18
Yorum
0
Beğeni
0,0
Puan
1505
Okunma

Esin eşinin elini tuttu sıkıca.
" Kim aradı ? Konuşsana canım ...Susma Allah aşkına."
Ayhan anlatacaktı anlatmasına da ...Nereden başlayacaktı?
"Sultanım......Televizyon kanalından aradılar."
" Eeee neden ? Ne ilgileri var bizimle ?"
( Gerçekler bazen öyle acımasızdır ki yükü ağır gelir; taşımaktan yorulursun, dilin lal olur kendine bile açıklamaktan korkarsın.)
"Var işte ...Oğlumuzun öz annesi ,babası onu arıyorlarmış.Yarın gazeteci ekip gelip bu konuda konuşmak istiyorlar."
İkisi de bir banka oturdular; .Esin çantasından kağıt mendil çıkarıp birini kendine diğerini eşine uzattı. Sessizce ağlıyorlardı.
" Şimdi ne olacak canım ? Nasıl söyleyeceğiz evladımıza ?"
Üç bilinmeyenli denklemdi ...çözülmesi hiç de kolay değildi...
" Doğrusunu istersen ben de bilmiyorum sultanım;ama bizden öğrenmesi daha iyi olur diye düşünüyorum."
Kadıncağız öyle iç çekti ki yüreğinin sessiz fırtınasıyla önünde anılar savruluverdi .
" Bizi zor bir sınav bekliyor; hem de çok zor ...Kalkalım mı üşüdüm ben ."
Yavaş yavaş yürümeye başladılar; Ayhan ceketini çıkarıp eşinin omuzuna koydu.
" Hasta olacaksın sultanım ."
Gülümser ve eşinden kan alınmış; sonucu sabırsızlıkla bekliyorlardı.
Esin’le Ayhan Azmi’ye hiç bu kadar zor telefon etmemişlerdi.
" Oğlum güzel akşamlar ; nasılsınız ."
Babasının sesi sanki uzaklardan geliyor gibi boğuktu.
" İyiyiz merak etmeyin ;sizler nasılsınız ?"
" Bu günümüze şükür evladım; çok özledik de bir arayalım dedik."
"Bak Ebru da selam söylüyor ikinizi de öpüyor ."
" Biz de onu öpüyoruz sağolsun.Yarın akşam bir programınız var mı ?"
Azmi ne diyeceğini bilemedi telefonu eliyle kapatıp kısa bir süre eşinle konuştuktan sonra cevap verdi.
" Olur geliriz tabi ;seve seve .Annem ne yapıyor ? "
" İyi ...iyi dur vereyim de konuşun hadi iyi akşamlar ."
O gece ne Esin ne de Ayhan uyuyabildi. Yarın neler getirecekti ? Yüreklerinin bir kefesi hüzünle doluydu ;ama ya diğer kefesindeki sevgi ...öyle ağır basıyordu ki...
Ertesi gün öğlenden sonra tv muhabiri ve program sorumlusu onları ziyarete geldiler.
"Bakın hiç endişe etmeyin ;zaten stüdyomuzda uzman psikolog bulunmakta.Eğer Azmi Bey kabul ederse kan verip DNa test sonucuna göre emin olacağız."
Esin onlara çay ikramında bulunurken içindeki endişelerini de paylaşıyordu .
" Keşke diyorum küçükken bu gerçeği açıklasaydık ; şimdi öyle çıkmaza girdik ki ..."
Ayhan" da eşinin sözlerini onaylarken devam etti.
" Nasıl anlatacağımızı bilemiyoruz. Ama kabul etmek gerekir ki...Eninde sonunda öğrenecek."
"Doğru ...Efendim yardımlarınız ve verdiğiniz bilgiler için sizlere çok teşekkür ederiz. İnanın gözü yaşlı ,nadim bir anneyi ,babayı çok mutlu edeceksiniz."
Onları yolcu ettikten sonra pencereden arkalarından bakarken yüreği ateş gibi yanıyordu.
Bunca sene aramayan insanlar şimdi ortaya çıkıyordu. Neden ? Neden ? İsyan ediyordu.
O akşam sofrada iki genç oldukça neşeliydı. Azmi boşalan tabağını annesine uzattı hemen.
" Anneciğim eline sağlık ben biraz daha alabilir miyim ?
Ebru’ da katıldı
" Nefis olmuş ben de ben de istiyorum."
" Tabi ..tabiii afiyet olsun."
Ebru kayınvalidesine
" Ben toplarım,çayı da demlerim lütfen otur " diyerek mutfağı düzenledi.
Anne ve babasının solgun yüzleri Azmi’nin dikkatinden kaçmamıştı.
" Hasta gibi haliniz var; iyisiniz değil mi ?"
İkisi de aynı anda cevap verdi.
" Biraz yürüyüş ,alışveriş derken yorulduk galiba."
" Evet ...evet...aynen öyle ."
Ebru çayları getirirken salonda hala bir sessizlik vardı.
Ayhan artık oğluna gerçekleri bir bir söylemenin zamanı geldiğini düşünerek tüm cesaretini topladı.
" Yavrum ; önemli bir konu hakkında seninle konuşmak istiyoruz."
Ebru
" Eğer sakıncası varsa ben öbür odaya geçebilirim."
" Hayır kızım sen de yanımızda ol; lütfen otur." Esin onun kolundan tuttu.
Azmi onları böylesine ciddi ve üzgün görmemişti.
" Sizi dinliyorum hem de can kulağı ile."
" Oğlum söze başlamadan önce seni çok ama çok sevdiğimizi bilmeni isterim."
( Gözler neşe saçsaydı; sözler tatlı olsaydı,şu kısacık ömürde sevgi sonsuz kalsaydı.)
Esin ise takatının kesildiğini hissediyordu .
" Biliyorum ...biliyorum ve ben de sizleri canımdan çok seviyorum."
"Bu güne kadar sana hep açıklamak istedik ama..."
"Ama...dedin babam .Hadi çok merak ettim ."
Esin ve Ayhan ağlıyordu...
" Allah...allah ne oldu böyle size ? " İkisinin arasına oturdu ve kollarını boyunlarına doladı.
" Evet biz ...biz seni çocuk yuvasından aldık..."
Azmi’nin gözleri karardı birden ; bu sözler beyninde defalarca yankılandı.Toparlamaya çalıştı kendini .Bir süre gözleri dolu dolu sustu ve
dudaklarını ısrdı.
NEŞE KIZILYAR
CAN DOSTLARIM ÖYKÜM SİZLERLE DEVAM EDİYOR...
CAN DOSTLARIMDAN ALTIN DAMLALAR
.............................................................................................................
Hatıraların miladı
dünyaya gözlerini açmakla başlamıyor.
Bilmediğin o zaman diliminde
uyanmak üzere olan hatıralar yatıyor.
Anlatamadın derdini, kimse anlamadı seni.
Sen ağlarken merhameti deryalar kadardı,
göğsüne sarınca minik bedenini,
saçlarına uzanan bir el vardı.
Sen güldüğün zamanlar yüzünde güller açardı,
bugünün anlamıydın o sıcak aile ortamında,
geleceğe dair hayallerin ise en güzel yanı!
Peki; kimdi o! Anne,anne, anne…(Esin, Esin,Esin…)
Merhaba Can Kardeşim. Bu bölümün sonuna gelince gözlerimden yaş boşandı.Demek istediğim o ki; okuyanı kendine çeken ve duygulandıran bir anlatımdı yine. Hiç şüphesiz böyle hayatlar çok ve gerçeğini yaşayanlara Allah dayanma gücü versin…
Anlatımı güzel paylaşımınızı en kalbi duygularla kutluyor, gönül dolusu selam ve sevgilerimi sunuyorum…...............................................yaban böceği