3
Yorum
0
Beğeni
0,0
Puan
926
Okunma
GÜNLÜĞÜMDEN – 76
Tutku merhaba!!! Şu an kendi kendime gülüyorum. Neden mi? Hani belediye, engellilerin de binebileceği otobüsler almıştı. Bir tanesi de, benim bulunduğum semte konmuş. Ben, saatlerini öğrenmek istiyorum. Bu gün, belediyenin başının etini yedim. Bir sürü yeri aradım, birçok kişiyle konuştum. En sonunda, numaranızı alalım, biz sizi arayalım dediler. Ve az önce aradılar. İstediğim bilgileri aldım. Yine, zafer işareti yapıyorum. Hayatımda, beni başarıya götüren şeylerden ikisi: ISRARCILIK ve VAZGEÇMEMEK. %99 İşe yarıyor.
Ya vallahi şu otobüs işi öyle iyi oldu ki benim için. Allah razı olsun otobüslere karışık binmemizi ayarlayanlardan. Bu öneriyi, ben de getirmiştim. Dikkate alınmış. Ya da geçen yıl, onca yolu tek başıma gidip gelirken, halime acıdılar. Gündüz belki o kadar kötü değil de, gece çok zor oluyordu. Akülü sandalyemin akülerinde sorun var. Çok uzun yerlere gitmememe karşın, iki kez yolda kaldım. 1. Sinde, benzin istasyonuna çok yakın olduğum halde Şarj aletim yanımda değil sanıyordum. Oysa, arabamın arka cebindeymiş. Ortalığı ayağa kaldırıp, diğer şarj aletini getirttim. Ve benzinciden elektrik aldım.
2. sinde, bana en yakın lüks bir mağazaya daldım. “Arabamın şarjı bitti, yolda kaldım. Bana yardım eder misiniz? Elektrik almam gerekiyor.” Dedim. Yakışıklı genç bir adam vardı. Tabii dedi. Prizin yanına gittim ve nasıl takılacağını gösterdim. Yardım etti. 1 saat şarj yaptırdım arabamı. Bu arada da bol bol sohbet ettik. Sonra, teşekkür ettim ve eve geldim. Bakalım, yağmur çok yağmazsa, yarın ya da öbür gün, Kadir’in yanına gideriz Tuğba’yla. Akülerin garantisi dolmadı. Değiştirsinler, bana ne? Dilerim, otobüs beni oraya götürür? Ve Araba sorunum çözülür. Kendimi kısıtlanmış hissediyorum şimdi ve mutsuz ediyor bu beni. Yolda kalırım diye, istediğim yere gitmeye korkuyorum ve mecburen, engel oluyorum kendime.
Dün hava çok güzeldi. Güneş sıcacıktı. Rüzgar esmiyordu. Üşütme korkusu olmadan, saatlerce oturdum deniz kıyısında. Simit yemeyi çok özlemiştim. Yolumun üzerinde, bir süpermarket var. Simit – kola, tarak ve sakız aldım. Tarağım durup dururken kaybolmuştu. Ben de, aynısını aldım. Sakızı ise, yanımda hep bulundururum. Birçok şeye iyi geliyormuş. Küçüklüğümden beri de severim, sakız çiğnemeyi. Duruma göre, bazen kimse anlamaz çiğnediğimi. Kimse yokken de, baloncuklar patlatırım. İçimdeki çocuk büyümüyor ya da kaybolmuyor ne güzel? YAŞAMA SEVİNCİ BU İŞTE.
Deniz kıyısında oturdum, simiti yedim, kolayı içtim. Harika bir keyifti. Artık pek kola içmiyorum. Ama o çok sıcaklarda, bazen kaçamak yaparım sanırım. Bu günlerde, biraz sorun yaşıyorum bağırsaklarımda. Kolayı ondan içtim.
Akdeniz!!! Biraz hırçındı. Ben onu öyle seviyorum. Dalga dalga, köpük köpük. Çok hırçın halini, daha da çok seviyorum. Ama öyle görme şansım olmadı epeydir. Kabarıyor, yeşilleşiyor. Uzaklarda, kararıyor. Yeşillendiğinde, sanki ayağa kalkıyor. Ben nedense? Korkmuyorum, kucağına atlayabilirim, kaybolur giderim kollarında. Tuhaf, tanımsız bir duygu.
Neyse, saatlerce seyrettim dalgaları, köpükleri, koyu maviliğini. Senfonisi dinledim, kokusunu doya doya içime çektim. Öylesine mutlu oldum ki… Yüzümü güneşe kaldırdım, gözlerimi kapayarak. Bu da, apayrı bir güzellik ve mutluluktu. Ellerim ve yüzüm, hafifçe esmerleşti.
Bu gün, geceden beri, yağmur yağıyor. Yağmur bereket, Alanya yağmurlarını çok seviyorum. Bazen durup durup, bazen de durmaksızın, günlerce yağar . Ne zaman yağacağını da anlayamazsın yine bazen. Ve çok sorun yaşadığın da olur. Yağmurla ilgili, öyle çok maceralarım var ki, ağlayacak hale getiren ya da kahkahalarla güldüğüm. Gözlüklerim ıslanınca, büyük tehlike oluşturuyor. Ama sanırım bu tehlike olmayacak artık. Çünkü otobüslerimiz var. Beklerim bir durakta ve biner evime giderim. Hayatı yaşıyorum işte, her şeyiyle.
Nilgün ACAR 27. 02. 2012 ALANYA - EVİM