2
Yorum
7
Beğeni
4,7
Puan
169
Okunma

Bir gün başlıyorsun nefessiz bir çığlıkla,
O andan sonra herkes susuyor,
Senin yerine dünya konuşuyor.
Adını sen koymazsın,
Yolunu da…
İlk adımı atan sen değilsindir çoğu zaman,
Ama düşmek hep senin sorumluluğundur.
Hayat bir soru değil,
Cevabı çoktan unutulmuş bir yankı bazen.
Bir elma düşer toprağa,
Sen gökyüzüne bakarsın,
Su içersin ama susuz kalırsın.
Gerçek şudur:
Kiminle ağladığın değil,
Kimin yanında susabildiğindir yol arkadaşın.
Bir gün bir ağaçla konuşursun,
O sana sessizce anlatır:
“Köklerin yoksa, gökyüzüne ulaşman hayaldir.”
Hayat biriktirmek değildir,
Eksiltmeyi bilmektir,
Azaldıkça, hafiflersin…
Hafifledikçe, anlarsın.
Ve anladıkça, yalnız kalırsın.
Derken…
Aşık olursun.
Bir insana değil belki,
Onun gözlerinde unuttuğun kendine.
O göz, senin içindeki kırık aynadır.
Kendini tanımadığın kadar seversin birini,
Ve ne zaman ki sevmeyi öğrenirsin,
O zaman anlarsın:
Aşk da bir yolculuktur,
Kendine çıkan ince bir patika.
Aşk, hayatın göğsüne saplanmış bir gül gibidir;
Güzelliğiyle büyüler, dikeniyle uyandırır.
Ve sen, en çok canın yandığında büyürsün.
Bir kapı çalar içinden içeri,
Açan olmaz çoğu zaman.
Çünkü insan, en çok kendine yabancıdır.
Hayat işte…
Ne tam iyi, ne sadece kötü.
Ne başladığın yerdesin,
Ne vardığın bir yer var.
Ama hâlâ yürüyorsan,
Belki de anlam budur:
Yolu değil, yürümeyi öğrenmek.
Ve sevmeyi…
Acıya rağmen, kayba rağmen…
Yine de sevmeyi seçmek.
5.0
67% (2)
4.0
33% (1)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.