10
Yorum
0
Beğeni
0,0
Puan
1861
Okunma
Almanya’daki gurbetçilerden emekli olanların çoğu, çoğu değil, hemen hemen hepsinin ağzında bir lâf var: “Türkiye’de yaşayacağım ama buranın hastanelerinde iyi bakım var.”
Üç senedir arayıp da ancak bulabildiğimiz kiralık bahçemize gittiğimizde karım aniden hastalandı. İshal ve kusma.
Hastaneye, Rosenkranhaus’a, acil servise götürdüm. Numaratör, 4 numarayı verdi elime. 4 dakika bekledikten sonra hasta kabule girdik. ‘Anan adı-baban adı’ sormadılar ama bilgisayarla bir 5 dakika dertleşti memur bey. Ve 10 Erou aldıktan sonra bizi bekleme odasına gönderdi.
Oturduk, oturduk.
Karımda öğürtü, arkasından kusma. Ne gelen var, ne bakan. Birikmiş mecmualara bakıyorum. Dış ülkelerden haberler var peşi peşine. İtalya’da bir adam 5 çocuğunu ve 2. karısını öldürmüş. İspanya’daki patlamada rol üstlenenlerle ilgili fotolu tahminler. Türkiye’de Uzanlar’ın görkemli yaşamından kesitler ve Cem Uzan’ın sinirle sıkılmış yumruklarını yansıtan fotosuyla, yatları yansıtılmış..
Cebimdeki numaratöre baktım. 12.21’ yazıyor saatinde. Otomobili de paralı otoparka bırakmıştım. Normal günler saati 1 Erou, Cumartesi-Pazar 75 cent.. İyi, bugün Pazar ya, 25 cent kârımız (!) var.
Saat 13.17’.
Karım oracığa istifra etti. Kimse yok. Kayınımın eşi tuvaletten kâğıt getirip, yerleri sildi.
Ve başım ağrıyor...
Saat 13.28’.
Bir hastabakıcıyla doktor geldi. Karımı yandaki odaya götürürken hasta bakıcı soruyor: “Scpreht Deutscht İhre Frau?” Haspa, yabancı olduğumuzu Önaçan soyadından anlamış olmalı.
Beraber bir başka odaya gidiyoruz. Karım, o bilinen yataklardan birisine uzatılıyor. Kan almışlar ve tahlil sonucunu bekliyoruz.
Saat 15.04’.
Hemen karşı, röntgen odası. Bir hastabakıcı, bir hastayı getirip, röntgen odasının önüne bırakıp gitti. Hasta, kendinde değil; hani biz deriz ya, ‘zekarette..’ Hastanın iğne izleriyle dolu çürümüş kolunda yine bir iğne sokulu ve verilmekte olan serum, kesilmiş. Karım, üşüdüğünü söylüyor, ben yağmurluğunu dizlerine örtüyorum.
Sol taraftaki koridor girişinde ‘Ambula’ yazılı bir tabela var. Gelinimize soruyorum anlamını, düşünüyor ve mahcup olmamak için kafadan atıyor: “Ambula denilen yeri gösteriyor,” diyor. İyi bir açıklama(?!).
Ve dişim ağrıyor...
Saat 15.09’.
Röntgen çekecek görevli geliyor. Hastanın bana ait olup-olmadığını soruyor, “Hayır,” diyorum. Azrail’i bekleyen adamı içeri çekiyor.
Karım, üşüdüğünü söylerken, doktorlar ve hastabakıcılar, dipteki bir odaya pasta, çiçek (o gün anneler günü ya,) götürüyorlar; bazıları ağızlarının içini yalaya yalaya dışarı çıkıp, içeri giriyorlar.
Saat 15.21’.
Tam 3 saattir burada olduğumuzu bildikçe, sinirleniyorum. ‘Ambula’ yazan plakete yaklaşıyorum. Görüyorum ki, ‘nz’ harfleri düşmüş. Ben de tırnağımla sondaki harfi çıkarmaya çalışıyorum, en azından Türkçe bir anlamı olacak; çıkmıyor. Karımın odasına girip, “Türkiye’deki hastanelerde bakım olmadığını söyleyenlere ne diyeyim, kalk; ben sana evde kocakarı ilacı yapıp, iyileştireceğim!” diyorum ve çıkışa yöneliyoruz.
Karım, hem ‘Hasta kabul’dekilere, hem acilde bekleyenlere sağlıklarına dokunacak üç-beş lâf söylüyor.
Elimdeki otopark markayı makinesine atıyorum ve 2.25 Erou yazıyor. Parayı otomota atarken 75 cent kârlı olduğumuzu düşünüyorum ve çıkıyoruz.
Ve kuşum ağrıyor...
Türkiye’ye dönüp de hastalerimizdeki düzeni görünce, gerçekten döndüğüme çook memnun oldum.
Bielefeld, 09.05.04
---------------------------------------------------------------------------------------------
Karınız Almanca konuşabiliyor mu?