Türk insanın mizah anlayışı diğer ülkelere göre çok farklı. Aslında diğer milletler bir espriyi kıtasal olarak anlıyorla fakat Türkiye’de kıtasal bir fark var. Tükiye’nin gülmediği bir diziyi Nahçivan’a götürürsek gülebilirler. Yunanistan’a götürürsek te gülebilirler. Bizdeki mizahsal anlayış aslında uçuk espriler şeklinde. Örnek Leyla ile Mecnun. Fakat bu tarz esprilerin hepsine rağbet gösteriliyor diye bir kanı yok. Şöyle ki aynı tarzda Seşçuk Aydemir imzasını taşıyan Üsküdara Giderken 13 bölüm tutmuşken. Burak Aksak imzalı Leyla İle Mecnun 3. Sezona kolları sıvıyor.
Birde Çalgı Çengi var tabi yine Selçuk Aydemir imzalı bir film. İnternette patlamış bir filmdir. Bunu anlamak çok zor. Neden aynı tarzdaki her yapım tutmuyor
Paylaş:
(c) Bu yazının her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Yazının izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Bir Leyla ile Mecnun hayranı olarak iki satır yazmadan edemedim. Bu diziyi beğenmemde ve izlemememde tek etken senaryo değil. Karakterler bizim mahalledenmiş gibi samimi geliyor. Açık mekanlar İstanbul kokuyor kapalı mekanlar çok mütevazı yerler. Bu ikisi bence önemli. Senaryoda kelime oyunları hoşuma gidiyor. Batılı kavramlara getirilen Türk usülü yorumlar hoşuma gidiyor. Bunlara gülüyorum. Ama baştan sonra kahkalarla seyrettiğim bir dizi de değil. Mizahından çok içtenliğine bağlanmış da olabilirim. Mesela karakterlerin işsiz güçsüz, hatta biraz da safça olmaları ama iyi kalplilikleri hoşuma gidiyor. Bizim kadim kahramanımız Keloğlan da öyle değil midir? Karakterlerin gelecek kaygısı iyi eğitim sabit gelir sigorta gibi modern çağın dayatmalarından uzak olmaları izleyiciyi de biraz kendi sıkışmışlığından çıkarıyor sanki. Karakterlerin özünde iyi olduğunu bilmek onlara güven duymamamı sağlıyor. Ayrıca ahlaklı olmaları da izleyici için önemli bence. Huzurunuzu kaçıran kimse yok. En kötüsü hırsız o da "öyle bir insan değil" biliyorsunuz ki.
Ana karakterlerden ikisinin çıkmasıyla bir sarsıntı da geçirmiş olmasına rağmen hala çok iyi gidiyor dizi. Yazanın eline sağlık.
Senaryo ile ilgiliyseniz bir izleyicinin fikirleri işinize yarayabilir diye düşündüm. Selamlar.
Aslında ben sadece bir televizyon seyircisiyim. İnternetten Üsküdara giderken dizisini bulup izleyeyimi belki o zaman size bir cevap yazma şansım olur. Selamlar.
Evet doğru oyunculuk, iç mekanlar vs. bunlar önemli. Fakat bunu yapan her dizi tutuyor mu? Böyle bir dizi Kanal D de bile yapılsa tutmuyor genellikle. Ama bu tarzdaki dizi TRT 1 gibi bir resmi kanalda yapılıyor. Ayrıca dikkat ettiyseniz devletide eleştiriyor. Bu dizinin tutma sebeblerinden en önemlisi Onur Ünlü gibi bir kara mizahçının bu işe girişmiş olması anladığım kadarıyla diziden veya filmden anlıyorsunuz. Öyleyse Selçuk Aydemir yapımlarını da mutlaka izlemişisinizdir. Espri kalitesi Leyla ile Mecnun'dan yüksek bir dizi yapılmıştı Üsküdara Giderken. Leyla ile Mecnun samimiyeti vardı. Ve oyuncularun hepsi her şeyle dalgasına konuşabiliyorlardı. Peki tutma etkeni oyunculuksa veya yapımsa bu dizi neden tutmadı?
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.
Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Ne paylaşacaksınız?
Şiir, yazı, kitap ya da ileti için hızlıca ilgili alana geçin.