6
Yorum
0
Beğeni
0,0
Puan
2555
Okunma
Küçük görülen büyük işler oluyor Devletimizde.
Bu güne dek görülmemiş masraf kapıları açılıyor zirvede.
Çankaya’da dinlenip, izlenme korkusu had safhada olmadan rahat oturabilmek için,
“Gelin bakalım, bizim ekip, şu duvarları yıkın da içinde cihaz var mı bir bakalım” diyemeyeceğine göre, bunun yöntemi “tadilat” yapmak oluyor elbette!
Bizler Osmanlı torunları olarak lanse edilirken, bunun da bir amacı olduğu düşüncemi tekrarlamaktan kendimi alamıyorum.
Bu tür oyunların olabileceği yegâne yer Çankaya köşkü olmalıdır çünkü.
Meclis odalarındaki tele/kulak operasyonlarını çoğumuz daha unutmadık!
Telefonlar da aynı şekilde tabi ki.
Geçen gün çıkan bir başka olay da, Vekillerin iş ayarlama notları ile ilgiydi?
Yani Meclis Tv. den tutun(Bu olay da YÖK Bşk. seçiminden sonra yaşandı) ne kadar dinlenebilir ve izlenebilir olay varsa, ABD uşaklığı yapanlarca onların sistemlerine göre eleniyor ne hikmetse.
Köşk bunların içinde en göze batan olduğundan öne çıkmış görnüyor elbette.
Korkusu olan ne kadar çokmuş meğer güzel ülkemde?
bizi yönetenlerin bizlerden korkusu olamaycağına göre, korku kime ve neye karşılık geliyor dersiniz?
Çankaya gibi bir simgede türbanlı eş!
Bir zamanlar hakkında dava açılmış ve kapatılmış partinin vekili bir cumhurbaşkanı!
Birbirlerine ikramda bulunurcasına makam veren bir parti?
Şaşırdığımız hiçbir olay olmuyor inanın, bu da bizlerin hayallerinin ölü doğduğunu gösteren bir durum maalesef.
Bu güzel ülke korkunç ve büyük savaşlardan çıkarak Cumhuriyetine hayal diye bakılırken geldi çünkü.
Demek hayaller gerçek olabiliyormuş!
Evvet, tüm hayaller geleceğin büyük işlerinin yaratıcılarıdırlar.(AKP nin başta olması gibi)
O halde bizim hayallerimizi öldürmek kimin veya kimlerin işine yarıyor?
Osmanlının çöküşü iç ihanetler sonucu gerçekleştiğine göre, Cumhuriyetin çöküşü de bu yolla yapılıyor olabilir mi acaba? Bizler pek çok konuda oyalanırken adamlar o hayallerini gerçekleştiryor olabilirler o halde.
Buna seyirci kalmak gibi bir lüksümüz olmaz bizim.
Atatürkçülük söylemleri ezberlemekle olmaz. Yaşamak gerek!
Başımız dik, bakışlarımız keskin, aklımız çalışır olarak hareket etmedikçe, biz ATATÜRKÇÜYÜZ demek haramdır bize.
Türk milletinin zeki olduğunu söyleyen Gazi Mustafa Kemal, bunu kast etmiştir bize yol göstermek açısından.
Bizlere bir nimet bahşedilmiş ve biz bunu kullanıp, koruma yöntemlerini(klavuzu ile)almışız, yine suskunuz, yine suskunuz beklemede. Durun bakalım şimdi neler olacak diye.
Çankaya’da kim oturuyor beyler/hanımlar?
Cumhur Resi...Bu ne demek? Halkın reisi... O halde niye korku var gururla oturmak yerine?
Türk adı bu denli onur kırıcılıkla eş düşemez!
Onlara bu fırsatı verdiğimiz için bize yazıklar olsun.
daha ne demek gerekir ki?
Biz bunu hak ettik demekten başka.
Büyük devletleri ziyareti bizleri gururlandıracakken,düşündürüyor kara kara!
Nereden çıktı bu ABD ziyareti diye?
Medyada bir suskunluk akıl almıyor doğrusu!
Bizimki gidiyor, oranınki başak bir ülkeye...
Nereye üstelik?
Adam ayak basmışken bu kritik dönemde orta doğuya, geliversin de görelim orta doğunun en büyük ülkesine.
Ne gezer.....
Lafa gelince yıkama/yağlama.
Biz çizecek ve önderlik edecekmişiz sözüm ona orta doğuya.
Nerede kaldı büyük devlet oluşumuz acaba?
Nerede stratejik ortaklığımız? Dostluğumuz? Karşılıklı anlaşmalarımız? Yardımcılığımız?
Hatta EŞ BAŞKANLIĞIMIZ? BOP?...
Ey güzel ülkem, sen bir yere gitmiyorsun elbette, gitmezsin de bizleri bırakıp.
Bizler götürülüyoruz bir yerlere...
Kuzu postu bile giymeden, açıkça, ayan/beyan ortadaki kurtlarca...
Sofra hazır. Ziyafet muhteşem. Kendi paramızla, kendi mutfağımızdayız bizlerde serviste!
Gazi Mustfa Kemal ne demişti oysa bize?
UŞAKLIK dediği başka bir anlatım için miydi acaba?
Bize öğretilen bu değildi ki, asla da olamzdı zaten bunca şehit şüheda ile!
Bu filmi seyretmeye devam edecekmiyiz gaflet uykusuyla?
Bu vatan kimin?
Saygılarımla.