Yok þairim yok!
Öyle böyle deðil bu anlattýklarým
Sen þimdi anla(ya)mazsýn beni
Sen hayatýn en güzel çaðýnda
Aþk’ýn toz pembe yollarýnda koþarken
Buralarda en çok ceylan misali sekerek yürünür
Zýplarken çukurlaþmýþ toz toprak yollarýnda
Sizin sicilinize aþk, bizim sicile dert yazýlýr
Jilet kesiðidir dinlediðimiz þarkýlar Fazýl Say’a nispet
Dedim ya, bu þehrin bodrum katýndayým
Kolonlarý romatizmalý eðri büðrüdür evleri
Duvarlarý nem süzer rutubet kokar havasý
Enfeksiyon kapmýþ gibi zift hapþýrýr bacalarý
Felçlidir buranýn topraklarý ektiðini biçemezsin
Çýksa çýksa pýtrak otu biter, dolanýr eteklerine
Yok þairim yok!
Senin bildiðin gibi deðil buralar
Senin kalemin aþk, benim kalemim keder yazar
Bilmezsin çocuklarýn dudaðýndaki kýrýk gülüþleri
Sen marka giyerken üstüne baþýna tepeden týrnaða
O ayaðýndaki lastik ayakkabýlarýný saklama derdinde
Görmezsin göbeðini sallaya sallaya gülen birini
Sýkýlýr tahta masalarda yumruklar
Olmayacak hayaller uðruna girilen
Bahislerde atýlýr ‘’yazý mý? tura mý?’’
Son demine kadar içine çekilir sigaranýn dumaný
Küfürle ezilir kaldýrýmlarda, dövülür sözler
Bu þehrin bodrum katýnda ýrzýna geçilir kaderin
Yok þairim yok!
Anlamazsýn sen þimdi beni
Güneþin gözüne bulut kaçmýþ bu yüzden aðlar analar
Þengül Bora