14
Yorum
0
Beğeni
0,0
Puan
3645
Okunma

Ah Dostlar ah…Bu günlerde ziyadesiyle dertliyim. Neden mi? Avrupa Futbol Kupası maçları başladı da ondan.
Eminim şimdi bu yazıyı okuyanlar ‘’Hay Allah ben Sami Biberoğulları’nın yazısını tıklamıştım karşıma bir bayan yazar çıktı ‘’ diye düşünüyordur. Yok yok merak etmeyin benim. Elhamdulillah erkeğim. Çok şükür efemine filan değilim.Öyle eğilimlerim yok. Hatta metroseksüel bile değilim. Lakin ben bu futbol denilen nesneden pek hoşlanmıyorum. Sadece milli maçları ve - hangisi olursa olsun- Türk takımlarının yabancılarla oynadığı maçları seyrederim. Seyretmek denirse tabii ki.
Doğma büyüme Beşiktaşlıyımdır ama bilmem Beşiktaş futbol takımında kimlerin oynadığını. Nitekim geçenlerde benim büyük oğlanla Beşiktaş’ın bir maçını seyrediyorduk ‘’Oğlum bu takımı yanlış kurmuş antrenör Sanlı’yı alacaktı ki takıma bak ortalığın nasıl tozunu dumanını attırıyor’’ dedim; bön bön baktı suratıma. Meğer Sanlı futbolu bırakalı neredeyse otuz sene olmuş.
Hani bazen sırf çocuklarla bir şeyler paylaşma adına ben de onlarla birlikte maç seyredeyim diyorum beş dakika geçmiyor bizimkiler başlıyor: ‘’ Ya baba sen internete girsene, bak bilgisayar boşta ne güzel. Otur keyfince yaz- çiz ‘’ diyorlar.
O değil de sanki kendileri çok anlıyorlar futboldan. Soruyorum bazen ‘’ Bekler kim ?’’ diye ‘’Bek de ne yahu?’’ diyorlar. ‘’Yani oğlum müdafiler...Bizim müdafiler kimler?’’ diyorum kolumdan tuttukları gibi odadan atıyorlar. Eşşek sıpaları daha bek ne onu bilmiyorlar; bir de futbol seyretmeye kalkıyorlar.
Dün yine bir maç vardı…Baktım bir tarafta kırmızı-sarılı bir takım, öte tarafta mavi-beyaz… Heyecanlandım tabii ki. Ne de olsa çocukluk yıllarım Erzurum’da geçmiş. ‘’Vay anasını yaaa Erzurumspor ile Galatasaray maçını veriyor televizyon’’ diyorum yine beni bilgisayarın olduğu odaya kilitliyorlar. Neymiş efendim o maç İspanya- İtalya maçıymış. Herifler Galatasaray’ın, Erzurumspor’un formalarını çalmışsa kabahat benim mi?
Şimdi bir ay kadar artık bizim diziler güme gidecek. Merakımdan çatlamazsam iyi. Adını Feriha koymuştum değiştirdiler mi yoksa hâla Feriha mı?, Fatmagül’ün suçu ortaya çıktı mı… Bunlar neyse ne de en çok Behzat Ç. Yi özlüyorum. Adamdan ne güzel yeni ve yakası açılmamış küfürler öğreniyordum. Merak bu ya hep kıyamda olan Patrona Halil’in ne zaman rükuya, secdeye varacağını merak ediyorum. Pargali İbraam’ın kellesini görmek istiyorum artık. Lakin yok..Bu günlerde evde varsa top, yoksa top. Namussuzlar sanırsınız Halil Hamit Paşa’nın sür’at topçuları.
Kısacası efendim itiraf ediyorum : Ben erkekler aleminin bir yüz karasıyım. Bir erkeğin futboldan bu kadar uzak olması inanılacak gibi bir şey değil ama maalesef durum bu. Kurtlar Vadisinin Zaza’sının da dediği gibi: ‘’Ben futbol sevmiyim ‘’
Bazen kulak kabartıyorum bizimkiler maç seyrederken. Spiker anlatıyor: ‘’Sayın seyirciler Arda topu dikti’’ Ben hemen içeriden sesleniyorum. ‘’ Vah yavrum vah…kaç dersten?’’ Çocukların sesini duyuyorum ‘ hırrrr. ‘’ Hımm…Yanlış anlamışım demek ki. Bizimkiler Arda boylarında kırmızı erik toplamıyorlarsa mutlaka sefer-i humayun başlamış ve de Arda boylarındaki kal’alar önüne toplarımız dikilmiştir ‘’ diye düşünüyor ‘’Ya Rabbim ordumuzu muzaffer eyle ‘’ diye dua ediyorum.
Bir tarihçi olarak top deyince bizim aklımıza ne gelir? Elbette fatih Sultan Mehmet’in Şahi’si, Balyemez’i. İşte bu yüzdendir ki ilk zamanlarda çok şaşırırdım o cılız, sıska çocukların koca koca demir güllelere tekme atmasına. Sonraları öğrendim ki bu futbolcu denen milletin kullandıkları toplar meşinden yapılıyormuş. İçi de hava doluymuş. Velhasılı kelam topların da ahlakını bozmuşlar. Şimdi düşünün bir kere meşinden bir gülle ile kaç tane küffarı telef edebilirsiniz ki. Mesela vatandaş taç atışı denilen bir sitille gülle atıyor. Tam küffarın kafasına isabet ediyor. Lakin adam bırakın ölmeyi ‘’Yandım anam’’ bile demiyor…Savaşın bile çivisi çıkmış anlayacağınız.
Bu maç denilen olayda en illet olduğum şey ise millet ağız birliği etmişçesine güzelim şarkıların içine ediyor. Yahu millet o şarkının doğrusu ‘’ Fincanı taştan oyarlar, içine bade koyarlar’’dır. Bilmiyorsanız öğrenin. Şarkının söz yazarı tazminat davası açsa adam trilyoner olur valla. Gerçi bizim zamanımızda da saçma sapan şeyler söylerlerdi. Özellikle de Karadenizliler ‘’ Bir baba Hinduuu...Bimem kime pinduuu’’ Yahu Hindu’nun ne işi var bizim maçlarda diye düşünür dururdum. Hâla da bu sloganın sırrını çözebilmiş değilim. Mesela niçin Bir baba Azeri, ya da Çinli veya Japon değil de ille de Hindu.
Tabii ki bu arada maçı yöneten kişiler var. Öncelikle merak ederim hep bu heriflerin niçin hepsinin adı aynı. Hem niçin Arapça isim koymuşlar bu adamlara ? Hepsinin adı ortak sanki: Hakem. Neredeyse tamamına yakını İbn-i Hakem diye çağırılıyorlar. Memlekette bu kadar isim var iken başka isim bulamamışlar mı? Sora efendim bu isimleri İbn-i Hakem olan zat-ı muhteremler genelde genç insanlar olduğuna göre niçin ille de zavallılara gözlük taktırtmak istiyorlar onu da anlayamıyorum.
Neyse…Gelelim maç denilen bu acayip ve dahi garabet oyuna. Dikdörtgen bir alanda oynan bu oyunda top demeye dilim varmayan o meşin yuvarlak işte o alanın dışına çıkınca mutlaka Davut’a gidiyor. Yahu Allah rızası için bir kere de Ahmet’e, Mehmet’e gitse ya…İlle Davut’a gidiyor.
İşte bu ve buna benzer haksızlıklar, adaletsizlikler ve de saçmalıklar yüzünden ben pek maç seyretmesem de futboldan fena şekilde anlarım. Şimdi sizlere futbol denilen bu oyunun tarihsel irdelemesini ( B u kelimenin anlamını bilmiyorum ama kullanmak hoşuma gidiyor. Umarım doğru kullanıyorumdur. ) yapayım.
Futbol denilen bu oyunu kimler icat etti?
Pek tabii ki Türkler icat etti futbolu. Pek çok insanın zannettiği gibi Türklerin ta Orta Asya Bozkırlarında oynadıkları ‘’Depik/ Tepik ‘’ futbol değildir. O tamamen başka bir olay.
Efendim yine Orta Asya dönemlerimizde köyün birinde Ayıboğan adında bir yarma ile Nazenin adında bir hurma yaşarmış. O dönemlerde insanlar malum deriden kıyafetler giyerlermiş. Ama öyle Zetina dikiş makineleri olmadığından günümüzdeki gibi deri montlar, ceketler filan yapılamazmış. Yani iki deri parçası bitki lifleriyle bağlanır ve vücuda atılırmış. O yüzden de kız ya da erkek , vatandaşların baldır bacak genelde açıkta olurmuş.
Bizim Ayıboğan her gün gördüğü bu iki adet mermer sütununun daha da ilerisini görmeye niyetlenmiş. Bir gün Nazenin’i yanına çağırarak ‘’Kız bak aşeriyorum şu dut ağacına çıkıp bana oradan biraz dut atsana ‘’ demiş. Nazenin saf ya hemen çıkmış ağaca. Bizim Ayıboğan da tabii ki röntgen vaziyetinde ( Bu arada belirteyim Röntgeni Madam ve Mösyö Kürilerin bulduğu külliyen iftira..Onu da bizler bulduk ) Neyse efendim Ayıboğan açmış ağzını öyle bakarken Nazenin ‘’Dutu ağzıma at diyor her halde ‘’ diye düşünerekten Ayıboğan’ın ağzına elleriyle kopardığı dutları tek tek atmaya başlamış. Ayıboğan aşağıdan bağırmış. ‘’ At at..Daha çok at nasılsa DUT BOL ‘’
Nazenin Ayıboğan’ın karnı bir kümbet kadar olana dek dut atmış ona. Lakin köyün kıskanç delikanlıları Nazenini uyarmışlar…’’ Kızım bu puştun hilelerine kanma seni dikizlemek için çıkarıyor ağaca’’ Hımmm demiş Nazenin ‘’ Ben ona sorarım. Demek ki beni dikizliyor ha.’’
Ertesi gün erkenden dut ağacının dallarına beş on karpuz taşımış. ‘’Alışmış kudurmuştan beterdir’’ derler ya Ayıboğan yine gelmiş öğlene doğru ve Nazenin’i ağaca çıkarmış. Aşağıdan da seslenmiş. ‘’ Dut bol mu? ‘’ Cevap vermiş Nazenin ‘’ Evet Dut bol’’ Ve karpuzlardan birini direkt Ayıboğan’ın ağzına atmış. Ama karpuz onun lsağ koluna değmiş ve sağ kolu zedelenmiş. İkinci karpuz sol kolunu zedelemiş.Ayıboğan salağı ise kaçacağına hâla seyredeyim derdinde. Nazenin üçüncü karpuzu yollayınca Ayıboğan güzel bir dömivole ile tehlikeyi savuşturmuş. Dördüncü karpuzu rövaşata yaparak uzaklaştırmış. Bu arada köyün delikanlıları da gelmiş olay mahalline ve olayı seyrediyorlar. Ayıboğan altıncı karpuza kafayı koduğu gibi paramparça etmiş. Lakin yedinci karpuz çok ufak bir kelekmiş ve de tam doksandan Ayıboğan’ın ağzına girmiş. Ağzı açık vaziyette beklemekte olan Ayıboğan’ın tam gırtlağına kadar inen kelek yüzünden zavallım keleğe gelmiş ve nefesi kesilerek oracıkta ruhunu teslim etmiş.
Tek eliyle nice ayıları boğan bu köyün yiğidinin yasını yapmış günlerce köylüler. Daha sonra da onun anısını yaşatmak adına her sene karpuz mevsiminde karpuz tekmeleme festivali düzenlemeye başlamışlar. Bu festivale ise Ayıboğan’ın duyduğu son söz olan ‘’ DUT BOL ‘’ festivali denmiş. İşte o günden sonra da bu festival ve festivalde oynanan oyun atalarımızla birlikte yedi iklim dört kıtaya yayılmış. Lakin onun bile içine etmişler. Adını değiştirip FUT BOL yapmışlar…Yok efendim..Öyle yağma yok o oyunun adı DUT BOL dur. Milli oyunumuzu kimselere kaptırmayız.
Milli oyunumuzu kimselere kaptırmayız da ben yine de sevmiyim Dutbolu..Hep aklıma cengaver,kahraman Ayıboğan’ı getiriyor çünkü. Muradı gözünde gitmiş garibim
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.