2
Yorum
0
Beğeni
0,0
Puan
1144
Okunma
Patlamış boruların nemi vardı duvarlarda. Çiğ bir rutubet kokusu. On dört kişilik ranzalara bir ondörcü kişi bekleniyordu. Umutla. Gardiyan öyle dememiş miydi dün ? ’hey hanımağa hayırlı olsun bir tane daha yosma ekleniyor eline’ diye. O andan beri garip bir heyecan sarmıştı herkesi. Hatta hanımağayı bile !
Kurulduğunda kendi yatağına, yarım penceresinden,yarım gökyüzüne bakıp düşünmemiş miydi ? ’eeh be yosma ne ettin ki sen şimdi’ diye. On iki senedir burdaydı. Kocasını; kendi yatağında başka bir kadınla yakalayınca ikisini de delik deşik etmemiş miydi?
Etmişti. Pişman mıydı ? ............. On iki sene herkese bir pişmanlık katmaz mıydı sanki !
’Lan kal... naptın bee eline koluna şimdi. Kahveyi döktürdün bee.’
’Sensin kal...’ deyip ittiğinde Meryem Zübeyde’yi yere, kahvenin sıcaklığından mı, boş bulunup yere devrildiğinden mi al sana bir koğuş kavgası daha. Atmaca Zübeyde’yi yere devirmek ha büyük yanılgı. Bir hışımla kalktığında yerden Zübeyde, bir haraketle dolayı vermişti Meryem’in saçlarını eline. Yere çalınınca Meryem sadece tırnakların vahşi soğukluğunu hissetmişti boynunda öylece. Ayırana kadar diğerleri herşey çoktan olup bitmişti. Hanımağa bile sesini yükseltemeden bitivermişti.
’Hanımağam şimdi yapıyom kayveni hemen’ deyivermişti Zübeyde. Olağandı bunlar. Olağan. Nefes almak gibi birşey. Ama sessiz Meryem korkmuştu. Daha bir aydır buradaydı. Hep, her yeni gelen çömez gibi en pis işleri yapıyordu. Yerleri silmek.tuvaleti temizlemek, çöpleri atmak vs. Sadece çarpmıştı. Ve duyduğu küfüre gayet anlık bir tepkiydi onun için. Zaten sıcaktı. Terle karışık kan iyice tiksindiriyordu onu. Kalktı. Hanımağanın yanına gitti. Hanımağa anlamıştı zaten. ’git temizlen’ dedi. Herkes yıkanmak gibi temel bir ihtiyacı hanımağaya sormadan yapamazdı. ...............
’Öğreneceksin sen de. kal... , yosma, or.... vs.. bu tür hitaplar aşkım, bitanem, sevgilim gibi burada. Yoksa birbirimize böyle söylediğimizi düşünsene Meryem o zaman burada lezbiyenlik peydah olmaz mı aramızda ? Allah korusun’ derken Kamile abla, boynundan aşağı akan kanları da nazikçe siliyordu. ’kız Ayşe bandaj getir bana’ ’anladın dimi Meryem ?’ Meryem usulca başını sallıyordu. ’ah kızım ah kimler düşürdü ki seni buraya.
Yarası da, kendi de temizlenince Meryem yatağına çıktı. Çiçekli elbisesini giyip, ıslak saçlarını koyduğunda yastığına, usul usul ağlamaya bıraktı kendini.
Hanımağa her gün saat on bir gibi içerdi kayvesini. Severdi mereti. Gökyüzü sadece onun ranzasından gözükebiliyordu. Aldığında fincanını eline, düşüne düşüne yudumlardı artık kayveyi mi, hayatını mı o bile bilmeden. O gün yeni kızı düşünüyordu yalnızca.
Bakalım kim çıkacak yumurtadan. Neden ve ne kadar kalcak burada.