1
Yorum
4
Beğeni
5,0
Puan
1171
Okunma

Yavruları, sobanın tam önüne bıraktı
Isınsınlar diye odun atıp tekrar yaktı
Her şeyi merak edip kokluyorlardı
Ara sıra ayaklarıyla yokluyorlardı
Oyunlarını izler iken dört yavrucağın
Anne de keyfini çıkarıyordu sıcağın
Sarı ve siyah renkli olan yanına geldi
Koyu mavi gözleri inanılmaz güzeldi
Yaradanın her mahluku özeldir, eserdir
Güzelliği göremeyen kalbi kör beşerdir
Bu esnada adam da gidip geldi mutfaktan
Adım attıkça süt dökülüyordu tabaktan
Sağ gözünün etrafı siyah olan yavrucak
Halının püsküllerini, etmiş bir oyuncak
Oynuyordu, alıp patilerinin arasına
Yaşlı, nedense gülmüyordu numarasına
Tabağı önlerine koyup koltuğa geçti
Onlar doyana kadar siğara yaktı, içti
»Bunları eve niçin aldım? Ah aptal kafa!«
»Şimdi her yere tırmanırlar: dolaba, rafa.«
»Bilmiyorum. Galiba vicdanım ağır bastı.«
Tuhaf bir insandı Yaşlı, birden surat astı.
Çok pişman olmuştu kedileri eve almaktan
Dedi ki: »Başka çare yok sokağa salmaktan.«
»Ben zaten kendime zor bakıyorum bu yaşta.«
»Maddî gücüm yetmez, zira bir şey yok maaşta.«
»Hele bir sabah olsun gereğini yaparım.«
»Aksi takdirde alerjik hastalık kaparım.«
Son bir kez çekip sigarayı sobaya attı
Ardından da ışıkları söndürdü ve yattı
Başını yastığa koyunca düşüncelerle
Ruhu boğuşuyordu sanki işkencelerle
Kediler hakkında çok karışıktı kafası
Yaşasaydı severdi onları Mustafa’sı
Mustafa beş yaşlarındaydı öldüğünde
O da sevinirdi kuş görüp güldüğünde
Anılar arasında mekik dokudu durdu
»Ne çare takdir-i ilahi böyle buyurdu.«
Dedikten sonra da gözleri kapandı gitti
Bir gün daha işte böyle mutlulukla bitti
…devam edecek….
5.0
100% (4)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.