Dün çakýl taþlarýna yumdum gözlerimi
ve bir cinayet daha iþledim uyuduðumda
sana dokunmak yoktu içinde
pembe binalar, aç çocuklar, þair isimleri yoktu
sabahýn yedisinde tuðla çekiyordu bir inþaatta amele
bir kýz çocuðu kýrmýzý kaleme yirmi beþ kuruþ eksik bakýyordu
yanaklarýnda kýrmýzý çilleriyle yaþama heveslisiydi sabahýn yedisinde
annesine yatýlý bakýcý arýyordu bacak damarlarý çatlamýþ bir kadýn
güneþ yoktu, sen yoktun
bir sigara yakalý misali uzun zaman olmuþtu ve bir sigara daha yakýldý
temizlik iþçilerinin arasýndan geçerken
dünden kalma bir çorbacýda yirmi dört saat önce okþamýþtým ellerini,
zaman yoktu, þiir yoktu
sen yoktun
geri dönmek istiyordum sadece,
siyah çocuk yanýma parlak çakma saatlerle yanaþana kadar
o ülkesinden uzakta, ben içinden uzakta
bir benzerlik kurulana kadardý, hüzündü bileklerim
sanki emekli olmuþ ama emekli maaþý baðlanmamýþ bir yaþtaydým
hayat uzun diye sayýklaya sayýklaya kaldýrýmlara baka baka
yürüyorduk,
bir milli piyangocuya tebessüm ettim, bir mendilciye,
bir köpek yavrusunun kum yýðýnýyla oyununa
üstelik güzeldi yeni evimin bahçesi ve balkonu
belki de alýþamamýþtým bu uykuya, rutubet yoktu
uçurtmalar, deniz kokusu, midyeciler yoktu
sen yoktun, þiir yoktu
...