18
Yorum
0
Beğeni
0,0
Puan
5259
Okunma
//Gücümün değiştirmeye hiç yetmeyeceği şeyler istiyorum sanırım…//
Hayat; merhametten nasibini almamış sıcacık koynunda, hiç üşenmeden tazelemez mi acıları?
Bazen köşe bucak kaçamak bakışlarında sakladığı çocukluğuna küs yetişkinler, sevgiden yoksunluğun ve uzaklığın verdiği açlıkla büyüyor biliyorum...
Ah hayat!
Ne çok sevildiğimi düşünüyorum küçükken.
Her iki dedem, anneannem ve babaannem yaşadığı için hava atardım okulda, herkesin mutlaka birisi eksik olurdu. Annem çalışıyordu ama dört kardeştik, dört kız, evimiz bildiğiniz curcunaydı bazen panayır alanı.Babam bıkmazdı bizi giydirmekten, gezdirmekten.Dört teyzem birtanecik dayım, beş amcam birtanecik halam hep medarı iftaharım olmuştur.Sayısını hep şaşırdığım baba ve annem tarafından kuzenlerimde cabası elbette…
Annemin ellerinden tutarken daha mı güvenliydi hayat, babamın omzunda daha mı eğlenceliydi gezmek?Verdikleri huzuru neden esir almamıştım ki ömrüme?
Tüm yükü omuzlarımda hissettiğim anlarda bir artış vardı son zamanlarda.Yeni yeni anlamıştım süt kokulu bebeklerin doğarken ağlamasının müsebbibinin aslında " hayat "olduğunu.
Ben annemin bedeninden ayrılırken ne kadar ağlamıştım acaba? Canından can aldığım, kanıma rengini veren annem nasıl bir sevinçle ve mutlulukla kucaklamıştı beni dünyaya ilk geldiğim gün.Ya babam!
Yoksa erkek bir evlât haberimi bekliyordu, kimbilir !
Hem ne çabuk büyümüşüm ben !
.
Kırgınlığa alışmışlığım, tenime değen her rüzgârda vuruyor yüzüme.
Göğün yıldızları birer şarapnel parçası olmuş düşüyorlar üzerime, dağılıyor her biri uçurumlarıma.Dilek tutacağım yerde her yıldız kaymasında yaralanıyorum ne garip !
Birden yine o hiç kapanmayan kapının anahtar deliğinden baktığını fark ediyorum çocukluğumun.En zor anlarımda kendi elimden tutan yine kendi küçük elim oluyor çoğu zaman…
Oyun oynamayı çoktan unuttuğum sokaklarda kaldı aklım.Anılarımda sadece saklambaç oynayan çocukların telaşları var, “ elma, armut” sesleri. Sobelemek için, canhıraş koştuğum zamanları yâd edince bile nefes nefese kaldığım günleri gülümseyerek anıyorum şimdi…
Kalemimi saplasam yüreğime daha kimbilir neler çıkar derinliklerimden !
Neler neler !
Umutlar, mutluluklar, sızılar, kırgınlıklar, kayıplar, pişmanlıklar, keşkeler, iyi kiler…
Olmasını düşündüklerim ve yaşadıklarım ne kadar paraleldi hayatımda !
Hayat öyle dantel perdenin ardından dışarıyı izlemeye benzemiyordu, ne bileyim benzemiyordu pembe dizileri takip etmeye…
Kaldırımlarına sevda kokusu sinmiş sokaklarda yürüyordum, dalına küsmüş yapraklara basa basa…
İnsanlara baka baka…
Gözlerimde yeri dolmayacak bir boşlukla yarım bakıyorum dünyaya.
Sessiz ve silik silüetler var etrafımda.Ne anlatabildiğim kendimi, ne de dinleyebileceğim, var görünen ama yok olanlar…
Kilidi yitik bir kapıyı açmaya uğraşıyorum hala !
Belli ki; üzerime ecel nefesini üfleyen Azrail’i kayırıyor hayat.
Geceyi kanadıyla parçalayan martı çığlıklarına kulak verdiğimden beri bir başka büyüyorum ben…
İkinci el tebessümleri hiç takmadım yüzüme, hiç aklım kalmadı kimselerin mutluluğunda hep dilimde bir şarkı gibi;
-Asla vazgeçme, daima iyi kalpli ol!- dedim içimden, kapının girişindeki o aynaya baktıkça…
Ebem kuşağı gibi renkli değil miydi hayat ben küçükken,
ne oluyordu, yıllar devrildikçe renklerimi soluyordu hayatın akıttığım tuzlu gözyaşlarıyla?
Hem, hem her mevsim kederli miydi, hüzün kokar mıydı çocukken de bastığımız topraklar…
Tozlu tavan arasındaki sandıklarımızda hep eza mı biriktirmiştik biz anne?
Senin yüreğin benim evim değil miydi ?
Pürüzsüz, gölgesiz sevinçlerimi özlüyorum bazen.Göğsümden en çok çocukluğumun haylaz çığlıkları haykırsın istiyorum, umut dolu göğüme.Kısa kısa cümleler kurup, uzun uzun anlaşılmayı hayal ediyorum bugünlerde…
Kayıplarım büyüttü beni daha çok çocuk kalmak isterken.Savurduğum umutlarımı, sevinçlerimi bir bir toplayıp heybeme, geçtiğim yollardaki ayak izlerimi yok etmek istiyorum artık.
Sanki elimi erken bırakmış gibi hayat...
Tiryakiliğin ne demek olduğunu bilmeyenler bir anda bırakırlar/mış sevdiklerini…
Ben, son nefesime dek bırakmayacağım seni !
Sana bir mektup yazmak istedim...
Hepsi bu...