Yaşamında öteki kişilere ulaşabildiğin anlar, bir ormandaki kuş ötüşleri gibi olacak... uzaklardan gelip geçerken, kısacık bir süre yapraklarda yankılanacaklar o kadar. orman bütün sessizliğiyle yine yalnız duracak orada... ı.kant
asran
asran

ÇIKMAZ YOLLAR

Yorum

ÇIKMAZ YOLLAR

5

Yorum

0

Beğeni

0,0

Puan

1004

Okunma

ÇIKMAZ YOLLAR




Gönül bazen dışındakileri görebiliyor. Hatta uzak olanı bile. Bir bir kalkıyor perdeler sonra. İlk önce korkutuyor sonra alıştırıyor yeni haline. Anlıyorsun ki, göz dediğin kör, gönülse zannettiğinden daha zengin ve asıl onunla görülmeye değer dünya. Çok zaman dünyama “göz yummam” bundan. O kapandığında gördüklerimin kat’iyyen bir sınırı yok. Göz yumuyorum bütün bir hayata ve geçip giden tüm zamana.


“Yaz” dedi, “yazdıkça açılacak kaleminin ucu sivrilecek. Acıtacak evet ama anlatılamayan bir şey kalmayacak. Kanayan yüreklerin şifası yine de paslı bir çivi gibi saplanan kelimelerinden gelecek”.

Nedir bir adamı bu kadar emin kılan?

Kurgularında kırılan bir kader çizgisinin sürüklediği eylül yaprakları değil mi geçen zamanlar. Rüzgârın uğultusunda duyulmayan hıçkırıklarımı duymuş bile olamazsın. Boğuktu nefesim çünkü iç çekişlerim derin sarsıntılarımdandı. Yolun her köşe başında ha şimdi ha birazdan diyerek, bırakmadım mı ümitlerimi ölüme. Oysa şimdi gelmiş bana "yazmalısın" diyorsun. "Yalnızca seni görmek için çok zaman açıyorum senli sayfaları" deyişin çınlıyor kulaklarımda, sessiz çığlıklara bürünüp. Büründüğüm dumanlarımı savuruyor gülüşlerin. Gidişlerinin hepsi bir sahte festival. Ardında kalan aşk kırıklarından habersiz gibi yürüyorsun şehrin sokaklarında. Bir başına yürüdüğün ev mesafesi yolun, uzuyor gözünde belki. Yine de ne kadar beklersem bekleyeyim çaldığın kapı, çevirdiğin anahtar seni beklediğim evimin kapısı olmuyor.

“Mor Mürekkep”i okuduğumdan bu yana, hiç bu kadar heves etmemiştim kaleme. Hiç bu denli tutuşmamıştı ucunu yaktığım beyaz sayfalarım. Her biten sayfa, beyaz güvercinler gibi uçuşmaya başlıyor bu aralar.

Denizi görmeyen toprakların kuşu... Beyaz güvercinler. Dönüp duruyorlar penceremden baktığım boşlukta. Onurla, gururla süzülüyorlar gökyüzünü delen minik kanatlarıyla.

Kanatlarım olsun diye duaya duruyorum. Kar kış demeden, pencere pervazına konsam ve sen gelsen bozulan gece düşlerini aramak için, perdeni aralasan. Sürme çektiğim gözlerime gülümsesen yarım yamalak. “Geldin mi?” diye sorsan içinden. Sakın dökme önüme tek bir kırıntı. İstemem. Kim olsa döker bu kadarını. Gönlünden kopup, gözüne yol bulan iki damla tuzlu suya zemzem diyerek talip oldum. Ben beklerim her gecenin dipsiz karanlığında tıklattığım pencerenin fersiz sesini duymanı. El bağının hırsızlığı bana düşmüş demek, o halde soğukta kalmak da bana yakışır.

Bu karanlık şehrin hangi alaca karanlığında kör bakışlarla uçmuşsam yıllarca neden ve ne için göremedimse vakitli baharını, şimdi ayaz bana yakışır gül efendim.

Hangi hazrete gitsem yol bulamam sana. Esamenin okunmadığı çıkmazlar dizilir önüme. Hangi adağımı kurban edecek olsam üç İbrahim büker boynumu. Tek bir çaputumu bağlamam, bahçemdeki kayısı ağacıma. Yolların bağlanmasın bana, neylim. Çıkmıyor bu ara Çin porseleni fincanlarımdaki kara telvede yol. Yorgun bir kadın bir yokuşun başında durmuş yine. Sadece ağız tatlılığı kalmış dilinde senli sohbetlerinden.

Elime vurduğum bıçağın acısı yoklar yokluğunda, beni aklından geçirmediğin zamanlarında. Görmezsin, içime akan o kor yaşı ve delirip taşan kanı.

Nasıl bir adalet bu böyle? Her akşamın ayazında, seni bekleyen bir yanım gözyaşıma boğuluyor ya içimde patlayan hıçkırıklarımda. Her akşam işinden çıktığında adını “sana çıkmayan yollar” koyduğun kaldırımları yürüyorsun ya sende. Bu kadarı çok. Bu kadar birbirine yürüyen hangi iki yol aynı rotayı tutturamaz. Hangi iki deniz kavuşmaz bu kadar geceli gündüzlü akışına rağmen.

Yalan mı söylemiş söyleyen, hani dağ dağa kavuşmazdı da insan insana kavuşurdu. Madem insanlığıma inat kavuşmak haram kılınmış, dağ olayım ben de o zaman. Döneyim sırtımı pencereme, görmeyeyim ne doğan günü ne gelen geceyi. Küseyim parlayan güneşe, yağan yıldızlara ve cemaline vurgun olduğum aya. Madem dağ olacağım benim de başıma duman lazım diyerek, sana inat yakayım bir sigara daha, kızacağını bile bile. Sana ne çok ihtiyacım olduğunu bildiğin halde uzağımda kalmana sitemle. Bu akşam bir defa daha seni kendime unutturmaya and içeyim, Tanrı huzurunda. Tanrı gülsün hiç değilse yüzüme. Hiç değilse o silsin, merhametle gözlerimi.

Yoksun ya… Yokluğunda bile akşam oluyor biliyor musun? Hatta eş dost hatırına yemek bile yeniliyor, düğüm düğüm olsa da boğazımda. Kimseye göstermeden uyunacak zamana kadar süren, bir içime ağlama hüküm sürüyor uzun zamandır. Münir Nurettin Üstad’ın Kör Kuyularda kalışının sırrını çözüyorum “yoksun”lu gecelerimde. Uyuyakalıyorum bir o koltukta, bir bu koltukta. Üzerim açık kalıyor. Çok geçmiyor karlar yağıyor üzerime. Uykumda titriyorum, rüyalarım sen oluyor.

Kendine iyi bak diyorsun ya hani. Fena halde tepemin tası atıyor bu sözünle. Ben, beni sende unutalı uzun zaman olmuş oysa. Bende olmayana, değil iyisinden, bakmak bile gelmiyor ki içimden. Sen bakıyorsun ya gördükçe uzun uzun, bu yetiyor canıma. Yokluğunla başımda çörekleniyor bir yalnızlık tünediğim masamda ha babam yazıyorum. Her mısranın bir ucundan gülümsemen cilve yapıyor. Bazen de yek bir satırın başında ismin sual olup saklanıyor. Hani meraklanıyorsun ya özlüyor musun beni diye, evet şehrin bu tarafında hala uykulu gözleriyle bir kadın, vehmediyor sadece senli bir hayatı.


Paylaş:
(c) Bu yazının her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Yazının izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Yazıyı Değerlendirin
 
Çıkmaz yollar Yazısına Yorum Yap
Okuduğunuz Çıkmaz yollar yazı ile ilgili düşüncelerinizi diğer okuyucular ile paylaşmak ister misiniz?
ÇIKMAZ YOLLAR yazısına yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üyelik Girişi Yap Üye Ol
Yorumlar
Zekeriya EFİLOĞLU
Zekeriya EFİLOĞLU, @zekeriyaefiloglu
15.1.2008 10:57:27
“Nietzsche sokaktan geçerken devrilmiş ve çukura düşmüş bir araba gördü. Arabacı ata sakat kalması ihtimaline hiç aldırmadan, her ne pahasına olursa olsun, atı kaldırmaya ve yola düşürmeye çalışıyordu. Atı acımasızca kamçılıyor, kamçı darbeleri altına doğrulmaya çalışan at ağır yükün de etkisiyle tekrar çukura düşüyordu. Ayağı kırılmıştı. Nietzsche arabacıya böyle davranmamasını söyledi. Önce yükleri indirip sonra at kaldırmalı idi. Arabacı aldırmadı. Nietzsche’de çabuk
11 Sana Yazdım

sinirlenen biri olarak arabacıya saldırdı. Arabacı da bunun üzerine ona vurmaya başladı. Attığı bir tekme, Nietzsche’nin eve döndükten sonra ölümüne neden oldu. Karşılaştığımız veya hissettiğimiz bazı olaylar mantıki bazıları mantık dışı bazıları ise mantığa aykırıdır. Yukarıda anlattığım olay mantıki veya mantığa aykırı değil mantık dışıdır. İşte sevmek böyledir. Sevmek her şeyi bir amaç uğruna vermek ve karşılığında hiçbir şey istememektir. Bu büyük bir seçimdir. Başkalarının veya bir idealin yaşaması için kendine ölümü seçiş… Eğer insan iysar (esirgemeyip vermek, ihtiyaçtan müstağni edecek derecede vermek, döküp saçmak,, bir başkasını kendisine üstün kılıp, onun yararını kendi yararının üstünde tutmak) derecesine ulaşmışsa, canını menfaatini, şöhretini, mutluluğunu, huzurunu, gelirini bu uğurda seve seve feda edebilir.”


KUTLARIM KALEMİNİZİ...
pelin
pelin, @pelin35
15.1.2008 01:07:03
Yalan mı söylemiş söyleyen, hani dağ dağa kavuşmazdı da insan insana kavuşurdu. Madem insanlığıma inat kavuşmak haram kılınmış, dağ olayım ben de o zaman.

Söyleyen yalan söylemiş hep,kandırıp durmuşuk kendimizi bu güne kadar... Güzel ve duygusal bir yazıydı...Ellerinize sağlık...
beyzade
beyzade, @beyzade
14.1.2008 16:14:39
Kendine iyi bak diyorsun ya hani. Fena halde tepemin tası atıyor bu sözünle. Ben, beni sende unutalı uzun zaman olmuş oysa. Bende olmayana, değil iyisinden, bakmak bile gelmiyor ki içimden.....

ben kendimdemiyim ki ben kendime iyi bakayım. kendime malik miyim ki kendime bakayım. sen beni alıp götürmüşken ve bana iyi bakamadıysan ben kendime nasıl bakayım ki.......ben bende olana ancak bakabilirim yani sana ben kendime bakamam ulan bakammmmmmaaaaaaam zalim yar...
çıldırdı de aynen klavye elimde ağladı...
Olgun Ekinci
Olgun Ekinci, @olgunekinci
14.1.2008 15:25:43
Denizler, toprak ve güvercinler
ve yazının içselliği....keyiflerle okudum

Kutluyorum kalemi, emeğini..

SEVGİYLE..
emre_onbey
emre_onbey, @emre-onbey
14.1.2008 14:49:00
baştan sonra ağlayan harfler ve yüreği acılar içinde kalmış bir yazar...
(şimdi susma vaktidir tüm zamanlara inat)

sevgilerle dost :)))
© 2026 Copyright Edebiyat Defteri
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Üyelik
Giriş paneli

Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.

ÜYELİK GİRİŞİ

KAYIT OL