17
Yorum
0
Beğeni
0,0
Puan
1424
Okunma

" Oğlummm ! "
Azmi annesinin titreyen sesini duyunca iyice meraklanmış ; telefonu daha da kulağına götürdü ve...
" Anneciğim çok heyecanlısın; anlat hadi."
"Askerlik kağıdın geldi yavrum; Ankara; Polatlı ... Topçu Taburu...Birliği..."
Yüreği bir başka sevgiyle dolmuştu şu anda...En önemli ,en kutsal göreve başlayacaktı. "Öyle mutluyum ki... " diye içinden geçirdi.
"Ne güzel haber bu böyle çok sevindim çok... çokk.Yurdumun neresinde olursa olsun seve seve yaparım görevimi."
Esin ağladığını belli etmemeğe çaba harcarken bir yandan da elinin tersiyle gözlerini siliyordu.
"Evladım hayırlı olsun; Ebru’ya haberi sen verirsin diye onu aramadım."
"Bilirim; herşeyin en iyisini düşünürsün canım annem.Zaten bu akşam onunla yemeğe çıkacağız o zaman anlatırım."
( Mutluluk ,rengarenk kelebek gibidir;koşup kovaladıkça hep sizden kaçar.Ama gönül kapımızı sevgiye ,güzelliklere açarsak usulca gelip omuzumuza konar.Denemek ister misiniz ?)
" Unutmadan haber vereyim, babanla derneğin toplantısına katılacağız ;sen de bizi merak etme evladım."
Zil çalınca derse gireceği için annesinden izin isteyip telefonu kapattı...
Gülümser eşini kapıdan uğurladıktan sonra koşa koşa Hatice Hanım a gitti.
Gel...gell komşum ben de seni bekliyordum program başlamak üzere..."
( Okyanuslar kadar derindi özlemi bir gün... ahh ! birgün kavuşup öpüp koklasam diyerek çırpındıkça çırpınıyordu yüreği .Koynundan katlanmış ,kırışmış,küçük bir resim çıkartıp öptü ve gözyaşlarına boğuldu.)
"İşte resmi yıllardır saklıyorum.Sadece bu var elimde oğlumdan kalan hatıra. "
"Dur bakayım ; ayyy pek güzel bir bebekmiş." O da başladı ağlamaya...
Ve...programda gene aranan kayıplar,umutla bekleyişler vardı.Hatice Hanım telefon numarasını,posta adresini bir kağıda not etti.
" Bir ara anlat da ben yazayım ;sonra posta ile yollarız.
" Ne olur kocamın haberi olmasın ; ben yavaş yavaş ikna etmeye çalışacağım."
Mutfaktan meyva tabağını getirirken bir yandan da ...
" Haşaaa söyler miyim hiç...Burada konuşulan burada kalır komşum.Sen beni bilirsin."
Mavi gözleri gene bulutlanmıştı .
"Nerden başlayacağımı bilemiyorum inan."
Dikkatle Gülümser’e baktı çaresizliğini,pişmanlığını okudu yüzünde beliren kırışıklıklarda.
" Hele sen anlat ben ona göre toparlarım."
Uzaklara daldı gözleri sanki sanki geçmişi tekrar yaşıyordu...
" O zamanlar onaltı yaşındaydım. Çok ama çok cahildim ben...
Ve en son cümle " Ne olur yavrumu bulun bana ; yalvarırım .Gülümser Tuncer. Eskişehir.
" Başka söyleyeceğin var mı ?
" Bilmemm ...?
Zarfın içine mektubu yerleşti.
" Acaba elindeki fotoğrafı da göndersek mi?"
Sustu ; derin derin içini çekerek...
" Bu resimden başka elimde hiç bir şeyi yok nasıl veririm sen söyle?"
Hatice Hanım ona hak vermişti ama bir çözüm olmalıydı .
" Tamam buldum ...buldum...
Gülümser ona merakla baktı .
" Gene kafanda bir planlar var senin.Neymiş bakalım ?"
" Yaa resmin fotokopisini çektirip , yolluyacağız.."
Sevinçle doğrulup bir ayağını altına aldı.
" Sahi hiç aklıma gelmemişti ; doğru diyorsun."
İkisi de tabaklarındaki son kalan meyva dilimlerini iştahla yemeğe başladılar.
" Hadi ben kalkayım; evde yapılacak bir sürü iş beni bekliyor.Hakkını Helal et Hatice Hanım."
"Helal olsun; ne demek ;gene gel."
Kirpiklerini arasından süzülen yaşlara rağmen ; o güzel mavi gözleri umutla parlamıştı.
" Sahi televizyondan haber gelir mi ?"
" İnşallah diyelim komşum ;inşallah."
( Hüzün yağmurlarında ıslanmak hiç de zor değil;aslında güç olan büyük bir fırtınadan kurtulduktan sonra gökkuşağı gibi mutlu olmayı başarabilmektir.)
Diğer tarafta Azmi’yi sevdikleri askere uğurlarken;hem gurur,hem özlem ,hem gözyaşı birbirine karışmıştı. Otobüse binerken hepsi ona
"EN BÜYÜK ASKER BİZİM ASKER!" diyerek el sallıyordu...
NEŞE KIZILYAR
CAN DOSTLARIM ÖYKÜM SİZLERLE DEVAM EDİYOR ...
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.