8
Yorum
0
Beğeni
0,0
Puan
1269
Okunma
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül tarafından Atatürk Kültür Dil ve Tarih Yüksek Kurumu üyeliğine seçilen Mümtazer Türköne’nin katıldığı bir televizyon programında sarf ettiği, "Atatürkçü olmayı hakaret sayarım" sözleri tepki çekti.
Adının başında Prof.Dr. olan bu kişi, haydi Atatürk’e saygısı yok, bilime saygısı olsaydı, böyle bir görevi kabul etmezdi. Kabul etti diyelim, bilimsel ahlak, o kurumun beklentilerini yerine getirmeyi gerektirir.
Atatürk’ü Atatürkçülükten ayırmak isteyenler, BOP’un koltuğunda oturanlara yaranmak için (kendi deyimleriyle) mankurt düşünce üretenlerdir. Mustafa Kemal’i “Atatürk” yapan çürümüş bir Osmanlı toplumundan, bağımsız, çağdaş bir ülke yaratmasıdır. Yani O’nun devrimleridir.
Hatırlatmakta yarar var. Türk Devrim modeli olan Atatürkçü Düşünce (Kemalizm); tam bağımsızlık ve ulusal egemenlik temeline dayanır. Kısaca ifade etmek gerekirse, Kurtuluş Savaşı ile kazanılan siyasi bağımsızlığı, ekonomik, kültürel, sosyal, hukuki, askeri her alanda tamamlayarak ele güne avuç açmayacak güçlü bir devlet ve gerçek anlamda demokrasinin uygulanabilmesine altyapı oluşturacak laik- çağdaş toplumun temellerini atmak, böylece her türlü sömürüye karşı duran, insan haklarına saygılı, toplumsal eşitliği sağlayan bir yönetim biçimi oluşturmaktır. Atatürk Devrim modeli budur. Atatürkçü düşünce, Kemalizm budur.
Türköne’ye en sert tepki ise, Abdullah Gül cumhurbaşkanı seçildiğinde “O benim cumhurbaşkanım değil” diye yazan Cumhuriyet yazarı Bekir Coşkun oldu. Türköne için ’Çakal’ benzetmesi yapan Coşkun, "Zaten Atatürkçü olsaydın o koltukta değil, hapislerde olurdun" diye yazdı.
İşte Bekir Coşkun’un o yazısı...
GEREKENİ ÜSTAD SÖYLEMİŞ; BİZE DE, ALTINA İMZAMIZI ATMAK KALMIŞ...
Çakal...
Atatürk Kültür Dil ve Tarih Yüksek Kurumu’nun yönetimine getirdikleri kişi, “Atatürkçü olmayı hakaret sayarım” dedi ya...
Demek ki görevinin bilincinde...
Atatürkçü olsa niye orada olsun?..
Ben şaşırmadım...
Dört yıl önce “O benim cumhurbaşkanım değil” dediğim Abdullah Gül’ün, Atatürk kültürünü, dilini ve tarihini “Atatürkçü olmayı hakaret sayan” birisine teslim etmesi çok da normal geldi bana...
İyi ki “O benim cumhurbaşkanım değil” demişim...
Ben Atatürkçüyüm çünkü...
O gün bu gündür Atatürkçüler itilip kakıldılar...
Hapishaneler bizlerle dolu...
Ölenler hücrelerde öldü...
Kalanlar hasta...
Zindanda arkadaşlarımız...
Çocukları gidip sarıldıklarında, babaları küf ve çimento kokuyor...
Atatürkçü olsaydı hapisteydi...
Normaldir; Atatürk’ün dil, tarih, kültür mirasını emanet ettikleri birisinin “Atatürkçü olmayı hakaret kabul ederim” demesi...
Şimdi bir Atatürk kurumunun başında oturup, Atatürkçülerden nefret etmek gibi enteresan bir görevi var...
Bu bir yıkımın...
Bir istilanın...
Bir intikamın...
Bir kinin...
Bir nefretin...
Bir yokedişin görevlisi...
Geri kalanı sadece çakalın hikâyesidir...
Çakal, ava çıkmış yırtıcıları izler...
Yırtıcı avının peşinden giderken, çakal saklanarak arkasındadır...
Yırtıcı avını parçalayıp yok ederken, o sinip bekler... Kanlı kavgadan geri kalacak atıklarla karnını doyurmaya bakar sadece...
Çakal...
Atatürkçülük; bağımsız, özgür, demokrat, saygın, çağdaş, modern, gelişmiş bir ülkenin bireyi olma idealinin adıdır...
Adam olmaktır Atatürkçülük...
Sana hakaret olur...
Sen olma...
Yakışmaz...