarlıkların bile çiçek açtığı mevsimler vardır.
o yüzden bana uzun vadeli yeminler etme,
yalnızca kısa notlara yaz yokluğunu
imla hatalı da olsa,
ben yine de inanırım
aşkın sana sığdığına.
sen ara sıra uğra kalbime,
unutma:
mezarlıkların bile çiçek açtığı mevsimler vardır.
ve işte o an,
birden bütün şehir susar,
çürük kaldırımlardan fışkıran otlar bile
adını söyler bana.
ben seni saklamaktan çok,
saklanmaya dönüştüm;
artık bildiğin bir sevgili değilim,
senin unutuşlarının kıyısında
yasak bir ada gibiyim.
şimdi sana son kez söylüyorum:
bütün harflerimi toplayıp
ateşe atıyorum
dumanında görürsen yüzümü,
bil ki hâlâ seni seviyorum.
Peri Feride ÖZBİLGE
06.09.2025
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.