2
Yorum
0
Beğeni
0,0
Puan
1199
Okunma
İç ağrılı bir şehre mektup yazmak nerden aklıma düştü bilmem ama soluma, uzak iklimlerin yası düşüyor…
Gazetelerin üçüncü sayfa haberleri faili meçhul bir adamın kaldırım kenarlarında paralanmış cümlelerinin bulunduğunu yazıyor…
-Ben miyim faili meçhul?
Peki, parmak uçlarımdan sızıyı yollayan bir şehre ne zaman af çıktı…
Göğsümdeki acıyla, “bir yastıkta inşallah” temennileri dileyen telaşlı bir şehrin sesiydi kulaklarımda çınlayan… Kirli bir atlasın, iç ağrılı bir şehri olarak işaretli adı…
Eylül’ün elleri üşüyormuş Ey şehir! Pulladığım mektupları, hangi çıkmaz sokağında sakladın… Kaç çocuğu ağlattın, kaç adamı sürgün gönderdin, nedir hala bu zehir zemberek düşlerin…
Rabbin ismini tesbih ettiğin ezanlarında olmasa, kulaklarım patlayacak sessizliğinden… Sınırının bir ötesi yokmuş gibi, akşamının sessizliğinde gidememişliğimin kıyameti kopuyor izdüşümlerimde…
Tanımsız bir duruş seninki işte… Hüznün içindeki sancın olmasa, yamalı ruhum yüz sürmezdi toprağına inan…
Güvercin kanatlarından ağıt gibi maviler düşürür göğün…
Sorgumuz kendi içimizde ey şehir, sen sol omzundaki meleğe vereceğin hesabı düşün…
…
Recep Güneş(Yitik hatıra) 17/12/2011