2
Yorum
7
Beğeni
5,0
Puan
813
Okunma
Ağladığım zaman,
kendi halinde oyalanan papağanım,
omzuma konar,
gagasıyla yanağımı gagalar,
gözyaşlarımın tadına bakar,
kafasını sallardı.
Merak edip
hiç bilmediği şeyleri tattığında,
hoşuna gitmiyorsa,
kafasını sallar
kursağına girmeden çıkarırdı.
Öyle güzel
öyle derin
bakardı ki
gözlerimin içine,
ben seni anlıyorum,
ben de inanırdım.
Peçeteyle gözyaşlarımı silmek istediğimde,
tedirgin olur
yüzüme bir şey olacak korkusuyla
tuhaf sesler çıkararak
silmeme izin vermezdi.
Üzüldüğüm zaman,
elime konar,
itaat etmeye hazır hizmetkar edasıyla
başını öne eğer okşamamı bekler,
başını kaldırmazdı.
Dakikalarca başını okşardım.
Öfkelendiğim zaman,
kafesine girer,
kısık ürkek gözleri ile beni süzer,
gözlerini gözlerimden hiç ayırmazdı.
Mutlu olduğum zaman,
müziği açıp dans etmeye başladığımda,
sağa sola dans eder gibi uçardı.
Sandalyenin üstüne çıkıp kollarımı kanat gibi açtığımda,
kapının üstüne konar
çılgınlar gibi kanat çırpardı.
Onun bu hali
kendi mi unutturmaya yetiyordu.
Sakine Gençyılmaz 2017
5.0
100% (4)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.