17
Yorum
2
Beğeni
0,0
Puan
2226
Okunma
Kızılağaç
" yanlış bahara göçtüm her sonbahar dönüşünde
gözlerim yaban eriği "
Zaman akışkan, dün kapımı çalan mayısı, eski püskü, lime lime tekerlekli bir bavulu sürükler gibi sürüklüyor. Bu Mayıs hep Eylüldü öncekiler gibi içinden baharlar dökülmüyordu. Nedenine “kader” diyerek geçmek istedim, talih sözüne yaftalanmış “dişilik” aklıma gelince sustum. Talih de bizdendi o’nların gözünde.
" dallarını da sevmiştim oysa yaşamın
bütün kırlangıçlara inanacak kadar "
Oysa bugün kırlangıçlara olan inancıma iğneler batıyor. Aynı acıyı yaşarken ayrı şeyler yazılmıyor. Nakaratları aynı olan acılar. Boşalmış bira şişesinin terkedildiği bank, ucu kırık bir kalem. Baktığımız denizler bile mavi bir kandırmacaydı, çünkü hiçbir an aynı tonda değildi mavisi.
" olmayacak bir duaydı benim gökyüzüm
hiç doğmayacak bir çocuk
biraz bulut oldum sonra yağmur
gerisi intihar "
Avuçlarımdaki kiralık, kirli kalpleri bırakıyorum. Yalancı aynalarda kendimi yoklamışım meğer ben hep. Olmayacak dualarım gökyüzünden yere çakılmış gibi. Bir yüzü parlak olan ne varsa arkasını döndüğünde çamur. Biri kalabalık, biri tenha iki şehrin mutluluklarını üst üste koyuyorum. Yine de olmuyor, geçmiyor içimin intiharları.
" rüzgâr savurdu oturduğum kızılağaç kabuğunu
çığlık çığlığa bindiğim gemiler "
İçimden geçtikçe siyah giyen insanlar yine sarıldığım, o eski gemiler, hep o gemiler, aynı gemiler. Tenimde çığlıklarla kalkan gemilerin izleri.
" usuma yalnızlık ördüm dalgalı saçlarıma
bir çiçeğin kalbinden sürgündüm çoktan
sis kaplar uçurtmaları
iki kıyı arasında kayboldum "
Dündeki o sürgünlüklerimizi bir temize çekme yöntemi var mıdır? Var mıdır üzerimize çullanan sisleri dağıtmanın bir yolu? Var mıdır kirlettiğimiz rüyaları yıkayacak geceler? Sus, sus. Yalan söyleme sus!
" üşüdü dilim küldeki çiy tanesiyle
bütün alfabelere inanmıştım "
Dilimde toprak, dilimde çiy, dilimde boran… İçimde evrenin tüm dillerindeki harfleri, sellerime set yapmaya çalışan hummalı bir telaş… Bahçemde yağmurlara saklanmış taze fideler ve kocaman bir umut yüreğime saklı.
" biraz sesliydim sonra sessiz
güneş battı bir kentin üstünde "
Bir güneş batışındaydı, benim içimde ne varsa uçup gidişi. Yine o gündü, yağmış beyazların çiğnenişini asla affetmeyeceğimi anlamam. O gündü rüzgârın, saçlarımı dolayıp beni kapı önüne koyuşu.
" güneşe inanırsın ay doğar
aya inanırsın dünya ölür
hangi denize taşınsak kıyısında sonbahar
yanağını mendil öper sandalın
bir aşk gelir
bütün kalelerini alıp gider
kum başına kalırsın... "
Göğümdeki yıldızların kaçıştığı bu gün tüm hikayelerimin renkleri atıyor. Arkamda bıraktıklarım mürekkebe dönüşüyor. Ve bütün cümleler ödünç veriyor kelimelerini bu renksiz acılara.
Yıkılalı kumdan kalelerim, uzatmalı suskunluklarda konaklıyorum.
Çok kirlettik “gitme sakın”ları oynamaktan.
Kıyılarımda çoktu kum, şimdi biraz daha kum, hepsi kum.
Ve yalnızlık.
Sinem Ilgın Omay ( Nun )
(Şiir: Ferhad Gülsün / lacivertiğnedenlik )
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.