16
Yorum
0
Beğeni
0,0
Puan
1368
Okunma

Başındaki soluk yemenisini arkaya doğru atıp akan burnunu elinin tersiyle sildi.Adı Gülümser’di ;üç çocuğu olmuştu; ama...ama...yüreğindeki özlem içini yakıyor,yakıyordu.Dayanamıyordu artık pişmanlığın acısı ruhunu derinden yaralamış kangrene dönüşmüştü.
Tek dert ortağı ,sırdaşı bitişik komşusu Fatma Hanımdı.Eşi kahveye gittiğinde bir fırsatını
bulur hemen birbirlerine uğrar,sohbet ederlerdi.
"Dur dizimiz başlamadan ben çayı demliyeyim."
" Yardım edeyim mi ?"
" Herşey hazır sağol hemen geliyorum sen televizyonu açıver bir zahmet."
İkisi de divana oturup merakla programı seyretmeye başladılar.
" Bak görüyor musun ? Kıza nasıl vurdu babası ."
" Tüüüüü elleri kırılsın."
"Çık...çık...çık...sevdiği adama yazdığı notu buldu ondann."
Ellerinde çay ; gözler pür dikkat ekrandaydı.
"Hay allah en heyecanlı yerinde bitiverdi."
" Evet ...yaa...
" ...de çok güzel bir program var.Hiç kaçırmıyorum. Kayıpları arayıp,kavuşturuyorlar."
"Aaaa ...hadi seyredelim. "
" Birazdan başlar; ben de bu arada taze fasulyemi ayıklıyayım hazır olsun."
Fatma Hanım biraz topluca, beyaz tenli ,orta boylu her zaman gülmeye hazır kahverengi gözleri vardı.Tatlı diline ise doyum olmazdı.
Önce reklamı göründü.( ...........yıllardır hasretle aradığınız sevdiklerinize kavuşturuyoruz..........telefon no...........ve çok güzel bir müzikle sunucu göründü.
Koltuklarda 8-9 misafir ve salonda kalabalık seyirciler bulunmaktaydı.
Geçen haftadan aranan yaşlı adam yakınlarıyla buluştu. Hepsi birbirlerine sarılırken; Gülümser o kadar etkilenmişti ki; gözlerinden yaşlar süzülüyordu.
" Offf...offf hele. üzülme..Ahh! bilseydim açmazdım .Yaranı deştim gene senin."
"Sen anlarsın halimi; bazen rüyalarıma giriyor; uykudan sıçrayarak uyanıyorum ."
"Ne diyeyim ? Zor...zor...çok zor..."
İkisinin de gözleri programdaydı hala...
Şimdi birbirlerine küs kardeşleri barıştırmaya çalışıyordu sunucu veee...
"Tekrar buluşmak üzere iyi günler" diyerek veda etti.
" Komşum artık gideyim; birazdan çocuklar ve adamım da kahveden gelir."
" Bende yemeğimi pişireyim."
"Şeyyy...aklıma takıldı da..."
" Neymiş ooo?"
"Hani şu program var ya kayıpları bulan."
" Eeeeee ...yoksaaa..."
" Acep yavrumu da bulurlar mı ?"
" İstersen deneyelim."
" Ama benim okumam yazmam yok sen yazar mısın ?"
Fatma Hanım elinde boş bardaklarla şaşkın şaşkın ona bakıyordu.
" Bak kocan kızmasın sana sonra ; ben yazmasına yazarım da..."
"Herşeyi göze aldım ; ölümü bile." Tekrar ağlamaya başladı .
"Yarın program başlayınca telefon numarasını ve adresini öğrenelim. .Sen söylersin ben de yazarım sonra posta ile göndeririz ."
"Allah razı olsun senden ; hadi hoşçakal görüşmek üzere."
" Senden de güle güle." Arkasından bakakaldı." İçinden de " fesüphanallah" diye diye bir hal oldu. Zaten çok eziyet etmekteydi Gülümser’e kocası ya şimdi bunu duyunca dayak atarsa...?? Offff! çılgın bu ..." Mutfağa doğru yürüdü.
Azmi , Ebru ile evliliğe ilk admı atarak alyanslarını parmaklarına dedesi en iyi dileklerle takmıştı. Bu mutlu günlerine sadece iki tarafın yakınları ve arkadaşları katılmıştı.
Geçen gün ise askerlik şubesine giderek yoklamasını yaptırmış bu şerefli göreve başlamak için haber bekliyordu.
Esin her anne gibi oğlunun bir an önce askerliğini yapıp hayırlısı ile gelsin diye dua ediyordu.
Diğer köşede ise Gülümser yavrusuna kavuşmak için durmadan Allah a yalvarıyordu.
( Yüreğinin sesini dinlersin ya ... Yılların ardına gizlenen anılarını anlatır sana . Sen ağlarken hataların dökülür teker teker...Silsen de izi kalır gönül defterinde...)
Ve beklenen haber geldi...Esin heyecanla oğlunu aradı.
NEŞE KIZILYAR
CAN DOSTLARIM ÖYKÜM SİZLERLE DEVAM EDİYOR ...