3
Yorum
0
Beğeni
0,0
Puan
1208
Okunma

Bugün evden çıktım, P.T.T.’ye doğru gidiyordum, elinde beyaz plastik bir uzunca cisim tutan, eski üskü giyinmiş, saçı sakalı uzayıp birbirine karışmış bir adam, yol üstündeki belediyenin çöp kutusuna yaklaştı. Tam çöpü elindeki plastik çubukla karıştırmaya hazırlanıyorduki adam, birden sopasını içeri doğru salladı.
Meğer çöp kutusunun içinde bir kedi varmış; beklenmedik bir biçimde karşısına çıkan kediden ürküntüsünden mi, yoksa kasten mi bilemiyorum ama, adam elindeki plastik çubuğu bir sopa gibi kullanarak, hızla kediye vurunca, can havliyle öyle bir zıplayış zıpladıki, bir anda sokakta koşaradım kayboluverdi kedicik...
Sanırsınızki yüz metre koşucusuydu kedi, rengi siyah beyaz; Beşiktaşlı. Fanatik bir çöpseverden(!) dayak yemişçesine, çok, çok üzüldüm...
Tam bir kara mizah; üzülmese miydim?!
Yanından geçerken adama; ’Kedinin canı yandı!’ dedim, anlaşılmaz bir şeyler mırıldandı kendince doğu şivesiyle. Adamla kısa bir an göz göze geldik, ’Ben kendi ekmeğimin derdindeyim kediyi mediyi düşünecek değilim!’ der gibi isyânkar bir bakışı vardı.’Anlamadım?’ diyecek halde değildim, geçip gittim. Kedi hâlâ koşturuyor can havliyle gözlerimin önünde...
Bir de ne geliyor aklıma kediyi düşününce biliyor musunuz; polisin üniversitelere girip, haksız yere, suçsuz öğrencileri, kendi bilim yuvalarında copladığı...
Gözlerimin önünden gitmiyor; işte bugün ve öncesinde gördüğüm iki dehşet manzarası.
Hey gidi güzel ülkem, ne hallere düştün sen böyle?
Bugün Mevlâna’nın ölümünün 737. ci yıldönümü, tanrım herkese biraz feyiz eyle!
Şaban AKTAŞ
17.12.2012
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.