0
Yorum
4
Beğeni
5,0
Puan
85
Okunma
Kül rengi bir yalnızlık çöker omuzlarıma
Gölgeler fısıldar eski bir şarkının ağıtını
Bir rüzgar savurur ömrümden dökülen yaprakları
Ve yıldızlar, suskun bir intihar gibi düşer karanlığa
Hangi rüyadan çıkar da gelir şu karabasanlar
Acımasız celladın ellerinde urganı
Bir bir silinir unutulmaz dediğim hatıralar
Bir ben mi yenemedim şu zalim yalnızlığı
Yankılanır sessizlik, duvarlarda çatlak bir yankı
Her adımda bir anı düşer dipsiz bir kuyuya
Zaman, kanatlarını kırmış bir kuş gibi çırpınır
Gözlerimde, sönen yıldızların soğuk hatırası
Söyle, kaç gecedir yitip gidiyor düşlerim
Hangi gölge alır da götürür sesimi rüzgara
Bir ben mi kaldım bu boş sokakların mahkumu
Bir ben mi ağlarım yıldızsız gecelerde bu göğün altında
Gecenin titrek ışığında büyür sessiz bir isyan
Sözler, dudaklarımda körelmiş bir bıçak gibi
Kaybolur bir zamanlar sığındığım limanlar
Ve yüreğim, haritasız denizlerde savruluyor şimdi
Sor bana, bu sürgün kime yazılmış bir şiir
Hangi unutulmuş kent saklar benim hikayemi
Bir ben mi sarıldım küllenmiş hatıralara
Bir ben mi ararım ışığı bu kör karanlıkta
Çöker içime bir yalnızlığın bin yıllık yorgunluğu
Dilimde eskimiş dualar, göğe ulaşmayan kelimeler
Bir kül yağmuru gibi iner üstüme mazinin hayaletleri
Ve ufukta kaybolur gençliğin güvercin kanatları
Soruyorum şimdi bu yol nereye varır
Hangi sabah siler karanlığın izlerini yüzümden
Kaç heceye bölünür bir insanın sessiz çığlığı
Ve hangi bahar dokunur kuruyan dallarıma yeniden
Kanar ellerim, tutunurken düşen bir yıldızın kuyruğuna
Gökyüzü kör bir kuyudur, umutlarım taşlanır geceyle
Yürek, kendi yangınında kül olur usulca
Ve sessiz bir ay, cellat gibi asılır ufkun boynuna
Ve bir an gelir, geceyi yırtar bir umut kuytusu
Kırık dökük yıldızlar, yerini bulan bir şarkı olur
Gözlerimde göç eden kuşların kanat çırpışı
Ve ben, bulurum sonunda kaybolan huzuru, bu benim yaşamak umudum olur
Sedat Kesim
5.0
100% (2)