53
Yorum
2
Beğeni
0,0
Puan
3004
Okunma

Bir gün bir çırak gelip, ustadan iş istiyor;
“- Ustam inan işsizim, beni işe al!..” diyor.
Usta;”- peki o zaman, hemen koyul sen işe
Al götür odunları; kestane, çınar, meşe.
İstif eyle onları, güzelce diz şuraya
İşin bittiği zaman, kavuşursun paraya.”
Çırak; “- peki!..” diyerek başlamış çalışmaya,
Zor gelse de çalışmak, başlamış alışmaya.
Eline kıymık, diken batınca, feryat etmiş;
“- Ustam bu iş çok ağır, inan canıma yetmiş,
Kıymık, diken battı hep, acıyor bak ellerim
Bu iş bana zor geldi, yıkıldı hayallerim…”
Usta demiş “- tuz getir; hemen pazara gitte
İçinde su bulunan bir bardakla, seğirtte…”
Çırak hemen seğirtmiş, koşup pazara gitmiş
Almış tuz ve bardağı, bayağı merak etmiş.
Karıştırmış usta da, tuzla suyu bardakta
İç demiş çırağına, suyun tadına bak ta…
Çırak suyu içince tükürmüş öğürerek,
Acı gelmiş su, tabi çırağa bir ders gerek.
Sonra gidip bir gölün kenarına varmışlar,
Tuzu göle dökmüşler, bardağı daldırmışlar.
Tatlı imiş pek tabi, gölün içindeki su
Şöyle anlatmış usta çırağa bu hususu;
"Bardak olursan eğer, acı duyarsın elbet
Göl olursan elbette, tatlılık kaybolmaz net.
Ustalar çığır açar, ustalar yol gösterir
Ustalar usta gibi, bizlere akıl verir.
Çırakta merak olur, usta sözüne bakar
Çıraklar çırak olur, olmaz asla tamahkâr…"
Bir hikaye paylaştım, bir şeyler dedim size
Usta-çırak konuştu, hisseler düştü bize.
İş bu hikaye; bize bil ki şunu öğretti
Şu alttaki beyitler, inan ki bize yetti;
“Ya bardak olacaksın ya da göl!..”, seçim senin
“Eden kendine eder!..”, suçu yoktur kimsenin…
Kadir Çetin 10.06.08 Nazilli
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.