0
Yorum
12
Beğeni
5,0
Puan
275
Okunma

Bir sözcük düşer yaprak gibi
Sessizliğin kıyısına.
Rüzgâr alır onu,
Götürür bilinmeyen bir dağın eteğine.
Buğday tarlaları
Altın bir suskunlukla uzanır ufka.
Toprak,
Bin yıllık hikâyeleri fısıldar köklerine.
Ve bir kuş,
Gökyüzünün mavisinde kaybolur,
Bırakır ardında
Çocukluğun rengini.
Sular akar usulca,
Taşları öperek.
Her damla
Unutulmuş bir ada dokunur belki.
Zaman,
Kum taneleri gibi kayar avuçlarından,
Sen tutmaya çalışırsın
Sadece serinliğini.
Gecenin koynunda yalnız bir ışık,
Bir pencere kadar uzak
Ve bir yürek kadar yakın.
Hatırlar mısın?
O ilk bahar kokusunu,
Islak toprağın vaadini?
Şimdi yabancıdır belki,
Ama rüzgâr getirir onu bazen,
Ansızın.
Düşler ki toz pembe,
Dağılır şafak sökünce.
Geride ne kalır?
Belki bir tebessüm,
Sıcak bir dokunuşun izi.
Ya da denizin,
Taşa vurdukça çıkardığı
O inatçı,
O ebedi
Şarkı...
5.0
100% (1)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.