10
Yorum
1
Beğeni
0,0
Puan
1187
Okunma
Lisenin müdürü, milli eğitim müdürü ve bakanlık müfettişi balkonda oturuyorlardı. Önlerinde bir masa üstünde kalın bir klasör içinde kâğıtlar duruyordu. Zaman zaman önlerindeki viskiyi yudumlarken mezelerden de atıştırmayı ihmal etmiyorlardı. Üçünün de sıkıntılı halleri yüzlerinden okunmaktaydı. Burası Akdeniz’in dalgalarının kayalara çarpan sesinin bile çok net duyulduğu bir villaydı. Lise müdürünün ikamet ettiği bu villa nasıl alınmıştı bir memur maaşıyla belli değildi.
“ Sayın müfettişim, ben birkaç öğrenciye dilekçeleri imzalattırdım. Hiç birisi içeriğini bile bilmiyor, mahkemede bir sorun olmaması için onlara açıklama yapalım mı?
“ Ver bakalım nelerle suçladınız?”
Müdür dosyanın içindeki kâğıtlardan bir tomar çıkartıp müfettişin önüne koydu. Müfettiş okumaya başladı.
Savcılık Makamına başlıklı dilekçede edebiyat öğretmeni Gence Bey’in tam bir Atatürk ve rejim düşmanı olduğu, bunu sınıfta açıkça beyan ettiği ve şikâyetçi oldukları yazmaktaydı. Aynı kalemden çıkmış, aynı ifadelerle doldurulmuş bu kâğıtları okuyunca müfettiş gülmekten kendini alamadı.
“ Bunlarla mı ihraç ettireceksiniz bir öğretmeni?” Diye sordu. “ Hele de bu zamanda.” Adamın yaşantısı irdelenir, ortada görünür bir şey yoksa takipsizlik kararı verilir hem de daha mahkemeye bile gitmeden. Çok daha ağır bir suç isnat etmeliyiz.”
Bir süre susup dalgaları izlemeye başladı üçü de. Birden Milli Eğitim müdürünün gözleri parladı ve “buldum!” diye haykırdı. Diğerlerinin tepkilerini anlamak ister gibi yüzlerine bakarak “Halkın en duyarlı olduğu bir şey var, taciz.” Ortalık bir anda buz gibi olmuştu. Düşünceli bir şekilde müfettiş “zor” dedi. “Hangi kız öğrenci kendisini ortaya atar ki?” okul müdürü heyecanla konuştu.
“Bu işi hallederiz Sayın müfettişim” dedi. Elimde bazı kamera görüntüleri var ki sormayın gitsin. Gence Beyin öğrencilerinden 5 kız öğrenci evlerinde parti düzenlemişler. Dans ederek soyunmuşlar, bunu da telefonla kameraya almışlar. Okulda yapılan aramada telefon elime geçti. Hatta idareden birkaç arkadaşın da haberi var. Onları kullanabiliriz. Ama kızlara çok zarar vermeyecek bir şey olmalı.”
Müfettiş sırıtarak “ Olabilir, nitelikli cinsel tacizle şikâyet giderse hemen tutuklanır. Ama önce o öğretmene biraz çıtlatın bu işi, ne de olsa 25 yıllık eğitimci, böyle bir suçlamayla halkın karşısına çıkarsa bir daha belini doğrultamaz. Bakanlığa ve savcılığa yaptığı başvuruyu geri çeksin. Yok, hala direnirse kızlara durumu anlatın. Hiçbir zarar görmeyeceklerine ikna edin. Hatta ailelerinin de haberi olmayacağını söyleyin.”
Okul müdürü sıkıntılı bir şekilde, “Nasıl olacak bu iş, iki yıldır onların dersine girmiyor ki? “
“ Elimizde tarihi eski dilekçeler yok mu, onları kullanırız” dedi. Sanki o zaman şikâyet edilmiş de soruşturma yürütülüyormuş gibi, bu işi de siz halledersiniz müdür bey.”
Milli Eğitim müdürü kafasını sallayarak onayladığını bildirdi. Karar verilmişti, iş okul müdürüne kalmıştı.
“ Yarın o 5 kızı teker teker çağırıp durumu anlatırım. Kabul etmeyen olursa görüntüleri izlettiririm. Sonuçta daha çocuk onlar, korkacak, kabul edeceklerdir. Hatta sınıf geçme şansı olmayan öğrencilerden de şahit buluruz, notlarını düzeltir sınıf atlamalarını sağlarız. Tamamdır bu iş efendiler. Yarın muavinime söyleyeyim Gence beyle bir konuşsun, şikâyetinden vazgeçerse bu durumu açığa çıkartmayacağımı söylesin. Olmazsa iş yine Milli Eğitime kalıyor, geçici görevle yanımızdan uzaklaşmasını sağlayalım. Sonuçta sevilen bir öğretmen, kızlardan birisi işimizi bozabilir.”
Önlerindeki şişe boşalmıştı, rahatlamanın verdiği huzurla ev sahibi eşinden yeni bir şişe istedi. Kadın bir şeyler döndüğünden şüphelenmişti ama sormadı bile. Sonuçta ne yaparsa eşi onun rahatı ve iyi yaşaması için yapıyordu.
Rüzgâr çıkmıştı, dalgalar çıldırmıştı adeta. Ayıplarını yüzlerine vurur gibi dövüyordu kayaları. Ama bunu fark edemeyecek kadar kin bürümüştü denize bakan üç çift gözü.
Afet İnce Kırat
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.