Soyulduğu halde gülen adam hırsızdan bir şey çalmış demektir, boş yere üzülen ise kendi kendini soyar. william shakespeare
İlhan Kemal
İlhan Kemal

Dayanma Gücü

Yorum

Dayanma Gücü

7

Yorum

0

Beğeni

0,0

Puan

960

Okunma

Dayanma Gücü

59. Sokak istasyonunda tren durup da kapılar açıldığında vagondakilerden hiç biri yerinden kımıldamadı. Binmiş oldukları A treni bir ekspresti ve bir sonraki durağı ancak 125. Sokak olacaktı. Çoğunluğu zenci olan gruptan yaşlıca bir kadın oturduğu yerde bir ilahi mırıldanıyor, diğerleri ise onu duymuyormuş gibi yapıyordu. Okuldan dönen yeni yetmeleri, işsiz gibi durup, uyuklayanları, orta yaşlı kadınları, karşı karşıya oturup birbirinin gözüne bakmamayı becerenleriyle A treninin dört numaralı vagonu açık kapılarıyla istasyonda bekliyordu.

Tam kapıların kapanma anonsu yapılıyordu ki içeri Peanut girdi. Onu King takip etti. Kapılar önündekilerinden daha ağırkanlı olan Bloody’nin üzerine kapandı. Genç adamı bir anlığına sıkıştıran iki kanat sonra geriye doğru sekti ve Bloody sendeleyerek vagona adımını atabildi.

“S..tiğimin kapısı...” diye homurdanmasını çete arkadaşlarının yanısıra civardaki diğer yolcular da gayet net duydular. Kapı son bir defa kapanmayı denedi ve başardı. Tren hafifçe sarsıldı ve Manhattan’ın yeraltı dehlizlerindeki yolculuğuna kaldığı yerden devam etti.

Vagon boyunca uzanan ve yüzyüze bakan sıralara oturdular. Önce King yerini seçti; onun yanına da Peanut geçti. Bloody ise karşılarına, onlara bakmamaya çalışan Tiffany Zaveski’nin yanına ilişti. Vagondaki iki beyazdan biriydi Tiffany. Diğeri öteki uçta oturan, takım elbiseli ve iş görüşmesine gittiği için hafif sinirli olan biriydi.

King ifadesizce oturuyor, bir yandan da Tiffany’i süzüyordu. Sureno çetesinin elemanları topluluk içinde fazla konuşmazlardı. Yeni katılan Meksikalı üyelere verilen ilk derslerden biri de buydu: “Söz kılıç gibidir; bir kere kınından çıktı mı, bir şeylerin değişmesi gerekir!” Arkadaşının bakışlarını takip eden Peanut, Tiffany’e ulaştı. Kıza bakınca başını “Anladım” dercesine hafiften salladı. King severdi böylelerini: İnce uzun yapılı, açık renk saçlı, göğüsleri ve kalçaları fazla belli olmayan ama Hispanik mahallelerinde de fazla rastlanmayan kızlardan biri.

Karşısında oturanların kendine değil de, yanındakine baktığını farkeden Bloody sırıttı. “Güzel ama fazla sıska değil mi?” diye sordu. Peanut “Ne farkeder?” anlamında omuz silkti; King ise tepki vermeyip kıza bakmaya devam etti. Bloody kızın omzuna dokunup:

“Bir kalksana” dedi, “Görmelerini istiyorum.”

Kız ona “Ne diyorsun?” gibilerinden baktı, sonra Bloody’den uzağa kaydı. Fazla gidemedi, zaten vagonun sonunda oturuyorlardı. Bloody de onun yanına geldi. Tekrar kızı dürttü:

“Kalksana, ne kadar çelimsiz olduğunu görmeleri lazım.”

Herkesin beklentisinin tersine Tiffany uysalca ayağa kalktı ve vagonun diğer tarafına geçmek için hamle yaptı. Ama Bloody bacağını uzatıp genç kızın yolunu kesti.

“Öbür tarafa git diyen olmadı.”

Tiffany Bloody’nin ciddiyetini anlamak için yüzüne baktı, sonra bakışlarını vagonun diğer sakinlerine çevirdi. Herkes bir şey olmamış gibi oturuyordu, ama bir yandan da yan gözle olan biteni takip ediyordu.

“Ayağını çeker misin?”

Bloody omuz silkti:

“Sen yerine geçince evet.”

Çıkar yol olmayınca Tiffany önünü kesen bacağın üzerinden atlamaya kalktı ama bir el onu kavrayıp geriye, vagonun dibine doğru şiddetle çekti. Sırtını vagonlar arası geçişi sağlayan kapıya vurduğunda Sureno çetesinin üyelerinin ayaklandığını farketti. King’le Bloody karşısına geçmiş, vagonun gerisiyle arasına perde gibi girmişlerdi. İnsandan perdenin öbür tarafında kalan Peanut’ın bağırdığını duydu:

“Bu bizim arkadaşımız! Aramızda eğleniyoruz. Sizi ilgilendiren bir şey yok. İşinize bakın!”

Tiffany “Yoo, imdat” diye bağırmayı denedi ama yüzüne yediği bir yumrukla sersemledi. Kime ait olduğunu anlayamadığı bir el ağzını kapladı. Bir yandan da el ve ayak bileklerine bastırılıyordu. Ağzına bastıran ara ara el burnundan da nefes almasına engel oluyor, soluğu kesiliyordu.

Bloody’nin bağırdığı duyuldu:

“Don giymemiş! Çoktan hazırmış orospu.”

Yolcular aradaki çete üyelerinin sırtlarını dönmeleri yüzünden artık o yöne bakabiliyor ama Meksikalıların kızın üzerine kapanmış olmaları dışında bir şey göremiyorlardı. Orta yaşlı bir adam yerinden kalkmak için davranacak oldu, yanında oturan eşi onu bileğinden tutup kendi çekti. Çete üyelerinin yer değiştirmelerinden işini bitirenin perde ve tutuculuk görevini devraldığı anlaşılıyordu.

59. ile 125. sokaklar arası hiç bu kadar uzun olmamıştı. Ara ara durulmayan istasyonlardan geçiliyor, peronlarda C trenini bekleyen yolcuların siluetleri camlarda gözüküp kayboluyordu. Neden sonra tren yavaşlamaya başladı. 125. Sokak istasyonun girildiğinde vagonun çete üyeleri arasında bir hareketlenme oldu. Yığının arasından Bloody’nin “Ama ben daha gelmedim!” dediği işitildi. Tren daha da yavaşladı ve sonunda da durdu.

Açılan kapılardan önce King çıktı. Onu Peanut takip etti. Pantolonunu çekiştiren Bloody ise en son. Onların çıktığı kapıdan kimse girmedi. Vagondakilerin hiç biri de yerinden kımıldamadı. Tiffany sırtını duvara dayayıp, oturur pozisyona geçmeye çalışıyordu. İş görüşmesine gidecek olan adam yerinden kalktı, Tiffany’nin yanına gitti. Dizlerinin üzerine çöküp kızın doğrulmasına yardım ederken:

“Bir şeyiniz yok ya? İyisiniz, değil mi?” diye sordu.

Yanıt olarak sessizlikten başka bir şey alamadı. Adam Tiffany’nin bakışlarını yakalamaya çalışıyor, uzayıp giden sessizlik de yolcuların bazılarına yaşlı zencinin artık ilahi söylemediğini hatırlatıyordu.




Paylaş:
(c) Bu yazının her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Yazının izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Yazıyı Değerlendirin
 
Dayanma gücü Yazısına Yorum Yap
Okuduğunuz Dayanma gücü yazı ile ilgili düşüncelerinizi diğer okuyucular ile paylaşmak ister misiniz?
Dayanma Gücü yazısına yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üyelik Girişi Yap Üye Ol
Yorumlar
canandemirel
canandemirel, @canandemirel
3.1.2012 22:41:49
İstanbul'da olmadığım için bu yaşanmış öyküyü kaçırmışım. Etkilenerek okudum. Tebrik ediyorum.
Sevgilerimle...
Yeşilvadi
Yeşilvadi, @yesilvadi
1.1.2012 22:58:21
Çarpıcı bir öykü olmuş,tebrikler.Uzun zaman önce izlediğim ve de çok etkisinde kaldığım ''Accused ''filmini anımsattı bana.Uzun süre tedbirli yaklaşmıştım yabancılara..:))
Denizce
Denizce, @denizce
1.1.2012 15:46:35



sen gibiler varken
ve seni okuyan biz gibiler
birşeylerin değişmesi lazım diye düşünüyorum şiddetle...


(güzel bir yıl geçir ve bize de yansı öykülerinle lütfen...)

dostça...:)
O qué
O qué, @o-qu
31.12.2011 22:47:00
Geçen haberlerde izlemiştim. Yanılmıyorsam Çin de küçük bir kız çocuğuna araba çarpmıştı. Sokak ortasında yatan yaralı çocuğa, sokaktan geçen 17. kişi dönüp baktı. 16 kişi hiç birşey görmez gibi kanlar içinde yatan çocuğu teğet geçti. Görünen o ki gayet mümkün bu hikaye, insanlık 16 kez ölmüş zaten...

Özlemiştik güzel öykülerinizi.
Mutlu yıllar :)
Kemnur
Kemnur, @kemnur
31.12.2011 21:52:13
10 puan verdi
Şükürler olsun ki, Türkiye'de yaşıyoruz dedirtecek bir öykü olmuş; oysa Türkiye'de de neler oluyor, neler...Küçük Amerika'yız ya...Yazı bir solukta okundu ve kolay anlaşılır bir anlatımı vardı; bunlar zaten sizin öne çıkan özellikleriniz. Özenli yazınızı terik ediyorum. Hülya Avşar'ın yarışma jüriliği esnasında kullandığı gibi, "yıldızlı" on puan.SAYGIYLA
İlhan Kemal
İlhan Kemal, @ilhankemal
31.12.2011 21:37:03
Şaşkın bir yazar kendi yazısında eleştiri gönder butonuna basar...

İlhan Kemal tarafından 12/31/2011 9:37:51 PM zamanında düzenlenmiştir.
nuray telli
nuray telli, @nuraytelli
31.12.2011 20:32:51
10 puan verdi
Cok feci bir hikaye sadece dondum kaldım.
© 2026 Copyright Edebiyat Defteri
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Üyelik
Giriş paneli

Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.

ÜYELİK GİRİŞİ

KAYIT OL