Olgun adam bilgisini saat gibi taşır, çıkarıp herkese göstermez, gerektiğinde kullanır. (t. brown)
Numan Kurt
Numan Kurt

ŞU FACEBOOK DEDİKLERİ

Yorum

ŞU FACEBOOK DEDİKLERİ

7

Yorum

0

Beğeni

0,0

Puan

2609

Okunma

ŞU FACEBOOK DEDİKLERİ

ŞU FACEBOOK DEDİKLERİ

Bizimki de kırkından sonrayı bırakın, altmışından sonra saz çalmak gibi. Zaten televizyon, uçak, bilgisayar gibi buluşlara oldum olası hiç aklım ermemiştir benim. "Koskoca uçak havada nasıl durur? Dünyanın her yerindeki olayları, kanapemize yan yatmış halimizle nasıl seyrederiz bu televizyon denen ekrandan? Ne sorsan cevap veren, hele de facebook yoluyla yıllardır görüşemediklerimizle iletişimimizi sağlayan bu bilgisayar da nasıl bir mucizedir? Böyle derken bilime olan hayranlığımı anlatmak istiyorum. İnsanlık, bu buluşları yapanlara çok şeyler borçludur.
Üç yıl önce otuz altı yıllık öğretmenliğe noktayı koyup "Şimdi ne yapmalıyım?" sorusuna yanıt ararken, çocuklar: "Baba, gel sana bilgisayar alalım, yazılarını da orada yazarsın, hem senin için de keyifli bir uğraş olur." dediklerinde ben klavyenin tuşlarına basmayı bile bilmiyordum. Kafasını gözünü yararak da olsa bu zamane mucizesini açıp kapatmayı, blog oluşturup ( çocukların yardımıyla) yazılarımı yazmayı öğrendim. Bir gün kızım bana:
- Baba, facebook denen bir paylaşım sitesi var, seni üye yapayım.
- Ne işe yarıyor bu facebook?
- Üye olduktan sonra senin adını görenler arkadaşlık istiyor veya sen gördüklerinden istiyorsun.
- Ben bu yaşta kiminle arkadaş olacağım, orası gençlerin sitesi olmalı.
Böyle karşı çıktıysam da yine de üye olduk, daha doğrusu üye yapıldık.Önce facebook hesabı olan birkaç yakınımla arkadaş olduktan sonra beni mutlu eden mesajlarla birlikte eski öğrencilerimden istekler gelmeye başladı. 1973’ten 1995’e kadar çalıştığım Mucur’dan, özellikle 1973-1992 arası Mucur Ortaokulu’ndaki öğrencilerimden gelen istek ve onurlandırıcı mesajlar, benim gibi emekli bir öğretmeni elbette sevindirdi. "Mucur Ortaokulu Yılları" adıyla siyah beyaz fotoğraflardan oluşan albümü facebookta oluşturunca istekler çoğaldı. Ben istek yapmıyordum. Bu benim ne gururumdan ne de "benim yaşım büyük" anlayışımdandır. Sadece şunu düşündüm: Büyük çoğunluğu vefa gösterip sevgi ve saygılarını iletse de az sayıda da olsa birtakım ön yargılarla iletişim kurmak istemeyenler de olabilir. Onları güç durumda bırakmamak gerekir. Bu düşüncemde haklı olduğumu da zaman çok iyi gösterdi.
Düşünebiliyor musunuz, bir öğrencinizi on bir- on dört yaş aralığında okutuyorsunuz, ondan sonra otuz- otuz beş yıl onu hiç görmüyorsunuz. Bir gün karşınıza elli yaşına yaklaşmış olarak çıkıyor. Eğer bulunduğunuz kentteyse onunla buluşup konuşuyorsunuz. Bu mutluluklar bir yana şimdi yetmiş yaşına gelen kendi öğretmenlerinizden biri de bir tesadüf sonucu facebook arkadaşınız oluyor ve onun şiirleri seslendirdiği videoları dinliyorsunuz.
Yukarıda belirttiğim albümdeki siyah beyaz fotoğrafların çoğu 1973-1980 arasında çekilmiş. İlçenin tek fotoğrafçısı belirli günlerde çekmiş bu fotoğrafları. Birkaç tane de tab edip okula getirmiş. O zamanın öğrencilerinde bu fotoğrafı alacak para nerede? Öğretmen olarak bizler almışız o fotoğrafları. Şimdi kırklı, ellili yaşlar gelen eski öğrencilerimizin, o fotoğraflarda ortaokuldaki hallerini gördüklerinde nasıl duygulara kapıldıklarını siz düşünün.
Facebooka üye olduğumuz ilk aylardaki gülünç bir olayı da anlatmadan geçemeyeceğim:
Bir gün facebooka girdim, "Bilgiler" kısmında oku gezdirirken "flört" yazan sözcüğün üzerinde de durmuşum herhalde. Oraya tıklamadığımı biliyorum. Kapattım ve dışarı çıktım. Üç saat sonra eve geldiğimde çocuklar da bize gelmişler. Yeni heves ya! Yine açtım, bakıyoruz, kızım da bazı yerlerini öğretiyor bana. Birden kızımın çığlığı:
- Aman baba, bu ne?
- Ne var kızım, ne oldu?
- Bak şurada ne yazıyor?
Dikkatle baktım, "Anasayfa" denen yerde aynen şu cümle var: "Numan yeni flört arıyor."
- Allah Allah! Kızım bu neyin nesi? Çabuk sil şunu! Umarım bu kısa zaman içinde okuyanlar olmamıştır.
- Baba, sen bu "flört" yazan yere bastın mı?
- Bilmiyorum kızım, birkaç saat önce girdim, çeşitli yerleri dolaştım; ama böyle bir yere basmamışımdır herhalde.
Bu arada tepemizde dikilip bakan damat da durumu anlayınca bastı kahkahayı. "Ben seni anneme demem mi?" diyerek salon kapısına doğru koştu. "Elli kağıt temizler bu işi." demeyi de unutmadı. Ben de teslim olmadım her zamanki gibi. "Geç onları, tınmam öyle şeylerden." diyerek umutlarını(!) boşa çıkardım.
..............
Bir başka olay da gülünç olmasa bile epeyce ilginçti. Ben "Edebiyat Defteri" adlı bir edebiyat sitesine yazılarımı gönderiyorum. Yazılarıma "Bedri Tokul" adında bir arkadaş yorumlar yapıyor, övgülerini dile getiriyor. "Tokul" soyadı az bulunan bir soyadı olduğu için ilgimi çekiyor. Bir akşam Bedri Bey’in, o gün gönderdiğim yazımın altına yazdığı yorumunu okuduktan sonra ona, mesaj yoluyla şu soruyu soruyorum: "Bedri Bey, soyadınız ilgimi çekti. Benim Batıkent Mobil Lisesi’nde Seval Tokul adında bir öğrencim vardı. Yakınlığınız var mı?" Bedri Bey’den yanıt çok gecikmiyor. "Vay sevgili hocam! Demek sen benim biricik kızımın öğretmenisin ha?" Bedri Bey, işten çok yorgun geldiğini bildiği halde gecenin on birinde Seval’i arıyor, haber veriyor. Şimdi hem Bedri Tokul’la hem de Seval’le facebook arkadaşıyız. Emekli astsubay olan Bedri Bey’in o siteye yazdıklarını okumak da bana ayrı keyif veriyor.
.............
Yukarıdakilere benzer, mutluluk verici "facebook yaşanmışlıkları"nı daha da çoğaltabilirim. Bu paylaşım sitesi olumlu kullanıldığında gerçekten eşsiz bir buluş. İnsan oraya elbette sevdiği bir müzik parçasının videosunu da koyabilir; ama her önüne gelen videoyu da oraya aktarmamalı diye düşünüyorum. Bir de orda hesabı olanlar en az ilköğretim okulu mezunu. Kullanılan Türkçe ise içler acısı. Büyük harf, küçük harf; nokta, virgül...hak getire. Milletini seven insanlar, o milletin en güçlü bağı olan dilini de doğru kullanmalılar. Şimdi bu cümleleri okuyanlar "Hocam, sen de kendini hâlâ okulda sanıyorsun." diye bıyık altından gülebilirler. Olsun, dilini güzel konuşup yazmak her ulusseverin görevidir bence.
Çok sık gelen "oyun istekleri" de bıktırıyor insanı. Güzel olan bir gönderiyi beğendiğimizi belirtmemiz gayet doğaldır; ama onu gönderen bizim arkadaşımız, yakınımız diye de her şeyi "beğen"mek zorunda değiliz. Keşke başkalarının ürettikleri yanında kendi ürettiklerimizi de paylaşabilseydik bu paylaşım sitesinde. Bu paylaşım sitesinde yedi yaşındaki de yetmiş yaşındaki de var. Cahit Sıtkı’nın bir şiirinde dediği gibi "İnsanoğlu çeşit çeşit/ Beşi parmağın beşi bir mi" Bu olumsuzluklara da katlanmak zorundayız.
.............
Çocuktuk
Daha kasabayı bile görmemiş
Bir köy çocuğu
Derlerdi ki büyüklerimiz
"Zaman gelecek, bu radyoların içinde
Adamlar da görünecekmiş"
Aklımız almazdı bir türlü
Nasıl sığardı kocaman kocaman
Adamlar
Bu ufacık kutulara
Sığdılar
Televizyon oldu o
Biz televizyonu da bilgisayarı da
Gördük
Kim bilir neler neler görecek
Torunlar
..................................................................................

Numan Kurt
19 Aralık 2011

Paylaş:
(c) Bu yazının her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Yazının izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Yazıyı Değerlendirin
 
Şu facebook dedikleri Yazısına Yorum Yap
Okuduğunuz Şu facebook dedikleri yazı ile ilgili düşüncelerinizi diğer okuyucular ile paylaşmak ister misiniz?
ŞU FACEBOOK DEDİKLERİ yazısına yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üyelik Girişi Yap Üye Ol
Yorumlar
Bedri Tokul
Bedri Tokul, @bedri-tokul
4.10.2015 09:52:49
İhmal, gözden kaçma, unutma, farkında olmama hepsi tamam.
Ama umursamama asla...

Sayın Hocam !
Emin olun bu yazının farkında olmamışım.
Sizin hatırlatmanız la geçte olsa okudum.
Bir ara bilgisayarsız kalmıştım. Belkide o zamanlara denk gelmiş olablir.
Benden de bahsedilen bir yazıyı nasıl okumam ?
Diğer yazılarınız gibi zevkle okudum çok mutlu oldum.
Kızımız Seval Ankara'da onu ziyarete geldiğim zaman mutlaka sizi haberdar edip,
saygılarımı ru be ru dile getireceğim.

Selam ve Saygıyla...


Çiğdem P. Yüksel
Çiğdem P. Yüksel, @cigdemp-yuksel
25.12.2011 20:27:36

Bir solukta okunmuş, güçlü bir gazetenin pazar köşe yazısı hazzındayım şuan.
Çok hoş, çok akıcı
ve her biri, hepimize dair cümlelerden oluşan güzel bir paylaşımdı Numan Beyciğim.

Teşekkürler Sevgiler
DE
DENİZCANDAN, @denizcandan
20.12.2011 19:23:39
Ben de sizin gibi doğudaki ilk öğrencilerimin çoğunu buldum hocam.Teknoloji özürlü diyorlardı bana sevmiyordum,içime sıkıntı çöküyordu,bilgisayarın başında hala fazla kalamıyorum ama facebook sayesinde eski dostlrı bulup,eski günlere dönmek,aynı ruha,yaşam kültürüne sahip kişilerle yakınlaşabilmek çok güzel.Yazınız akıcı ,doğal ve içten olmuş.Ruh halinizi o kadar içten yansıtmışsınız ki sanki yazınızı okuyor değil de karşılıklı sohbet ediyormuş gibi hissettin kendimi.
canandemirel
canandemirel, @canandemirel
20.12.2011 10:37:52
Doğru yerde kulanılırsa çok faydalı ama bağımlı olmamak gerek...
Güzel bir yazı okudum sayfanızda, tebrik ediyorum
Sevgiler...
NAR BÜLBÜLÜ
NAR BÜLBÜLÜ, @narbulbulu
20.12.2011 09:45:20
çok hoştu aslında bildiğimiz ama sanırım bu kadar farkına varamadığımız bir bilgiydi siz anlatırken kendimi facebook'u açmamak için zor tutum,sanki karşımda bana anlatıyordunuz çok güzel bir anlatım tarzıydı , kutluyorum kaleminiz daim olsun...
tacettin yıldırım
tacettin yıldırım, @tacettinyildirim
20.12.2011 03:49:24
ben çok faydasını gördüm....iyi kullanıldığında çok vefalı bir dost....özledik sizi hocam saygılar
Hamiyet Göz
Hamiyet Göz, @hamiyetgoz
20.12.2011 01:20:49
teknoloji doğru kullanıldığı sürece zararsız...ama öyle kullananlar varki..cileden cıkartıyorlar..

güzeldi Numan hocam...sizin mobilli günlerinizi hatırladım..sevgiler
© 2026 Copyright Edebiyat Defteri
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
ÜYELİK GİRİŞİ

ÜYELİK GİRİŞİ

KAYIT OL