43
Yorum
0
Beğeni
0,0
Puan
2029
Okunma

Ah İstanbul gelmedin düşüme
Acı kahve içmek istemiştim kız kulesinde
Dua etmek Sultan Ahmette
Nakkaş tepede dalmak seyrine
Boğazı kapatacaktım trafiğe
Bindirecektim seni gemiye, gelecektin şehrime
Açmadım gözlerimi her an gelebilirsin diye
Martılarını okşayacaktım, bir de nazarlık kanatlarına
Ayaklarımı daldıracaktım tuzuna
Ömrü hayatımda bir kez geldim ben sana
Sıra sendeydi gelmedin bana
Balığı ilk kez sende tatmıştım süslü bir kayıkta
Tadı halen damağımda
Ah İstanbul gelmedin sokağıma
Yakmıştım bütün lambaları senin uğruna
Aşk hikâyelerini dinleyecektim merakla
Taşı toprağı altın diye gelenlerin vardı sonra…
Ümit ettiklerini buldular mı koynunda.
Şiirler yazanların var mı halen çamlıcada
Yorgun bedenini dinlendirecektim çamlığımda
Fatihler cesaret buldu güzelliğinin karşısında
Yarıştılar, bayraklarını dikmek için surlara
Toprak ve sudan öteydin
Kendi başına renkli bir medeniyetsin
Meydanları süsleyen gençlerin
Medeniyetler mozaiğinin annesisin
Camilerin kiliselerinle güzelsin
Keyfini çıkartmalı yedi rengin
Hüküm sürenlerine bereketli rahmin
Ah İstanbul gelmedin odama
Kimsesiz gece bekçilerin için…
Çaycıda çayım kaynamakta
Üşümüş bedenleri büzüşmüş banklarda
Isınacaktık karşılıklı çayın buğusunda
Fasıllar gülümseyecekti dudaklarında
Göz kapakların kapanmaz…
Uykunda kandıracağım yoksa
Uyku çağırıyor beni mehtapla
Gelmedin ben geleceğim sana
Kim bilir buluşuruz belki bir gün Beyoğlu’nda
Küçük bir sandalda kahvaltıda
Eski bir şarkı özlem solumakta...
“Şimdi İstanbul da olmak vardı”
Hazır mısın beni köprüde karşılamaya.
İstanbul merhaba.
Zühal Z...
27.03.-29.03.2008
"şimdi İstanbulda olmak vardı" şarkı sözüdür.
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.